Batı Şeria'nın El-Mugayyir köyünde, işgal altındaki toprakların kenarında yaşayan Filistinli bir aile, haftalık olarak İsrailli yerleşimcilerin saldırısına uğruyor. Aile, evlerinin kuşatıldığını ve köylerinin işgalin sembolü haline geldiğini belirtiyor. Bu küçük köy, Batı Şeria'daki gerilimin ve yerleşimci şiddetinin en yoğun yaşandığı noktalardan biri olarak öne çıkıyor.
Gelişmenin arka planı
El-Mugayyir, Ramallah'ın kuzeydoğusunda, yerleşimci yollarının ve yerleşimlerin kesiştiği stratejik bir konumda yer alıyor. Köy, 1967'den bu yana İsrail işgali altında ve çevresinde çok sayıda yasa dışı Yahudi yerleşimi bulunuyor. Yerleşimciler, Filistinli köylülerin tarım arazilerine ve su kaynaklarına erişimini engelliyor; zaman zaman da evlere ve iş yerlerine saldırılar düzenliyor.
Son olaylar, haftalık olarak tekrarlanan bir düzenin parçası. Görgü tanıkları, yerleşimcilerin Cuma namazı sonrası köye girdiğini, taş attığını ve araçları ateşe verdiğini ifade ediyor. Köy sakinleri, İsrail ordusunun müdahale etmek yerine yerleşimcileri koruduğunu, hatta bazen onlara katıldığını savunuyor. Bu durum, uluslararası hukuka aykırı olmasına rağmen, işgal altındaki topraklarda yaygın bir uygulama olarak devam ediyor.
Bölgesel veya küresel boyut
El-Mugayyir'deki durum, Batı Şeria genelinde artan yerleşimci şiddetinin bir örneği. Birleşmiş Milletler verilerine göre, 2023'te yerleşimci saldırılarında ciddi bir artış yaşandı ve bu saldırıların çoğu cezasız kaldı. Bu olaylar, iki devletli çözümün uygulanabilirliğini giderek zayıflatıyor ve bölgede kalıcı bir barışın önündeki en büyük engellerden biri olarak görülüyor. Uluslararası toplum, İsrail'e yerleşim faaliyetlerini durdurma çağrıları yapıyor, ancak bu çağrılar sonuçsuz kalıyor.
Batı Şeria'daki bu şiddet sarmalı, Hamas'ın 7 Ekim saldırıları sonrası Gazze'de başlayan savaşın da etkisiyle daha da derinleşti. İsrail ordusu, Batı Şeria'da geniş çaplı operasyonlar düzenliyor; Filistinli gruplar ise direnişi artırdı. Bu dinamik, bölgesel bir çatışmaya dönüşme riski taşıyor. Ayrıca, İsrail'in yerleşim politikaları, ABD ve Avrupa ülkeleri dahil birçok ülke tarafından eleştirilse de, İsrail hükümeti üzerinde etkili bir baskı oluşturulamıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin meselesine verdiği desteği daha da önemli kılıyor. Türkiye, Birleşmiş Milletler'de Filistin devletinin tanınması için yoğun diplomatik girişimlerde bulunuyor; yerleşimci şiddeti, bu girişimlerin haklılığını ortaya koyuyor. Ayrıca, bölgede kalıcı bir istikrarın sağlanamaması, Doğu Akdeniz'deki enerji güvenliği ve göç hareketleri gibi konularda Türkiye'yi doğrudan etkiliyor. Türkiye'nin, Filistinlilerin haklarını savunan ve uluslararası hukuku temel alan politikası, bölgesel aktörler nezdinde meşruiyetini güçlendiriyor. Ancak, bu durumun Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin daha da gerilmesine yol açabileceği de unutulmamalı.