Libya'nın doğusundaki silahlı güçler, askeri istihbarat şefi Tümgeneral Fevzi el-Mansuri'nin, Bingazi kentinde düzenlenen bombalı araç saldırısında hayatını kaybettiğini duyurdu. Saldırı, ülkenin doğusunda geniş toprakları kontrol eden komutan Halife Hafter'in güvenlik kontrolündeki bölgelerde ciddi güvenlik açıklarını ortaya koyarken, savaşın bölünmüş ülkeyi birleştirme çabalarını da gölgeledi.
Gelişmenin Arka Planı
Libya Ulusal Ordusu adı verilen ve Halife Hafter'e bağlı birlikler tarafından yapılan açıklamada, el-Mansuri'nin Bingazi'de bir araç bombasıyla hedef alındığı ve olayda hayatını kaybettiği belirtildi. Saldırının sorumluluğunu henüz hiçbir grup üstlenmedi. Ancak uzmanlar, Hafter'e bağlı güçlere yönelik son yıllarda artan saldırıların, ülkedeki siyasi ve askeri istikrarsızlığın derinleştiğine işaret ettiğini vurguluyor.
Fevzi el-Mansuri, Hafter'in doğudaki en güçlü isimlerinden biriydi ve askeri istihbarat biriminin başında bulunuyordu. Bingazi, 2011'de devrilen Muammer Kaddafi sonrası iç savaşta Hafter'in kontrolünü sağladığı ilk kentlerden biri olmuştu. Ancak kent, son yıllarda çeşitli silahlı gruplar ve terör örgütlerinin saldırılarına sahne oluyor. Saldırı, Hafter'in güvenlik vaatlerini sorgulanır hale getirirken, bölgedeki kontrolün ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Öte yandan, Libya'da halen iki ayrı hükümet bulunuyor. Doğuda Tobruk merkezli ve Hafter'in desteklediği bir yönetim, batıda ise Birleşmiş Milletler (BM) tarafından tanınan Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) bulunuyor. UMH'nin başkent Trablus'ta kurduğu yönetim ile doğudaki güçler arasında 2020'de ateşkes ilan edilmişti. Ancak siyasi birliğin sağlanması ve kalıcı barışın tesisi için yapılan görüşmeler, çeşitli anlaşmazlıklar nedeniyle bir türlü sonuçlandırılamadı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Libya'daki istikrarsızlık, yalnızca ülke sınırlarıyla sınırlı kalmıyor. Zengin petrol rezervlerine sahip olan Libya, Afrika'dan Avrupa'ya göç yollarının da kilit noktalarından biri. Ülkedeki çatışmaların devam etmesi, göç akınlarını artırırken, bölgedeki silahlı grupların da güçlenmesine zemin hazırlıyor. Özellikle IŞİD ve El-Kaide bağlantılı grupların Libya çöllerinde varlık gösterdiği biliniyor.
BM ve uluslararası toplum, Libya'da ulusal seçimlerin yapılması ve siyasi birliğin sağlanması için çaba gösteriyor. Ancak seçimlerin yapılabilmesi için gerekli yasal altyapı ve güvenlik ortamı henüz oluşmuş değil. Bingazi'deki suikast, bu sürecin ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor. Ayrıca, Hafter'in devlet dışı aktörlerle kurduğu ittifaklar, özellikle Rusya'nın Wagner grubu gibi paralı askerlerin bölgedeki varlığı, Libya krizinin uluslararası bir boyut kazanmasına yol açıyor. Bu durum, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları üzerindeki rekabeti de derinleştiriyor.
ABD ve Avrupa Birliği, Libya'daki taraflara itidal çağrısı yaparken, başkent Trablus'taki UMH'ye destek veriyor. Ancak Hafter'in Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ve Rusya ile yakın ilişkileri, bölgesel güçlerin Libya'da vekalet savaşı yürüttüğü iddialarını güçlendiriyor. Bu durum, Libya'nın birleşme sürecinin önündeki en büyük engellerden biri olarak görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Libya'daki bu suikast, Türkiye'nin doğrudan güvenlik çıkarlarını ilgilendiren bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Türkiye, BM nezdinde meşru kabul edilen UMH'yi desteklemekte ve Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanları konusunda Libya ile anlaşmalar imzalamıştır. Bingazi'deki istikrarsızlık, Hafter güçlerinin kontrolündeki bölgelerde güvenlik zafiyeti doğurarak, Türkiye'nin Karadeniz'deki hidrokarbon arama faaliyetlerini ve bölgedeki nüfuzunu dolaylı olarak etkileyebilir. Ayrıca Libya'daki istikrarsızlık, Türkiye'ye yönelen düzensiz göç dalgalarını artırabilir. Bu nedenle Türkiye, Libya'daki siyasi birliğin sağlanmasına yönelik uluslararası çabaları desteklemekte ve taraflar arasında diyaloğu teşvik etmektedir.