İsrail ordusu, Cuma günü Lübnan'ın güneyine geniş çaplı hava saldırıları düzenledi. Lübnanlı yetkililere göre, saldırılarda en az 18 kişi hayatını kaybetti, çok sayıda kişi yaralandı. İsrail ise çatışmalarda dört askerinin öldüğünü açıkladı. Saldırılar, ABD ile İran arasında planlanan nükleer müzakerelerin son anda ertelenmesinin ardından geldi. Bölgede gerilim yeniden tırmanırken, uluslararası toplumdan taraflara itidal çağrıları yapılıyor.
Saldırıların arka planı
İsrail hava kuvvetlerine ait savaş uçakları, Cuma sabahı erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki çok sayıda hedefi vurdu. Lübnan Sağlık Bakanlığı, saldırılarda 18 kişinin öldüğünü, 50'den fazla kişinin yaralandığını duyurdu. Ölenler arasında Hizbullah militanlarının yanı sıra sivil vatandaşların da bulunduğu belirtiliyor. İsrail ordusu, saldırıların Hizbullah'ın askeri altyapısına yönelik olduğunu ve önceden planlandığını açıkladı. İsrail Savunma Bakanı, Hizbullah'ın son dönemde İsrail sınırına yönelik saldırılarını artırdığını ve bu nedenle operasyonun kaçınılmaz olduğunu savundu. Ancak Hizbullah, İsrail'in saldırılarının sivil kayıplara yol açtığını belirterek, misilleme yapacağını duyurdu.
ABD-İran görüşmelerinin ertelenmesi
Saldırıların zamanlaması dikkat çekiyor. ABD ve İran arasında nükleer anlaşma konusunda yapılması planlanan müzakereler, son anda ertelendi. Erteleme kararının İran tarafından geldiği, Tahran yönetiminin müzakere takviminde değişiklik istediği öğrenildi. ABD Dışişleri Bakanlığı, müzakerelerin yeni bir tarihte tekrar başlatılması için çaba gösterildiğini açıkladı. Ancak İran'ın bu hamlesi, bölgedeki tansiyonu daha da yükseltti. Analistler, İsrail'in Lübnan saldırılarının, ABD-İran görüşmelerinin ertelemesiyle bağlantılı olabileceğini, İsrail'in İran'a karşı ABD ile ortak bir politika izleme niyetinde olduğunu ifade ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Lübnan'daki çatışmalar, sadece ikili bir savaş olmanın ötesinde, Ortadoğu'daki güç dengelerini doğrudan etkiliyor. Hizbullah, İran'ın en önemli bölgesel müttefiki olarak, İsrail ile yaşanan her çatışmada Tahran'ın nüfuzunu artırıyor. ABD ise hem İsrail'in güvenliğini garanti altına almak hem de İran'ın nükleer programını kontrol altında tutmak için bölgede askeri varlığını sürdürüyor. BM Güvenlik Konseyi, acil toplantı kararı alırken, Avrupa Birliği taraflara ateşkes çağrısı yaptı. Rusya ve Çin ise ABD'nin bölgedeki politikalarını eleştirerek, İsrail'in saldırılarını kınadı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan ile tarihsel ve kültürel bağları olan bir ülke olarak, bu çatışmanın tırmanmasından endişe duymaktadır. Türkiye, İsrail-Filistin meselesinde olduğu gibi, Lübnan'ın egemenliğine saygı gösterilmesi ve sivil kayıpların önlenmesi gerektiğini savunmaktadır. Bölgede istikrarsızlığın artması, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji politikalarını ve Suriye'deki askeri varlığını da olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, İran ile ABD arasındaki müzakerelerin ertelenmesi, Türkiye'nin bu iki ülkeyle olan diplomatik ilişkilerinde daha dikkatli bir denge politikası izlemesini gerektirebilir. Türkiye, bölgesel barışın sağlanması için arabuluculuk rolü üstlenme potansiyeline sahiptir ancak bu, sahadaki gelişmelerin yönüne bağlıdır.