İsrail’de 1 Kasım 2022’de yapılan genel seçimlerde, eski Başbakan Benjamin Netanyahu liderliğindeki Likud Partisi ve sağcı-dini koalisyon ortakları, Knesset’te 120 sandalyenin 64’ünü kazanarak açık bir zafer elde etti. Netanyahu, böylece 2019-2021 arasında dört seçimle sonuçlanan siyasi krizin ardından yeniden başbakanlık koltuğuna oturdu. Seçim sonuçları, İsrail toplumundaki derin sağ-muhafazakar eğilimi teyit ederken, uluslararası arenada Filistin politikasından yargı reformuna kadar birçok alanda tartışmaları da beraberinde getirdi.
Gelişmenin arka planı
Netanyahu’nun zaferi, İsrail’in 2019’dan bu yana yaşadığı siyasi istikrarsızlığın sona ermesi anlamına geliyor. 1996-1999 ve 2009-2021 arasında toplam 15 yıl başbakanlık yapan Netanyahu, yolsuzluk suçlamalarıyla yargılandığı davalara rağmen sağ seçmen nezdinde popülerliğini korudu. Seçim kampanyasını İran tehdidi, Filistin meselesinde güvenlik odaklı yaklaşım ve ekonomik başarılar üzerine kuran Netanyahu, özellikle ultra-Ortodoks partiler Şas ve Birleşik Tevrat Yahudiliği ile aşırı sağcı Dini Siyonizm ittifakının desteğini aldı. Bu ittifak, Batı Şeria’daki yerleşimlerin genişletilmesi, yargı bağımsızlığının zayıflatılması ve LGBT karşıtı yasalar gibi konularda Netanyahu üzerinde baskı kuracak gibi görünüyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Netanyahu’nun dönüşü, Orta Doğu’da dengeleri yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor. İsrail’in son yıllarda İbrahim Anlaşmaları ile Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Fas ve Sudan’la normalleşme süreci hız kazanmıştı. Netanyahu, Suudi Arabistan’la da benzer bir adım atmayı hedeflediğini açıkladı. Ancak Filistin yönetimiyle barış görüşmelerinin durma noktasında olduğu bir dönemde, aşırı sağcı ortakların Batı Şeria’daki ilhak planları bölgesel gerilimi artırabilir. ABD yönetimi, Biden döneminde İsrail’e geleneksel desteğini sürdürmekle birlikte, iki devletli çözümden uzaklaşan adımlara karşı uyarılarda bulunuyor. Avrupa Birliği ise yerleşim politikalarını eleştirirken, Netanyahu’nun yargı reformu planları Batı’da endişe yaratıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Netanyahu’nun yeniden başbakan olması, son dönemde normalleşme sinyalleri veren Türkiye-İsrail ilişkileri açısından belirsizlik yaratıyor. Türkiye, İsrail’le enerji işbirliği ve Doğu Akdeniz’de dengeleri gözetirken, Netanyahu’nun Filistin politikasına verdiği tavizsiz destek Ankara’nın eleştirilerine yol açabilir. Öte yandan, Netanyahu’nun pragmatik dış politika anlayışı, iki ülke arasında ticaret ve savunma sanayi alanındaki işbirliğini sürdürebilir. Türk yetkililer, yeni hükümeti bölgesel istikrara katkı sağlamaya çağıracaktır.