Macaristan siyasetinde çalkantılı bir dönem yaşanıyor. Eski Başbakan, halefi Viktor Orban'ı sert bir dille eleştirerek, ülkenin demokratik kurumlarının çökertildiğini ve “tiranlık” benzeri bir yönetim anlayışının hakim kılındığını öne sürdü. Nisan ayında yapılan seçimlerin ardından muhalefetin önde gelen isimlerinden Peter Magyar, Orban ve iktidar partisi Fidesz’e karşı yürüttüğü siyasi mücadeleye devam ediyor. Magyar, “Orban’ın iktidarı hukukun üstünlüğünü rafa kaldırdı ve yargı bağımsızlığını ortadan kaldırdı” ifadelerini kullandı.
Gelişmenin Arka Planı
Macaristan’da 2010 yılından bu yana kesintisiz iktidarda olan Viktor Orban, ülkeyi “illiberal demokrasi” olarak tanımladığı bir yönetim modeliyle yönetiyor. Muhalefet ve Avrupa Birliği, Orban yönetimini medya üzerindeki baskı, yargı bağımsızlığının zayıflatılması ve sivil toplum kuruluşlarının sindirilmesiyle suçluyor. Nisan 2024’te yapılan genel seçimlerde Orban’ın partisi Fidesz, oyların yüzde 53’ünü alarak yeniden iktidara geldi. Ancak muhalefet, seçimlerin adil olmadığını ve Orban’ın medya üzerindeki kontrolü nedeniyle eşit şartlarda yarışamadıklarını iddia ediyor.
Peter Magyar, seçimlerin ardından muhalefeti birleştirme çabalarına öncülük ediyor ve Orban’ın baskıcı politikalarına karşı kitlesel protestolar düzenliyor. Magyar, “Orban rejimi, Macaristan’ı bir tiranlığa dönüştürdü. Bağımsız mahkemeler, özgür basın ve hesap verebilir bir yönetim kalmadı” dedi. Eski Başbakan ise yaptığı açıklamada, “Magyar ve müttefikleri, Macar halkının iradesine saygı duymalı. Biz demokratik yollarla iktidara geldik ve halkımız için çalışıyoruz” şeklinde yanıt verdi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Macaristan’daki bu siyasi kriz, yalnızca ülke içinde değil, Avrupa Birliği ve uluslararası toplum nezdinde de yankı uyandırıyor. AB, Orban yönetimini hukukun üstünlüğü ilkelerini ihlal ettiği gerekçesiyle defalarca uyarmış ve fonları dondurma kararı almıştı. Son olarak AB Konseyi, Macaristan’a yönelik bütçe kesintilerini gündeme almış ancak Orban’ın vetosuyla karşılaşmıştı. Orban’ın Avrupa Parlamentosu’ndaki müttefiki olan bazı sağ partiler ise, bu suçlamaların abartılı olduğunu ve Macaristan’ın egemenlik haklarına saygı gösterilmesi gerektiğini savunuyor.
Gelişme, Orta Avrupa’da otoriterleşme eğilimlerinin bir örneği olarak görülüyor. Polonya’da iktidar değişikliğinin ardından AB ile ilişkilerin düzelmesi, Macaristan’ı daha da yalnızlaştırabilir. Öte yandan, muhalefetin birleşme çabaları ve protestolar, Orban’ın tabanındaki olası çatlakları da ortaya koyuyor. İktidar partisi içinde yaşanan bazı istifalar, Fidesz’in mutlak kontrolünün sorgulanmasına yol açıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Macaristan’daki bu siyasi gerilim, Türkiye’nin Avrupa Birliği ilişkileri bağlamında önem taşıyor. Orban, AB içinde Türkiye’ye en yakın duran liderlerden biri olarak biliniyor; göç politikası ve gümrük birliği müzakerelerinde Türkiye’ye destek vermişti. Olası bir siyasi değişim, Türkiye’nin AB nezdindeki bu doğal müttefikini kaybetmesine yol açabilir. Ayrıca, Macaristan’daki ekonomik kırılganlık (yüksek enflasyon ve düşük büyüme) Türk yatırımcıları ve ihracatçıları etkileyebilir. Kısa vadede Ankara’nın, Orban yönetimiyle ilişkilerini sürdürmesi, ancak olası bir muhalefet zaferine karşı da hazırlıklı olması bekleniyor.