Lübnan'da İsrail-Hizbullah çatışmalarının tırmanmasıyla yüz binlerce kişi evlerini terk ederken, Beyrut'un kalbinde bir tiyatro, savaş mağduru ailelere sığınak oldu. New York Times muhabiri Christina Goldbaum, Lübnan Ulusal Tiyatrosu'nu ziyaret ederek burada barınan ailelerle görüştü. Tiyatro, sahne dekorlarının arasında serilen yataklarla bir mülteci kampına dönüşürken, çatışmaların gölgesinde yaşam mücadelesi veren sivillerin hikayeleri ortaya çıkıyor.
Bir Tiyatro Sahnesinde Hayat Mücadelesi
Beyrut'un Hamra semtinde bulunan Lübnan Ulusal Tiyatrosu, 1960'lı yıllardan beri kültür ve sanatın merkezi olarak biliniyordu. Ancak bugünlerde tiyatronun fuayesi, oyun odaları ve hatta sahne arkası, Lübnan'ın güneyinden ve Bekaa Vadisi'nden kaçan ailelerle dolu. Ziyaret sırasında, ailelerin zorlu yaşam koşullarına rağmen dayanışma içinde oldukları gözlemlendi. Goldbaum'un aktardığına göre, aileler tiyatronun soğuk zemininde uyuyor, yemeklerini sahne dekorları arasında hazırlıyor. Bir anne, 'Evimiz yok, sadece birbirimiz varız' diyerek içinde bulundukları durumu özetliyor.
BM verilerine göre, Ekim 2023'te başlayan çatışmalardan bu yana Lübnan'da 1,2 milyondan fazla kişi yerinden edildi. Ülke, 1975-1990 iç savaşı ve 2006 Lübnan Savaşı'nın yaralarını henüz saramamışken, yeni bir insani krizle karşı karşıya. Okullar, camiler ve kiliseler gibi tiyatro da geçici barınma merkezine dönüştü. Ancak kaynaklar sınırlı; temiz su, gıda ve sağlık hizmetlerine erişim büyük bir sorun.
Bölgesel Etkiler ve Uluslararası Tepkiler
Lübnan'daki kriz, sadece iç dinamiklerle sınırlı değil. İsrail'in Gazze'deki operasyonlarının ardından Hizbullah'ın İsrail'in kuzeyine yönelik saldırıları ve İsrail'in Lübnan'ın güneyine düzenlediği hava saldırıları, tüm bölgeyi tedirgin ediyor. ABD ve Fransa, çatışmaların durdurulması için diplomatik çabalar yürütürken, İran destekli Hizbullah'ın olası bir kara harekatı, tansiyonu daha da yükseltebilir. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, sivillerin korunması ve insani yardım koridorlarının açılması çağrısı yaparken, Lübnan'da zaten kırılgan olan devlet yapısı bu yükü kaldırmakta zorlanıyor.
Bölge ülkeleri, Lübnan'daki istikrarsızlığın sığınmacı akınlarına ve ekonomik çöküşe yol açabileceğinden endişe ediyor. Suriye iç savaşından kaçan 1,5 milyon mülteciye ev sahipliği yapan Lübnan, şimdi de kendi vatandaşlarının iç göçüyle baş etmeye çalışıyor. Bu tablo, Ortadoğu'daki insani dramın ne denli büyüdüğünü gözler önüne seriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan'daki gelişmeleri yakından izliyor. İki ülke arasındaki tarihi ve kültürel bağlar, Türkiye'nin bölgedeki istikrar arayışını önemli kılıyor. Türkiye, daha önce Lübnan'da barış gücüne asker sağlamış ve insani yardımlarda bulunmuştu. Ancak çatışmaların tırmanması, Doğu Akdeniz'deki enerji güvenliği ve Türkiye'nin sınırlarına yakın bir yeni mülteci krizi riskini beraberinde getiriyor. Türkiye, İran ve İsrail arasındaki dengeyi gözetmek zorunda; bu nedenle Lübnan'da barışın tesisi, Ankara'nın bölgesel çıkarları açısından kritik önem taşıyor.