İsrail'in aşırı sağcı bakanları, Lübnan sınırında iki İsrail askerinin öldürülmesinin ardından, Hizbullah'a 'ağır bir bedel' ödeteceklerini ve güney Lübnan'da süresiz olarak kalacaklarını açıkladı. Kudüs'te yapılan güvenlik toplantısının ardından Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, 'Lübnan topraklarında istikrarı sağlayana kadar kalacağız' derken, Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir de 'askerlerimizin kanı yerde kalmayacak' ifadesini kullandı. Açıklamalar, bölgede tansiyonun yeniden yükselmesine neden oldu.
Gelişmenin arka planı
İsrail ordusu, dün akşam saatlerinde Lübnan'ın güneyinde devriye görevi yapan iki askerinin, Hizbullah tarafından düzenlenen bir saldırıda hayatını kaybettiğini doğruladı. Askerlerin kimlikleri açıklanmazken, cenazelerinin İsrail'e getirildiği bildirildi. Hizbullah'tan yapılan yazılı açıklamada ise saldırının, İsrail'in Lübnan hava sahasını ihlal etmesine misilleme olduğu belirtildi.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, olayın ardından yaptığı açıklamada, 'Hizbullah'ın provokasyonlarına kararlılıkla yanıt vereceğiz' dedi. Ancak Netanyahu'nun daha temkinli bir dil kullanması, bakanların sert çıkışlarıyla tezat oluşturdu. Analistler, bu durumu Netanyahu'nun koalisyon hükümetindeki radikal kanadın baskısı altında olmasına bağlıyor.
Bölgesel boyut
Lübnan'da devam eden siyasi kriz ve ekonomik çöküş, İsrail-Hizbullah gerilimini daha da tehlikeli hale getiriyor. Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Gücü (UNIFIL) bölgede ateşkesin korunması için çağrı yaparken, ABD Dışişleri Bakanlığı da her iki tarafa 'itidal' çağrısında bulundu. Fransa ve Katar, arabuluculuk girişimlerini yoğunlaştırdı. İran destekli Hizbullah'ın elinde bulunan hassas füzelerin, İsrail'in kuzey şehirlerini tehdit ettiği biliniyor. Öte yandan, İsrail'in süresiz kalış tehdidi, 2006 savaşından bu yana uygulanan BM kararlarını da zora sokuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları ve Suriye'deki askeri varlığı nedeniyle Lübnan'daki istikrarsızlıktan doğrudan etkilenebilir. İsrail'in Lübnan'da süresiz kalış tehdidi, bölgedeki dengeleri yeniden şekillendirebilir ve Türkiye ile İsrail arasında 2022'de başlayan normalleşme sürecine zarar verebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Lübnan'daki Türkmen toplumu ve insani yardım çalışmaları, artan çatışma riski altında kalabilir. Ankara'nın, hem İsrail hem de Hizbullah'la diyaloğunu kullanarak gerilimi düşürmeye çalışması bekleniyor.