İran ile ABD arasında Umman'da sürdürülen nükleer barış görüşmeleri, İsrail ile Hizbullah arasında tırmanan karşılıklı saldırılar nedeniyle aniden askıya alındı. Bölgede saatler süren kaosun ardından Lübnan'da acil toplanan ateşkes, tansiyonu kısmen düşürdü. Ancak tarafların birbirlerine yönelttiği ağır suçlamalar ve savaş tehditleri, barış umutlarını gölgede bıraktı.
Gelişmenin arka planı
Haftalar süren sessiz diplomasinin ardından İsrail, Lübnan'ın güneyindeki Hizbullah mevzilerine yönelik kapsamlı bir hava operasyonu başlattı. Hizbullah'ın misillemesi ise İsrail'in kuzeyindeki yerleşim birimlerine roket yağmuru şeklinde oldu. Çatışmalar, iki taraf arasında 2006 savaşından bu yana en şiddetli seviyeye ulaştı. Bu sırada Umman'da devam eden ABD-İran görüşmeleri, İran'ın Hizbullah'a verdiği destek nedeniyle çıkmaza girdi. ABD heyeti, İran'ın arabuluculuk tekliflerini reddederek masayı terk etti.
İran Dışişleri Bakanlığı, görüşmelerin askıya alındığını doğrularken, ABD'li yetkililer İran'ın 'yapıcı olmayan' tutumunu eleştirdi. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Hizbullah'a karşı 'tam askeri harekat' sinyali verirken, Lübnan hükümeti acil ateşkes çağrısında bulundu. Fransa ve Katar'ın arabuluculuğunda 48 saatliğine sağlanan ateşkes, her an bozulabilecek kırılgan bir yapıya sahip.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu gelişmeler, Orta Doğu'da ABD'nin güvenilirliğini ve barış inisiyatiflerini ciddi şekilde sorgulatırken, İran'ın bölgesel ağlarını da test ediyor. Hizbullah'ın İsrail'le doğrudan çatışması, İran'ın uzun yıllardır beslediği 'direniş ekseni' stratejisinin en kritik sınavı. Ateşkes sağlanmış olsa da, tarafların askeri hazırlıkları sürüyor. ABD, İran'ın nükleer müzakerelerde elini zayıflatmak isterken, İsrail'in önleyici saldırıları bölgeyi geniş çaplı bir savaşa sürükleyebilir. Bölge ülkeleri, özellikle Körfez monarşileri, çatışmanın yayılmasından endişe duyuyor. Lübnan'ın zaten çökmüş ekonomisi, bu çatışma nedeniyle daha da ağır darbe aldı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, hem İran'la hem de İsrail'le dengeli ilişkiler yürütmeye çalışırken, bu çatışma Ankara'yı zor bir pozisyonda bırakıyor. İsrail-Hizbullah gerilimi, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji ve deniz yetki alanı planlarını dolaylı olarak etkileyebilir. Ayrıca, bölgede istikrarsızlık, Suriye'deki PKK varlığı ve göç gibi konularda Türkiye'nin güvenlik hesaplarını yeniden yapmasına yol açabilir. Ankara, tansiyonun düşürülmesi için diplomatik girişimlerde bulunurken, uzun vadede ABD-İran hattındaki kırılmanın bölgesel güç dengelerini nasıl değiştireceğini yakından izlemek durumunda.