Yeni yayımlanan bir kitap, Batı medyasının Gazze'deki İsrail savaşını nasıl aklandırdığını ve kamuoyunda rıza ürettiğini ortaya koyuyor. Kitap, medyanın soykırım söylemini nasıl meşrulaştırdığını belgelerle gözler önüne seriyor. İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları uluslararası hukukçular tarafından soykırım olarak nitelendirilirken, ana akım medyanın bu süreçteki rolü tartışılıyor.
Medyanın rıza üretimindeki rolü
Kitap, medyanın sadece olayları aktarmakla kalmayıp, aynı zamanda belirli bir çerçeve içinde sunarak kamuoyunun algısını şekillendirdiğini vurguluyor. Özellikle Batı medyasında İsrail'in eylemlerinin 'meşru müdafaa' olarak sunulduğu, Filistinlilerin acılarının ise görmezden gelindiği veya küçümsendiği belirtiliyor. Yazar, medyanın kullandığı dil, görsel seçimler ve uzman seçimiyle soykırımı nasıl normalleştirdiğini örneklerle açıklıyor.
Kitapta, medyanın Filistin yanlısı sesleri susturduğu, İsrail yanlısı düşünce kuruluşlarına ve askeri uzmanlara sıkça yer verdiği, Filistinli kaynaklara ise şüpheyle yaklaştığı ifade ediliyor. Bu tutumun, hükümetlerin politikalarını destekleyen bir kamuoyu oluşturduğu ve soykırımın sorgulanmasını zorlaştırdığı savunuluyor.
Gazze'deki savaşın medyada sunumu
İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları 7 Ekim 2023'ten bu yana devam ediyor. Binlerce sivil hayatını kaybederken, altyapı büyük ölçüde tahrip edildi. Uluslararası kuruluşlar ve insan hakları örgütleri, İsrail'i savaş suçu ve soykırım işlemekle suçluyor. Ancak Batı medyasında bu suçlamalar genellikle ya görmezden gelindi ya da 'tartışmalı' olarak sunuldu. Kitap, bu tutumun tesadüfi olmadığını, sistemik bir sorun olduğunu iddia ediyor.
Yazar, medyanın İsrail'in propaganda çabalarına nasıl alet olduğunu, yanlış bilgileri düzeltmediğini ve hatta bazen yaydığını belgeliyor. Örneğin, Gazze'deki hastane saldırısında ilk saatlerde İsrail'in suçlamalarına yer verilirken, daha sonra bu iddiaların çürütülmesine rağmen düzeltme yapılmadığı hatırlatılıyor. Benzer şekilde, Filistinli sivillerin ölümlerinin 'insan kalkanı' söylemiyle meşrulaştırıldığı vurgulanıyor.
Küresel yankılar ve tepkiler
Kitap, yayımlandığı ülkelerde tartışma yarattı. Bazı medya kuruluşları kitabı görmezden gelirken, bağımsız gazeteciler ve akademisyenler kitabın önemli bir boşluğu doldurduğunu belirtiyor. Uluslararası kamuoyunda medyanın tarafsızlığı sorgulanırken, sosyal medya platformlarında da benzer tartışmalar sürüyor. Kitap, medya okuryazarlığının önemini bir kez daha gündeme getiriyor.
Öte yandan, İsrail yanlısı gruplar kitabı 'tek taraflı' olmakla suçluyor. Ancak yazar, kitabın akademik araştırmalara ve belgelere dayandığını savunuyor. Kitapta, medya çalışanlarının da bu sistemi sorguladığına dair itiraflara yer veriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze konusunda Batı medyasından farklı bir tutum sergileyerek Filistin'in yanında yer aldı. Bu kitap, Türk medyası için de bir uyarı niteliği taşıyor: medyanın iktidar odaklı rıza üretimine alet olmaması gerektiğini hatırlatıyor. Türkiye'nin uluslararası alanda Filistin davasını savunması, Batı medyasının çarpıtmalarına karşı alternatif bir söylem oluşturması açısından önemli. Ayrıca, Türkiye'nin kendi medya politikalarında da benzer bir özeleştiri yapması, basın özgürlüğü ve etik gazetecilik açısından değerli olacaktır.