Birleşmiş Milletler (BM) tarafından yayımlanan yeni verilere göre, 2025 yılında dünya genelinde genç işsizlik oranı artış gösterdi. Rapora göre, işsizlikteki en büyük artışlar özellikle yüksek gelirli ülkelerde kaydedildi. Küresel ekonomik toparlanmanın yavaş seyri, genç nüfusun işgücü piyasasına katılımını olumsuz etkilerken, bu durumun özellikle gelişmiş ekonomilerde daha belirgin olduğu gözlemlendi. BM'nin raporu, gençler arasındaki işsizliğin yalnızca ekonomik bir sorun olmadığını, aynı zamanda sosyal istikrar ve gelecekteki büyüme açısından da ciddi bir tehdit oluşturduğuna dikkat çekiyor.
Gelişmenin Arka Planı
Birleşmiş Milletler Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) verilerine dayandırılan rapor, 15-24 yaş arası gençlerin işsizlik oranının 2024'teki seviyesine kıyasla 2025'te belirgin bir yükseliş kaydettiğini ortaya koyuyor. Raporda, bu artışın küresel ortalamada yaklaşık 0.5 puan olduğu tahmin edilirken, bazı yüksek gelirli ülkelerde bu oranın 1 puanı aştığı belirtiliyor. Özellikle Güney Avrupa ülkeleri, Kanada ve Avustralya'da genç işsizliği ciddi boyutlara ulaştı. Uzmanlar, bu durumun pandemi sonrası toparlanmanın eşitsiz dağılımından kaynaklandığını savunuyor. Yüksek gelirli ülkelerde teknoloji ve finans sektörlerindeki daralma, gençlerin iş bulma şansını azaltırken, düşük gelirli ülkelerde ise kayıt dışı istihdam ve tarımsal işgücü genç işsizliğini maskeleyebiliyor.
Rapor ayrıca, genç kadınların işsizlik oranının genç erkeklere kıyasla daha yüksek olduğunu da gözler önüne seriyor. Cinsiyet eşitsizliğinin işgücü piyasasındaki yansımaları, eğitimli genç kadınların bile iş bulmakta zorlandığına işaret ediyor. Öte yandan, NEET olarak adlandırılan, eğitimde olmayan ve istihdamda olmayan gençlerin oranı da birçok ülkede artış göstermiş durumda. Bu gençler, uzun vadede işgücü piyasasından kopma riskiyle karşı karşıya.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Genç işsizliğindeki artış, yalnızca gelişmiş ülkelerle sınırlı değil. Güneydoğu Asya ve Afrika'nın bazı bölgelerinde de genç nüfusun iş bulma umudu giderek azalıyor. Özellikle iklim değişikliği ve jeopolitik gerilimler, küresel tedarik zincirlerinde aksamalara yol açarak tarım ve imalat sektörlerinde istihdamı olumsuz etkiliyor. BM, bu eğilimin devam etmesi halinde küresel ölçekte sosyal huzursuzlukların artabileceği ve göç dalgalarının büyüyebileceği uyarısında bulunuyor. Gelişmekte olan ülkelerde ise genç işsizliği, üniversite mezunlarının bile iş bulamaması şeklinde kendini gösteriyor.
Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası uzmanları, bu sorunun çözümü için eğitim sistemlerinin işgücü piyasasının ihtiyaçlarına göre yeniden yapılandırılması gerektiğini vurguluyor. Ayrıca, dijital beceri eğitimleri ve yenilikçi girişimciliğin desteklenmesi, genç istihdamını artırmada kritik öneme sahip. Ancak birçok ülkede bu alandaki politikaların yetersiz kaldığı görülüyor.
Küresel ekonomik belirsizliklerin sürdüğü bir dönemde, genç işsizliğindeki bu yükseliş, hükümetlerin sosyal politika bütçelerini de zorluyor. İşsizlik sigortalarına olan talebin artması, birçok ülkede bütçe açıklarının büyümesine neden olurken, bu durum uzun vadede kamu borçları üzerinde baskı oluşturabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de genç işsizlik oranı, küresel ortalamanın üzerinde seyretmekle birlikte, 2025 verileri Türkiye'nin de bu eğilimden etkilenebileceğini gösteriyor. Yüksek gelirli ülkelerdeki ekonomik yavaşlama, Türkiye'nin ihracat pazarlarını daraltarak özellikle genç istihdamının yoğun olduğu imalat ve hizmet sektörlerini olumsuz etkileyebilir. Diğer yandan, Türkiye'nin güçlü genç nüfusu, doğru politikalarla bu krizden çıkışta bir avantaj sağlayabilir. Mesleki eğitim programlarının güçlendirilmesi ve dijital dönüşümün desteklenmesi, genç işsizliğini azaltmada kilit rol oynayabilir. Ancak mevcut ekonomik koşullar ve yüksek enflasyon, özel sektörün istihdam yaratma kapasitesini sınırlıyor. Bu nedenle, hükümetin gençlere yönelik istihdam teşvikleri ve girişimcilik destekleri, Türkiye'nin küresel genç işsizliği krizinden en az etkilenerek çıkabilmesi için hayati önem taşıyor.