ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Yemen'de geçen yıl düzenlenen hava saldırılarında 153 sivilin öldüğünü kabul etti. Middle East Eye'ın haberine göre, bu açıklama, Yemen'de yıllardır süren iç savaşta ABD'nin rolüne dair uluslararası eleştirileri yeniden gündeme getirdi. Pentagon, sivil kayıpların çoğunun, Husilere yönelik operasyonlar sırasında meydana geldiğini ve kayıpların en aza indirilmesi için çaba gösterildiğini savundu. Ancak insan hakları örgütleri ve Birleşmiş Milletler (BM) raporları, gerçek sivil kayıp sayısının açıklanan rakamların çok üzerinde olduğunu ve pek çok saldırının uluslararası hukuku ihlal ettiğini belirtiyor.
Gelişmenin Arka Planı: Yemen'deki Vekalet Savaşı ve ABD'nin Rolü
Yemen, 2014'ten bu yana İran destekli Husiler ile Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri arasında şiddetli bir iç savaşa sahne oluyor. Husiler, başkent Sana'yı ele geçirerek devrik Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur Hadi'yi iktidardan uzaklaştırdı. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), 2015'te Hadi hükümetini desteklemek için askeri müdahale başlattı. ABD, bu koalisyona lojistik ve istihbarat desteği sağlıyor ve zaman zaman doğrudan hava saldırıları düzenliyor. Bu saldırılar, özellikle Husilerin kontrolündeki bölgelerde sivil kayıpların artmasına neden oldu.
Pentagon'un kabul ettiği 153 sivil ölümü, yalnızca ABD'nin doğrudan müdahil olduğu operasyonları kapsıyor. Ancak Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun hava saldırılarında binlerce sivilin öldüğü biliniyor. BM verilerine göre, 2015'ten bu yana çatışmalarda en az 377 bin kişi hayatını kaybetti; bunların büyük çoğunluğu açlık ve hastalık gibi dolaylı nedenlerden öldü. Sivil kayıpların önemli bir kısmı da patlamamış mühimmatlar ve mayınlar nedeniyle meydana geliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Uluslararası Hukuk ve Hesap Verebilirlik Tartışmaları
Pentagon'un açıklaması, ABD yönetiminin sivil kayıplara ilişkin hesap verebilirlik konusundaki tutumunu yeniden tartışmaya açtı. İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) ve Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International), ABD'nin Yemen'deki hava saldırılarında sivil kayıpları azaltmak için yeterli önlem almadığını ve uluslararası insancıl hukuku ihlal ettiğini savunuyor. 2020'de ABD, Yemen'deki insansız hava aracı (İHA) saldırılarını durdurma kararı almış ancak bu karar kalıcı olmamıştı.
Yemen'deki çatışma, bölgesel bir vekalet savaşı haline geldi: Suudi Arabistan'ın öncülük ettiği Sünni koalisyon ile İran'ın desteklediği Şii Husiler arasında sürüyor. Bu durum, Ortadoğu'daki dengeleri derinden etkiliyor ve Körfez ülkelerinin güvenlik politikalarında belirleyici bir rol oynuyor. Ayrıca, Kızıldeniz'deki Babülmendep Boğazı'na yakınlığı nedeniyle Yemen, küresel enerji ticareti için stratejik bir öneme sahip. Herhangi bir çatışmanın tırmanması, küresel petrol fiyatlarını etkileyebilir ve deniz ticaretini tehdit edebilir.
Sivil kayıpların kabulü, ABD'nin bölgedeki askeri operasyonlarının meşruiyetini sorgulatıyor. Özellikle ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, önceki yönetimin aksine Yemen'deki savaşa daha eleştirel yaklaşmış ve Suudi Arabistan'a bazı silah satışlarını durdurmuştu. Ancak Biden yönetimi, Husilere karşı İHA ve füze saldırılarını sürdürmeye devam ediyor ve bu durum, insan hakları örgütleri tarafından sık sık eleştiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Ortadoğu politikası açısından dolaylı fakat önemli sonuçlar doğuruyor. Türkiye, Yemen'deki siyasi sürecin barışçıl bir şekilde çözülmesini savunuyor ve taraflar arasında diyalog çağrısı yapıyor. ABD'nin sivil kayıplarını kabul etmesi, bölgedeki ABD müdahalesinin yarattığı olumsuz algıyı güçlendiriyor ve bu durum, Türkiye'nin bölgede daha fazla inisiyatif almasına zemin hazırlayabilir. Türkiye, Katar, İran ve Rusya ile birlikte Yemen'deki ateşkesin sağlanması için diplomatik çabalar yürütüyor. Ayrıca, Kızıldeniz'deki güvenlik, Türkiye'nin ticaret yolları ve enerji güvenliği açısından kritik önemde. Bu nedenle, Yemen'deki istikrarsızlığın derinleşmesi, Türkiye'nin bölgesel güvenlik önceliklerini etkileyebilir ve Ankara'nın daha aktif bir arabulucu rolü üstlenmesini gerektirebilir.