Lübnan resmi haber ajansı NNA'nın bildirdiğine göre, İsrail ordusunun ülkenin güney ve doğu bölgelerine düzenlediği hava saldırılarında en az 18 kişi hayatını kaybetti. Saldırılarda onlarca kişinin de yaralandığı belirtiliyor. İsrail tarafı ise, Lübnan sınırında devam eden çatışmalarda 4 askerinin öldüğünü, çok sayıda askerinin de yaralandığını açıkladı. Çatışmaların yoğunlaştığı bölgelerde sivillerin tahliye edildiği ve insani yardım kuruluşlarının bölgeye ulaşmakta güçlük çektiği bildiriliyor.
Saldırının Arka Planı
İsrail ile Lübnan arasındaki gerginlik, Hizbullah'ın İsrail'in kuzeyindeki askeri noktalara yönelik roket saldırılarıyla başladı. İsrail, Lübnan'ın güneyinde Hizbullah'ın askeri varlığını hedef aldığını belirtirken, Lübnan hükümeti bu saldırıların uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve egemenliklerini ihlal ettiğini savunuyor. İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir, yaptığı yazılı açıklamada, "Amerikalılara saygımız sonsuz, ancak İsrail, tüm dünyaya oğullarımızın kanının ve vatandaşlarımızın güvenliğinin pazarlık konusu olmadığını açıkça belirtmelidir" ifadelerini kullandı. Bu açıklama, ABD'nin bölgede ateşkes çağrılarına rağmen İsrail'in sert tutumunu sürdüreceğinin bir göstergesi olarak yorumlandı.
Lübnan Başbakanı Necip Mikati ise, saldırıları kınayarak uluslararası topluma acil müdahale çağrısında bulundu. Mikati, "Lübnan halkı barış içinde yaşamak istiyor, ancak İsrail'in saldırganlığına karşı kendimizi savunma hakkımız var" dedi. Saldırıların ardından Lübnan'daki hastanelerde yoğunluk yaşanırken, Kızıl Haç ve diğer yardım kuruluşları yaralılara müdahale etmek için seferber oldu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu çatışmalar, İsrail ile Hizbullah arasında 2006 yılındaki savaştan bu yana en şiddetli çatışmalar olarak kaydediliyor. Bölgedeki gerginlik, İran'ın Hizbullah'a verdiği destek ve ABD'nin İsrail'e sağladığı askeri yardımlar nedeniyle uluslararası bir boyut kazanmış durumda. Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği, taraflara itidal çağrısı yaparken, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, İsrail'in kendini savunma hakkını desteklediklerini ancak sivil kayıpların en aza indirilmesi gerektiğini vurguladı.
Çatışmalar, aynı zamanda Orta Doğu'daki dengeleri de etkiliyor. Suriye ve İran, Lübnan'a destek mesajları gönderirken, Suudi Arabistan ve BAE gibi Körfez ülkeleri ise sessiz kalmayı tercih ediyor. Bölgedeki analistler, bu çatışmaların geniş çaplı bir savaşa dönüşme riskinin bulunduğu konusunda uyarıyor. Ekonomik olarak da her iki ülke de ağır bir bedel ödüyor; İsrail'de sivil hayat durma noktasına gelirken, zaten ekonomik krizle boğuşan Lübnan'da durum daha da kötüleşiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail-Lübnan gerginliğini yakından takip etmektedir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, daha önce İsrail'in Filistin'e yönelik saldırılarını sert bir dille eleştirmişti. Türkiye, bölgede istikrarın sağlanması için diplomasiye önem vermekte, tüm tarafları itidale çağırmaktadır. Bu çatışmaların Türkiye'ye doğrudan bir yansıması olmasa da, bölgesel güvenlik riski ve olası mülteci akınları endişe yaratmaktadır. Ayrıca, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji politikaları da bu çatışmalardan etkilenebilir. Türkiye, hem İsrail hem de Lübnan ile sınırlı ilişkilerini dengede tutmaya çalışırken, insani yardım faaliyetleriyle bölgede etkin bir rol üstlenmek istemektedir.