Lübnan merkezli silahlı grup Hizbullah, ABD ile İran arasında varılan barış anlaşmasını “büyük bir zafer” olarak selamlarken, anlaşmanın bölgesel dengelere ve Lübnan’daki güç mücadelesine etkileri tartışılıyor. İsrail karşıtı duruşuyla bilinen ve İran destekli olan Hizbullah, diplomatik başarıyı kendi lehine yorumlasa da, anlaşmanın somut kazanımları henüz netlik kazanmış değil.
Gelişmenin arka planı
ABD ve İran arasında aylardır süren müzakereler, tarafların nükleer program ve bölgesel taahhütler konusunda anlaşmasıyla sonuçlandı. Anlaşma, bazı yaptırımların hafifletilmesi ve İran’ın nükleer faaliyetlerinin sınırlandırılmasını öngörüyor. Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, yaptığı açıklamada anlaşmanın “ABD’nin bölgedeki hegemonyasına bir darbe” olduğunu ve “direniş ekseni”nin güçlendiğini savundu. Ancak anlaşma metninde Lübnan’a veya Hizbullah’a doğrudan bir atıf yer almıyor.
Hizbullah’ın bu zafer söylemi, özellikle Lübnan iç siyasetindeki konumunu sağlamlaştırma amacı taşıyor. Ekonomik kriz ve siyasi çıkmazla boğuşan Lübnan’da Hizbullah, silahlı kanadının meşruiyetini korumak ve İran’dan gelen desteğin süreceğini göstermek için anlaşmayı kullanıyor. Bununla birlikte, anlaşmanın yaptırımların hafiflemesine yol açması, Lübnan ekonomisine bir nebze olsun nefes aldırabilir; ancak bu etkilerin dolaylı ve gecikmeli olması bekleniyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Anlaşma, İran’ın bölgesel nüfuzunun sınırlanması hedefiyle ABD’nin Suudi Arabistan ve İsrail gibi müttefiklerini rahatsız etmiş durumda. İsrail, anlaşmayı “tehlikeli” olarak nitelerken, Hizbullah’ın güçlenmesinden endişe ediyor. Suudi Arabistan ise İran’ın Yemen ve Suriye’deki faaliyetlerinin artabileceği uyarısında bulunuyor. Öte yandan Avrupa Birliği, anlaşmayı diplomasi adına olumlu bir adım olarak değerlendirirken, bölgesel istikrar için kapsamlı bir çözümün gerekli olduğunu vurguluyor.
Hizbullah’ın zafer ilanı, özellikle Lübnan’daki diğer siyasi aktörler tarafından eleştiriliyor. Başbakan Necib Mikati’nin liderliğindeki mevcut hükümet, anlaşmanın Lübnan’ın egemenliğine saygı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtirken, Hizbullah’ın tek taraflı zafer söyleminin ülkedeki kutuplaşmayı derinleştirdiği yorumları yapılıyor. Ayrıca, anlaşmanın İran’a sağlayacağı mali rahatlamanın bir kısmının Hizbullah’a aktarılması, İsrail ve ABD tarafından yakından izleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran anlaşması, Türkiye için de önemli bölgesel yansımalar taşıyor. Türkiye, İran’la ekonomik ilişkilerini geliştirmek ve enerji işbirliğini artırmak isterken, anlaşmanın yaptırımları hafifletmesi bu ticareti canlandırabilir. Ancak Hizbullah’ın zafer söylemi, Suriye ve Irak’taki İran destekli milisleri cesaretlendirerek Türkiye’nin sınır güvenliğine tehdit oluşturabilir. Ankara, bölgesel istikrarın korunması için anlaşmanın Lübnan’ın iç işlerine müdahale aracı haline getirilmemesi gerektiğini düşünüyor. Türkiye’nin temel endişesi, anlaşmanın İran’ın nüfuz alanını genişletmesi ve bunun sonucunda Doğu Akdeniz’deki güç dengesinin değişmesidir. Bu nedenle Türkiye, anlaşmanın uygulanmasını dikkatle takip edecek ve gerektiğinde diplomatik girişimlerde bulunacaktır.