Katolik dünyasının ruhani lideri Papa Leo, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki Katolikler arasında genel olarak popülerliğini sürdürmesine rağmen, Cumhuriyetçi Parti'ye yakın Katolikler arasında desteği belirgin bir şekilde geriliyor. Partizan kutuplaşmanın giderek derinleştiği ABD'de, Papa'nın iklim değişikliği, göç ve sosyal adalet gibi konulardaki duruşu, muhafazakar Katoliklerle arasında mesafe yaratıyor. Son yapılan anketlere göre, Papa Leo'ya olumlu bakan Cumhuriyetçi Katoliklerin oranı son iki yılda yüzde 15 puan azalarak yüzde 48'e geriledi. Buna karşın Demokrat Katolikler arasında destek oranı yüzde 85 gibi yüksek bir seviyede kalmaya devam ediyor.
Gelişmenin Arka Planı
Papa Leo, 2013 yılında göreve başlamasından bu yana, seleflerinden farklı olarak iklim krizi, ekonomik eşitsizlik ve mülteci hakları gibi ilerici temaları ön plana çıkaran bir liderlik sergilemişti. Bu yaklaşım, özellikle genç ve kentli Katolikler arasında büyük bir popülerlik kazanmasını sağlarken, muhafazakar kanatta rahatsızlığa neden olmuştu. ABD'de Katolikler geleneksel olarak Cumhuriyetçi ve Demokrat partiler arasında neredeyse eşit dağılırken, son yıllarda dini pratikler ile politik görüşler arasındaki bağın zayıfladığı gözlemleniyor.
Uzmanlara göre, Cumhuriyetçi Katolikler arasındaki bu düşüşün temel nedenlerinden biri, Papa'nın kürtaj ve aile değerleri gibi konularda net bir muhafazakar çizgi izlemekten kaçınması. Özellikle son sinod toplantısında evrensel ahlaki ilkeler yerine yerel piskoposluklara daha fazla yetki devri öngören kararlar, muhafazakar Katoliklerde hayal kırıklığı yarattı. Ayrıca, Papa'nın ABD'deki başkanlık seçimleri öncesinde Demokrat adaylara yakın duran bazı söylemleri de Cumhuriyetçi seçmen kitlesinde tepki çekiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Papa Leo'nun popülaritesindeki bu değişim sadece ABD ile sınırlı değil. Avrupa ve Latin Amerika'da da benzer eğilimler gözlemleniyor. Polonya gibi muhafazakar Katolik ülkelerde Papa'ya yönelik eleştiriler artarken, Brezilya ve Meksika'da ise destek oranları daha dengeli seyrediyor. Küresel Katolik nüfusunun yaklaşık yüzde 40'ının yaşadığı Latin Amerika'da, Papa'nın yoksulluk ve çevre politikalarına verdiği önem geniş kitleler tarafından takdirle karşılanıyor. Ancak bu kitlenin siyasi tercihleri ABD'deki gibi keskin bir parti ayrışması göstermiyor. Vatikan'da ise bu gelişmeler, Kilise'nin modern dünyadaki rolü ve siyasetten bağımsız kalması gerektiği yönündeki tartışmaları yeniden alevlendirdi. Öte yandan, Çin ve Rusya gibi ülkelerdeki Katolik topluluklar, Papa'nın Batı yanlısı duruşuna mesafeli yaklaşırken, Asya ve Afrika'da Katoliklik hızla yayılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, nüfusunun büyük çoğunluğu Müslüman olan bir ülke olarak doğrudan Katolik iç siyasetinden etkilenmese de, Papa Leo'nun popülaritesindeki bu düşüş, ABD'deki dini ve siyasi kutuplaşmanın ne kadar derinleştiğini göstermesi açısından önem taşıyor. ABD ile ilişkilerinde dini boyutun giderek belirleyici hale geldiği Türkiye, özellikle Ermeni soykırımı iddiaları ve Kudüs'ün statüsü gibi konularda Vatikan'ın tutumunu yakından takip ediyor. Cumhuriyetçi Katoliklerin dış politika konularında daha sert bir çizgi benimsemesi, Ankara'nın Washington nezdindeki lobi faaliyetlerinde yeni stratejiler geliştirmesini gerektirebilir.