Meta Platforms Inc., eski çalışanlar tarafından açılan bir davada, yapay zeka destekli bir sistem kullanarak sağlık sorunları bulunan personeli hedef alarak işten çıkarmakla suçlanıyor. Dava, şirketin 2022 ve 2023 yıllarında gerçekleştirdiği toplu işten çıkarmalar sırasında, belirli tıbbi rahatsızlıkları olan çalışanları orantısız bir şekilde etkilediği iddiasına dayanıyor. İddialar, teknoloji devinin etik ve yasal sınırları zorlayan insan kaynakları uygulamalarını gündeme taşıyor.
Yapay Zeka ile Ayrımcılık İddiaları
ABD'nin Kaliforniya eyaletindeki federal mahkemeye sunulan dilekçede, Meta'nın işten çıkarma kararlarını belirlemek için kullandığı yapay zeka algoritmasının, özellikle depresyon, anksiyete, hamilelik komplikasyonları ve diyabet gibi sağlık sorunları olan çalışanları hedef aldığı öne sürülüyor. Davacılar, bu kişilerin performans değerlendirmelerinin kasıtlı olarak düşürüldüğünü ve işten çıkarılma risklerinin artırıldığını savunuyor. Meta'nın 2022'de 11.000, 2023'te ise 10.000 kişiyi işten çıkardığı toplu tasfiyelerde, bu tür bir ayrımcılığın sistematik olarak uygulandığı iddia ediliyor.
Yasal Süreç ve Şirketin Tepkisi
Dava, işverenlerin çalışanlarına karşı ayrımcılık yapmasını yasaklayan federal ve eyalet yasalarına dayandırılıyor. Meta ise iddiaları reddederek, işten çıkarmaların performans ve iş gereksinimlerine göre yapıldığını, sağlık durumunun bir faktör olmadığını belirtiyor. Şirket, yapay zeka kullanımının objektif ve adil olduğunu savunurken, dava sürecinde kendini savunacağını açıkladı. Ancak teknoloji dünyasında bu tür bir dava, büyük şirketlerin veri odaklı karar alma süreçlerindeki potansiyel risklere dikkat çekiyor.
Küresel Teknoloji Sektöründe Yansımalar
Meta'nın karşı karşıya olduğu bu dava, yapay zekanın insan kaynakları yönetiminde kullanımına yönelik endişeleri yeniden alevlendirdi. Özellikle büyük teknoloji şirketlerinde maliyetleri düşürmek amacıyla yapılan toplu işten çıkarmalar, çalışan hakları ve etik kurallar açısından sorgulanıyor. Uzmanlar, algoritmaların önyargıları farkında olmadan derinleştirebileceğini ve şeffaflık eksikliğinin hukuki sorunlara yol açabileceğini vurguluyor. Bu dava, ABD'de yapay zeka düzenlemelerine yönelik tartışmaları da artırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Meta'nın bu davası, Türkiye'deki teknoloji şirketleri ve çalışanlar açısından önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Türkiye'de de yapay zeka destekli insan kaynakları uygulamaları yaygınlaşırken, bu tür algoritmaların ayrımcılık yaratma potansiyeli göz ardı edilmemeli. Ayrıca, küresel teknoloji devlerinin etik sorunları, Türk yazılım firmalarının uluslararası standartlara uyum sağlama çabalarını etkileyebilir. Bu dava, Türkiye'deki iş hukuku ve kişisel verilerin korunması mevzuatının, yapay zekanın yol açtığı yeni sorunlara karşı güncellenmesi gerektiğini gösteriyor.