Fransız siyasetçi Audrey Pulvar, Avrupa'yı etkisi altına alan ve en az 1.300 kişinin hayatını kaybetmesine yol açan şiddetli sıcak hava dalgasıyla ilgili olarak ABD'nin 'önemli bir sorumluluk' taşıdığını söyledi. Pulvar, Amerikalı gazetecilerin Fransa'nın yüksek emisyonları nedeniyle klima eksikliğinden şikayet etmesini 'son derece ironik' olarak nitelendirdi. Fransa'nın eski çevre bakanlarından ve çevre aktivisti olan Pulvar, Avrupa'yı kavuran aşırı sıcakların arkasındaki temel nedenin küresel ısınma olduğunu ve ABD'nin bu konuda en büyük paya sahip ülkelerden biri olduğunu vurguladı.
Gelişmenin arka planı
Avrupa, son yılların en şiddetli sıcak hava dalgasıyla mücadele ediyor. Özellikle Fransa, İspanya ve Portekiz’de sıcaklıklar 40 derecenin üzerine çıkarken, yetkililer binlerce kişinin sıcak çarpması nedeniyle hastanelere başvurduğunu açıkladı. Fransa Sağlık Bakanlığı, sıcak hava dalgasıyla bağlantılı ölümlerin 1.300’ü aştığını duyurdu. Bu rakam, 2003 yılında yaşanan ve 15.000 kişinin ölümüne yol açan büyük sıcak hava dalgasını hatırlatıyor.
Pulvar, yaptığı açıklamada, 'Amerikalı gazetecilerin, Fransa'nın yüksek karbon emisyonlarına rağmen yaygın klima kullanmamasını eleştirmesi büyük bir çelişki. Asıl sorun, ABD'nin kişi başına düşen karbon emisyonlarının dünya ortalamasının çok üzerinde olması ve iklim değişikliğine en büyük katkıyı yapan ülkelerden biri olmasıdır' dedi. Fransız siyasetçi, ABD'nin iklim politikalarını yeterince ciddiye almadığını ve bu durumun Avrupa'daki aşırı hava olaylarını tetiklediğini savundu.
Avrupa genelinde sıcak hava dalgası nedeniyle birçok ülkede acil durum ilan edilirken, Fransa'da hükümet yaşlı ve kronik hastalığı olanlar için 'kırmızı alarm' verdi. Okullar tatil edilirken, halka su tüketimi konusunda uyarılar yapıldı. Fransız demiryolu şirketi SNCF, rayların genleşmesi nedeniyle bazı seferleri iptal ettiğini duyurdu. Tarım sektörü de sıcaklardan olumsuz etkilenirken, üzüm bağları ve buğday tarlalarında büyük kayıplar yaşandığı bildirildi.
Bölgesel ve küresel boyut
Sıcak hava dalgası sadece Fransa'yı değil, tüm Avrupa'yı etkiliyor. İspanya'da sıcaklıklar 44 dereceye ulaşırken, Portekiz'de orman yangınları binlerce hektarlık alanı küle çevirdi. Birleşik Krallık'ta ise tarihin en sıcak günü yaşandı ve sıcaklık 40 derecenin üzerine çıktı. Uzmanlar, bu tür aşırı hava olaylarının iklim değişikliği nedeniyle daha sık ve şiddetli hale geleceği konusunda uyarıyor.
Pulvar'ın dikkat çektiği gibi, ABD tarihsel olarak en fazla karbon salınımı yapan ülke konumunda. Amerika Birleşik Devletleri'nin kişi başına karbon emisyonu, Avrupa Birliği ortalamasının neredeyse iki katı. ABD, Paris İklim Anlaşması'ndan bir dönem çekilmiş, daha sonra tekrar katılmış olsa da, iklim hedefleri konusunda yetersiz kalmakla eleştiriliyor. Avrupalı yetkililer, ABD'nin daha cesur adımlar atmaması halinde küresel iklim krizinin derinleşeceği görüşünde.
Öte yandan, Avrupa Birliği kendi içinde yeşil dönüşümü hızlandırmak için 'Fit for 55' paketi gibi önemli adımlar atıyor. Ancak Pulvar'ın da vurguladığı gibi, iklim krizi küresel bir sorun ve en büyük kirleticilerin sorumluluk alması gerekiyor. Fransız siyasetçinin bu çıkışı, Avrupa ile ABD arasında iklim politikaları konusunda var olan gerilimi bir kez daha gündeme taşıdı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Akdeniz havzasında yer alması nedeniyle iklim değişikliğinden en çok etkilenecek ülkeler arasında gösteriliyor. Bu yıl yaşanan aşırı sıcaklar ve kuraklık, Türkiye'nin de benzer risklerle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Avrupa'daki sıcak hava dalgası, Türkiye'nin iklim değişikliğine uyum politikalarını hızlandırması gerektiğini ortaya koyuyor. Ayrıca, ABD'nin iklim politikalarındaki tutumu Türkiye'nin de dahil olduğu birçok gelişmekte olan ülkeyi etkiliyor; çünkü iklim finansmanı ve teknoloji transferi konularında ABD'nin taahhütlerini yerine getirmesi, küresel çabalar için kritik önemde.