Orta Doğu'dan yükselen savaş tehditleri, Nijerya'nın en büyük Şii topluluğu olan İslami Hareketi (IMN) mensuplarında derin bir endişe yaratıyor. ABD ve İsrail'in İran'a yönelik artan askeri baskısı, bu topluluk tarafından doğrudan kendilerine yönelik bir tehdit olarak algılanıyor. Nijerya'nın kuzeyinde, özellikle Zaria şehrinde yoğunlaşan milyonlarca Şii, İran Devrimi'nin lideri Ayetullah Humeyni'nin mirasına bağlılıkla yaşıyor. Onlar için Tahran'a yapılacak herhangi bir saldırı, sadece bir ülkeye değil, aynı zamanda inançlarının kalbine yapılmış bir saldırı anlamına geliyor.
Nijerya Şiileri: Marjinalliğin Gölgesinde Savaş Korkusu
Nijerya'da Şiilik, 1979 İran Devrimi'nden sonra yaygınlaştı. Ülkenin en etkili Şii lideri İbrahim Zakzaky, devrimden esinlenerek İslami Hareketi'ni kurdu. Ancak Zakzaky ve takipçileri, Sünni çoğunluk tarafından sık sık hedef alındı ve devlet baskısıyla karşılaştı. 2015 yılında Zaria'da ordunun düzenlediği bir operasyonda yüzlerce Şii öldürülmüş, Zakzaky de ağır yaralanmıştı. Bu olay, toplulukta travma yaratırken, İran'a olan sempatiyi daha da pekiştirdi. Şimdi ise ABD ve İsrail'in İran'a yönelik tehditleri, bu travmayı yeniden canlandırıyor. Topluluk üyeleri, Nijerya hükümetinin Batılı güçlerle iş birliği yaparak kendilerine karşı harekete geçebileceğinden korkuyor. Zakzaky'nin oğlu Muhammed, “İran bize sadece dini değil, aynı zamanda siyasi bir model sundu. Eğer İran düşerse, bu bizim için bir felaket olur” diyerek endişelerini dile getiriyor.
Küresel Boyut: Şiilik ve Direniş Ekseni
Nijerya Şiileri, kendilerini İran liderliğindeki “Direniş Ekseni”nin bir parçası olarak görüyor. Bu eksen, İran, Suriye, Hizbullah ve Yemen'deki Husiler gibi aktörleri kapsıyor. Nijerya'daki Şiiler, İran'a yönelik bir saldırıyı tüm bu eksene yönelik bir tehdit olarak yorumluyor. Topluluk arasında, ABD ve İsrail'in asıl amacının Şiiliğin siyasi etkisini kırmak olduğu yönünde yaygın bir kanaat var. Bu nedenle, İran'a yönelik savaş söylemi, Nijerya'daki Şii toplumunun kimlik ve varoluş mücadelesiyle doğrudan ilişkilendiriliyor. Öte yandan, Nijerya hükümeti İsrail ile yakın ilişkiler geliştirirken, ülkedeki Sünni radikal gruplar da Şiileri “sapkın” olarak nitelendiriyor. Bu durum, Nijerya Şiilerini hem içeride hem dışarıda kuşatılmış hissettiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Nijerya'daki Şii toplumunun İran'a yönelik tehditlere verdiği tepki, Türkiye için dolaylı da olsa önem taşıyor. Nijerya, Afrika'nın en büyük ekonomisi ve Türkiye'nin Sahra Altı Afrika'daki en önemli ticaret ortaklarından biri. Ülkedeki mezhepsel gerilimlerin artması, Türk şirketlerinin faaliyetlerini etkileyebilir. Ayrıca, Nijerya'da artan istikrarsızlık, Türkiye'nin bölgedeki insani yardım ve kalkınma projelerini zora sokabilir. Türkiye, Nijerya'da Sünni-Şii çatışmalarının kontrolden çıkmaması için diyalog çağrılarını desteklemeli ve bölgesel istikrarın korunmasına katkıda bulunmalıdır.