Bu ay Kenya'nın Mombasa kentinde düzenlenen Our Ocean Konferansı'nda (Okyanusumuz Konferansı), çevre kampanyacıları okyanus koruma hedeflerine ulaşmak için hükümetlerin yeni açık deniz petrol ve doğalgaz projelerine son vermesi gerektiği uyarısında bulundu. Ancak konferans sonuç bildirgesinde, fosil yakıt genişlemesine yönelik herhangi bir taahhüt yer almadı. Climate Home News'in aktardığına göre, küresel okyanus yönetişiminin en önemli platformlarından biri olarak görülen etkinlik, artan açık deniz sondaj faaliyetleri karşısında sessiz kalmayı tercih etti.
Konferansın Hedefleri ve Hayal Kırıklığı
2014 yılından bu yana düzenlenen Our Ocean Konferansı, okyanus koruma alanında uluslararası iş birliğini güçlendirmeyi amaçlıyor. Bu yılki toplantıda deniz kirliliği, aşırı avlanma ve iklim değişikliğinin okyanuslar üzerindeki etkileri ele alındı. Ancak kampanyacılar, konferansın enerji alanındaki en büyük tehditlerden birini görmezden geldiğini belirtti. Özellikle Afrika kıyılarında yeni keşfedilen hidrokarbon yatakları, bölgedeki kırılgan deniz ekosistemleri için ciddi risk oluşturuyor. Mombasa'da bir araya gelen sivil toplum kuruluşları, hükümetlere "okyanusları korumak için fosil yakıt çağını sonlandırın" çağrısı yaptı. Ancak konferansın ana oturumlarında konuya yeterince yer verilmemesi eleştiri konusu oldu.
Küresel Enerji Dinamikleri ve Okyanus Koruma Çelişkisi
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre, küresel petrol ve doğalgaz talebinin artmaya devam etmesi, yeni sahaların keşfini ve işletilmesini teşvik ediyor. Özellikle Doğu Afrika'da Mozambik, Tanzanya ve Kenya açıklarında büyük doğalgaz rezervleri bulunuyor. Bu projeler, kısa vadede enerji güvenliği ve ekonomik kalkınma vaat ederken, uzun vadede okyanus asitlenmesi ve deniz biyoçeşitliliği kaybına yol açıyor. Our Ocean Konferansı'nın fosil yakıtlara sessiz kalması, çevre örgütleri tarafından "iklim krizini hafife almak" olarak yorumlandı. Oysa 2022'deki Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi COP15'inde, 2030 yılına kadar karaların ve okyanusların yüzde 30'unun koruma altına alınması hedeflenmişti. Uzmanlar, bu hedefe ulaşmak için yeni petrol ve gaz projelerinin durdurulmasının şart olduğunu vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Doğu Akdeniz'de sürdürdüğü hidrokarbon arama faaliyetleriyle benzer bir ikilemle karşı karşıya. Enerji bağımlılığını azaltma hedefiyle yürütülen sondaj çalışmaları, Yunanistan ve GKRY ile deniz yetki alanı tartışmalarını alevlendirirken, bölgenin hassas deniz ekosistemi üzerinde baskı oluşturuyor. Our Ocean Konferansı'ndaki sessizlik, küresel okyanus koruma normlarının enerji politikalarıyla çeliştiği bir dönemde Türkiye'nin de pozisyonunu sorgulamasına neden olabilir. Ankara'nın, uluslararası baskıları dengeleyerek sürdürülebilir kalkınma ile enerji güvenliğini uyumlu hale getiren bir strateji geliştirmesi, hem bölgesel istikrar hem de çevre koruma açısından kritik önem taşıyor.