Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) örgütü, Sudan'daki sağlık sisteminin çöküşün eşiğinde olduğu uyarısında bulundu. Ülkedeki sağlık tesislerinin üçte birinden fazlasının işlevsiz olduğu ve uluslararası yardım kesintilerinin krizi daha da derinleştirdiği belirtiliyor. MSF, çatışmaların ve kaynak yetersizliğinin sağlık hizmetlerini felç ettiğini, milyonlarca insanın temel sağlık hizmetine erişemediğini vurguladı.
Sudan'da Sağlık Krizi Derinleşiyor
Sudan, yıllardır süren iç savaş, siyasi istikrarsızlık ve ekonomik çöküşle boğuşuyor. Nisan 2023'te ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) arasında patlak veren çatışmalar, ülkeyi büyük bir insani krize sürükledi. MSF'nin son raporuna göre, ülke genelinde sağlık tesislerinin %35'ten fazlası artık hizmet vermiyor. Bu tesisler ya çatışmalarda hasar gördü ya da personel ve malzeme yokluğu nedeniyle kapandı. Kalan tesisler ise aşırı kalabalık ve yetersiz koşullarda çalışıyor.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre, Sudan'da 15 milyondan fazla insan acil sağlık yardımına muhtaç durumda. Salgın hastalıklar, özellikle kolera, kızamık ve sıtma, zayıflayan sağlık sistemi nedeniyle hızla yayılıyor. MSF, annelerin ve çocukların en fazla risk altında olduğunu, doğum sırasında ölümlerin arttığını bildiriyor. Beslenme yetersizliği de özellikle yerinden edilmiş kamplarında yaygınlaşmış durumda.
Uluslararası Yardım Kesintileri Durumu Kötüleştiriyor
MSF, küresel bağışçıların Sudan'a yönelik insani yardımları azaltmasının sahadaki durumu daha da kritik hale getirdiğini belirtiyor. ABD ve Avrupa ülkeleri, Ukrayna ve Gazze gibi diğer krizlere odaklanırken, Sudan için ayrılan fonlar yetersiz kalıyor. Birleşmiş Milletler'in 2024 yılı için talep ettiği 2,7 milyar dolarlık insani yardımın sadece %30'u karşılanabildi. Bu durum, ilaç, tıbbi malzeme ve sağlık personeli teminini zorlaştırıyor.
Sağlık çalışanları da çatışmalarda hedef alınıyor. MSF, son aylarda birçok sağlık tesisinin bombalandığını ve sağlık personelinin kaçmak zorunda kaldığını rapor etti. Bu saldırılar, uluslararası hukuka aykırı olmasına rağmen cezasız kalıyor. Ülkedeki güvenlik sorunları nedeniyle yardım kuruluşları ihtiyaç sahiplerine ulaşmakta güçlük çekiyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Sudan'daki sağlık krizi, sadece ülke içinde değil, bölge genelinde de istikrarsızlık yaratıyor. Mülteci akınları, komşu ülkeler Çad, Mısır, Etiyopya ve Güney Sudan'ı zorluyor. Bu ülkelerdeki kamplarda da sağlık hizmetleri yetersiz. Ayrıca, salgın hastalıkların sınırları aşarak yayılma riski bulunuyor. Kızamık ve kolera vakaları zaten komşu ülkelerde görülmeye başlandı.
Küresel düzeyde ise, Sudan krizi, uluslararası toplumun çatışma bölgelerindeki sağlık altyapısını koruma konusundaki yetersizliğini gözler önüne seriyor. MSF, taraflara sağlık tesislerine saldırılmaması çağrısında bulunurken, bağışçı ülkeleri de fonları artırmaya davet ediyor. Ancak, siyasi irade eksikliği ve artan jeopolitik gerilimler, insani yardımların önündeki en büyük engel olarak duruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sudan'daki sağlık sisteminin çöküşü, Türkiye'nin bölgesel insani diplomasisi ve istikrar çabaları açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, son yıllarda Afrika'da etkin bir insani yardım aktörü olarak öne çıkıyor ve Sudan'da da çeşitli sağlık projeleri yürütüyor. Ancak, artan istikrarsızlık ve güvenlik riskleri, TİKA ve Kızılay gibi kuruluşların operasyonlarını zorlaştırabilir. Ayrıca, Sudan'dan gelebilecek mülteci dalgası, Türkiye'nin zaten yüklü olan mülteci politikasını daha da baskı altına alabilir. Bölgesel istikrarsızlık, Türkiye'nin Afrika Boynuzu'ndaki ekonomik ve diplomatik çıkarlarını da tehdit ediyor. Bu nedenle Türkiye'nin, uluslararası toplumu Sudan'a daha fazla yardım etmeye teşvik etmesi ve barış süreçlerine aktif katkı sunması kritik önem taşıyor.