Cenevre, 14 Temmuz – Sudan, iç savaşın sürmesi, uluslararası gıda yardımındaki kesintiler ve İran'ın Hürmüz Boğazı'nı tehdit eden askeri gerilimi nedeniyle artan tarımsal girdi fiyatlarının tetiklediği bir açlık krizinin eşiğinde. Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı (WFP) üst düzey yetkilileri, ülkenin bazı bölgelerinde kıtlık ilan edilmesinin ardından elde edilen kazanımların tersine dönebileceği uyarısında bulundu. Özellikle Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrol ve gübre sevkiyatlarındaki aksamalar, Sudan'da çiftçilerin maliyetlerini patlatırken, zaten kırılgan olan gıda güvenliğini daha da kırılgan hale getiriyor.
Krizin arka planı: Savaş, yardım kesintisi ve iklim şoku
Sudan'da Nisan 2023'te başlayan ve halen devam eden silahlı çatışmalar, ülkeyi insani bir felakete sürükledi. WFP verilerine göre, 25 milyondan fazla insan akut gıda güvensizliğiyle karşı karşıya; bunların 5 milyonu açlık sınırında yaşıyor. Ülkede özellikle Darfur, Hartum ve Kordofan bölgelerinde kıtlık koşulları belirginleşmiş durumda.
Uluslararası bağışçıların taahhütlerini yerine getirememesi, WFP'nin Sudan'daki yardım operasyonlarını ciddi biçimde kısıtlamasına yol açtı. Örgüt, bu yıl için ihtiyaç duyduğu 1,5 milyar doların yalnızca yüzde 20'sini toplayabildi. Bu durum, milyonlarca kişiye ulaşan gıda kolilerinin ve beslenme programlarının durdurulmasına neden oldu.
Bir diğer kritik faktör ise iklim değişikliğinin tarım üzerindeki etkisi. Artan sıcaklıklar ve düzensiz yağış rejimi, özellikle Gezira gibi tarım havzalarında verimi düşürdü. Çiftçiler, tohum ve gübre fiyatlarının iki katına çıkması nedeniyle ekim yapmakta zorlanıyor.
Bölgesel boyut: Hürmüz Boğazı ve İran tehdidi
Hürmüz Boğazı'ndan geçen ticaret yollarının güvenliği, Sudan'ın gıda güvenliği için hayati önem taşıyor. İran'ın son aylarda bölgede artan askeri faaliyetleri, nakliye maliyetlerini yüzde 30 oranında yükseltti. Sudan, temel gıda maddelerinin yanı sıra tarımsal girdilerin büyük kısmını ithal ediyor; özellikle gübre ve yakıt fiyatlarındaki artış, üretim maliyetlerini çılgına çevirdi.
WFP yetkilileri, Hürmüz'deki olası bir kapatmanın, Sudan'a yapılan insani yardım sevkiyatlarını da felç edeceğini belirtiyor. Örgüt, gıda yardımının yüzde 40'ının deniz yoluyla geldiğini ve alternatif kara yollarının çatışma bölgelerinden geçtiği için güvenli olmadığını vurguluyor. Bu durum, halihazırda yetersiz olan yardım akışını tamamen durma noktasına getirebilir.
Bölgesel uzmanlar, İran'ın Hürmüz üzerindeki baskısının yalnızca enerji piyasalarını değil, aynı zamanda Kızıldeniz ve Doğu Afrika'daki gıda tedarik zincirlerini de hedef aldığını belirtiyor. Sudan gibi zaten kırılgan olan ülkeler, bu tür jeopolitik gerilimlerin bedelini en ağır ödeyenler arasında yer alıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sudan'daki kriz, Türkiye için çok boyutlu yansımalara sahip. Türk şirketleri, özellikle tarım ve inşaat sektörlerinde Sudan'da önemli yatırımlara sahip. Ayrıca Türkiye, Sudan'la son yıllarda gelişen ticari ilişkilerini güçlendirmek istiyor. Ancak istikrarsızlık, bu yatırımları riske atıyor. Öte yandan Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim, Türkiye'nin enerji ve ticaret rotalarını da etkileyebilir; Türkiye bu boğazdan geçen petrol ve LNG sevkiyatlarına bağımlı. Dolayısıyla Sudan krizi, sadece insani bir mesele değil, Türkiye'nin bölgesel güvenlik ve ekonomik çıkarları için de bir uyarı niteliği taşıyor.