Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve fiili yöneticisi Muhammed bin Selman (MbS), küresel siyasetin en güçlü ve en tartışmalı figürlerinden biri olmaya devam ediyor. 2017'de veliaht prens ilan edilmesinden bu yana, ülkesinin petrol politikasını yeniden şekillendirdi, Vizyon 2030 ile ekonomik dönüşüm başlattı, ancak aynı zamanda Cemal Kaşıkçı cinayeti ve iç muhalefete yönelik baskılarla anılıyor. Batılı ülkelerle ilişkileri inişli çıkışlı bir seyir izlerken, özellikle Rusya-Ukrayna savaşı sonrası enerji piyasalarındaki belirleyici rolü, MbS'yi uluslararası diplomasinin merkezine yeniden yerleştirdi. Bu makalede, Veliaht Prens'in karar alma mekanizmalarını, küresel güç dengelerindeki konumunu ve Türkiye ile ilişkilerini inceliyoruz.
Veliaht Prens'in Yükselişi ve Vizyon 2030
Muhammed bin Selman, babası Kral Selman'ın tahta geçmesinin ardından 2015'te savunma bakanı, 2017'de ise veliaht prens oldu. Kısa sürede ülkenin tüm kritik kurumlarında kontrolü ele geçirdi. Savunma bakanı olarak Yemen'deki savaşı başlattı; bu savaş, insani krize yol açan ve uluslararası toplumun eleştirilerini artıran bir çatışma hâline geldi. Ayrıca, ekonominin petrole bağımlılığını azaltmayı hedefleyen Vizyon 2030 planını hayata geçirdi. Bu plan kapsamında, eğlence sektörü, turizm ve teknoloji gibi alanlara yatırım yapıldı; kadınların araba kullanmasına izin verildi, sinema salonları açıldı. Bu reformlar, ülkeyi modernleştirme çabası olarak görülse de, siyasi muhalefet hâlâ şiddetle bastırılıyor. İnsan hakları örgütleri, aktivistlerin ve kadın hakları savunucularının keyfi tutuklandığını bildiriyor. Bu durum, Batı ile MbS arasındaki ilişkilerde sürekli bir gerilim yaratıyor.
Uluslararası Alanda Oyun Kurucu
MbS, küresel enerji piyasalarında kilit bir role sahip. Suudi Arabistan, OPEC+ üzerinden petrol üretimini kontrol ederek küresel fiyatları etkileyebiliyor. Özellikle Rusya ile koordinasyon içinde yürüttüğü üretim politikaları, ABD'nin enerji fiyatlarını düşürmeye yönelik baskılarıyla çakışıyor. Biden yönetimiyle ilişkiler, Kaşıkçı cinayeti sonrası gerilmiş olsa da, enerji güvenliği konularında pragmatik iş birliği devam ediyor. MbS ayrıca, Çin ile yakınlaşarak Batı'ya alternatif ittifaklar kurma iradesini de gösteriyor. Suudi Arabistan'ın Şanghay İşbirliği Örgütü'ne kabulü, bu bağlamda önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Bölgesel düzeyde ise, İran ile 2023'te sağlanan diplomatik uzlaşma, iki ülke arasındaki mezhepsel gerilimi azaltmış olsa da, Yemen ve Suriye'deki vekalet savaşları devam ediyor. MbS, bölgedeki nüfuzunu artırarak, Mısır, Ürdün ve Körfez ülkeleri üzerinde etkisini sürdürüyor. İsrail normalleşmesi konusu ise, Filistin meselesi nedeniyle askıda bulunuyor ancak arka planda müzakerelerin sürdüğü biliniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişmeler, Türkiye'nin dış politikası ve ekonomisi üzerinde doğrudan etkiler doğurabilecek nitelikte. Suudi Arabistan ile Türkiye, son yıllarda ilişkileri normalleştirme sürecine girmiştir. İki ülke arasındaki ticaret hacmi ve turizm gelirleri, ekonomik açıdan Türkiye için önem taşımaktadır. Ayrıca, 2018'deki Kaşıkçı cinayeti sonrası yaşanan gerilimlerin ardından, Ankara ile Riyad arasındaki diplomatik diyalog, bölgesel istikrar açısından kritiktir. MbS'nin aktif küresel rolü, enerji fiyatları üzerinden Türkiye'nin enerji maliyetlerini doğrudan etkileyebilir. Öte yandan, Suudi Arabistan'ın Çin ile yakınlaşması, NATO üyesi olarak Türkiye'nin Batı ittifakı içindeki konumunu dengeler mi, yoksa yeni gerilimler mi yaratır, önümüzdeki dönemde dikkatle izlenmelidir. Türkiye, hem Batı hem de İslam dünyasıyla ilişkilerini dengeleyen bir dış politika yürütürken, Riyad'ın tercihleri bu dengeyi etkileyebilir. Bu nedenle, veliaht prensin politikaları Türk karar alıcılar tarafından yakından takip edilmektedir.