Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Hizbullah'ın İsrail ile varılan ateşkes anlaşmasına bağlı kalmaya devam edeceğini, ancak bu taahhüdün İsrail'in anlaşmanın tüm hükümlerine tam ve kapsamlı şekilde uymasına bağlı olduğunu belirtti. Berri, Lübnan'ın resmi pozisyonunu ve Hizbullah'ın bu tutumunu yineleyerek, ateşkesin sürdürülebilirliği için tarafların karşılıklı yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğini vurguladı.
Gelişmenin Arka Planı
İsrail ile Lübnan arasında 27 Kasım 2023'te yürürlüğe giren ateşkes anlaşması, Gazze Şeridi'ndeki çatışmaların kuzey cephesine sıçramasının ardından varılmıştı. Anlaşma kapsamında, Hizbullah'ın silahlı unsurlarının Litani Nehri'nin kuzeyine çekilmesi, İsrail'in de Lübnan topraklarından çekilmesi öngörülüyordu. Ancak son haftalarda, her iki tarafın da anlaşma hükümlerini ihlal ettiği yönünde karşılıklı suçlamalar gündeme geldi. Berri, İsrail'in anlaşmaya aykırı olarak Lübnan hava sahasında uçuşlar gerçekleştirdiğini ve güney Lübnan'da bazı noktalardan çekilmediğini iddia etti.
Hizbullah'ın ateşkese bağlılığını ilan eden bu açıklama, özellikle İsrail'in diğer cephelerde (Gazze ve İran) artan gerilimler ortamında önem taşıyor. Lübnanlı siyasi kaynaklar, Hizbullah'ın tam bir çatışmadan kaçınmak istediğini ancak caydırıcılık gücünü korumak için de kırmızı çizgilerini belirlediğini ifade ediyor. Berri'nin sözleri, aynı zamanda Lübnan devleti ile Hizbullah arasındaki koordinasyonu vurgulaması açısından dikkat çekiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, Orta Doğu'da İsrail-Hamas savaşının bölgesel bir çatışmaya dönüşme potansiyeli taşıdığı bir dönemde yaşanıyor. İsrail'in Gazze'deki operasyonları devam ederken, Yemen'deki Husilerin Kızıldeniz'deki saldırıları ve İran'ın nükleer programına ilişkin artan endişeler, bölgedeki gerilimin ana başlıkları. Hizbullah'ın ateşkese bağlı kalması, İsrail'in kuzey sınırında bir cephe açılmasını engelleyerek, çatışmanın daha geniş bir bölgesel savaşa dönüşmesini önlenebilir bir faktör olarak görülüyor.
Fransa ve ABD liderliğinde yürütülen arabuluculuk çabaları, ateşkesin sürdürülmesi için İsrail'e de baskı yapılmasını öngörüyor. Ancak İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun, Hizbullah'ın anlaşmayı ihlal ettiğini öne sürerek, kuzeydeki yerleşimcilerin evlerine dönmesini sağlayacak daha sıkı tampon bölge önlemleri talep ettiği belirtiliyor. Bu durum, ateşkesin zaten kırılgan olan dengesini daha da sarsıyor. BM Geçici Gücü (UNIFIL) ise bölgede gözlem misyonunu sürdürüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hizbullah-İsrail ateşkesinin devamı, Türkiye'nin Orta Doğu politikası açısından kritik önem taşıyor. Türkiye, bölgesel istikrarın sağlanması için diplomatik çözümleri desteklerken, Lübnan'daki kırılgan dengenin bozulması halinde yeni bir insani kriz ve mülteci akını riski doğabilir. Ayrıca Hizbullah'ın ateşkese bağlı kalması, İran destekli yapıların sınırlandırılmasına yönelik Batı baskısına karşı dengeleyici bir unsur olarak değerlendirilebilir. Türkiye, bu süreçte mevcut kazanımların korunması ve çatışmanın sıçramaması için hem taraflarla hem de uluslararası aktörlerle temasını sürdürmekte.