İsrail’in Lübnan’ın başkenti Beyrut ve çevresinde düzenlediği yoğun hava saldırıları, ABD ile İran arasında sağlanması beklenen barış anlaşmasının geleceğini tehdit ediyor. İsrail ordusu, Hizbullah hedeflerini vurduğunu açıklarken, saldırılarda sivil kayıpların arttığı bildiriliyor. Bu gelişme, bölgede barışçıl bir çözüm arayışını zora sokarken, ABD yönetiminin İran ile nükleer müzakerelerde kazandığı ivmenin kaybolmasına neden olabilir.
Gelişmenin arka planı
ABD Başkanı Joe Biden ve İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, gizli görüşmeler yoluyla İran’ın nükleer programını sınırlandıran bir anlaşmaya varmıştı. Bu anlaşma, bölgede istikrarı artırarak Yemen ve Suriye gibi kriz bölgelerinde de diyaloğu teşvik etmeyi amaçlıyordu. Ancak İsrail, İran’ın nükleer silah kapasitesine ulaşmasını engellemek için askeri seçeneklere başvurmayı tercih ediyor.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Hizbullah’ın sınır bölgelerindeki saldırılarına karşı sert yanıt verilmesi talimatını verdi. Hava saldırıları, Güney Lübnan’daki birçok binayı yerle bir etti ve sivil halkın yoğun olarak yaşadığı bölgelerde büyük hasara yol açtı. İsrail yönetimi, bu operasyonların İran’ın Lübnan üzerindeki etkisini kırmayı hedeflediğini savunuyor.
Ancak bu hamle, ABD’nin Tahran’a yönelik diplomatik girişimlerini baltalıyor. İran, İsrail’in Lübnan’daki eylemlerine karşılık verme tehdidinde bulunurken, nükleer müzakereleri de askıya alabileceğini sinyalini verdi. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, bölgesel gerilimin azaltılması çağrısı yaptı ancak İsrail’in güvenlik kaygılarını anladıklarını ifade ederek net bir pozisyon almaktan kaçındı.
Bölgesel veya küresel boyut
İsrail-Lübnan çatışması, Ortadoğu’nun zaten kırılgan olan dengelerini yeniden altüst ediyor. Bölgede, İran destekli milisler İsrail hedeflerine saldırılar düzenlerken, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler gerilimin kendi çıkarlarına zarar verdiğini belirtiyor. Türkiye, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, İsrail’in saldırılarını kınarken, İran ile ilişkilerini dengelemeye çalışıyor.
Rusya, Suriye’deki askeri varlığı nedeniyle Lübnan’daki gelişmeleri yakından takip ediyor. Moskova, İran’ın bölgedeki stratejik ortaklarından biri olarak, ABD-İran anlaşmasının bozulmasının kendi çıkarlarına aykırı olduğunu düşünüyor. Çin de bölgedeki enerji güvenliği konusunda endişeli ve diplomatik çözüm çağrısı yapıyor.
Uluslararası toplum, İsrail’in uluslararası hukuku ihlal eden eylemlerini sorgularken, Birlemiş Milletler Güvenlik Konseyi acil bir toplantı düzenledi. Ancak ABD’nin veto yetkisi, İsrail’i kınayan bir kararın çıkmasını engelliyor. Bu durum, ABD’nin İran ile yürüttüğü barış sürecine olan güveni ciddi şekilde zedeliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail’in Lübnan’daki hava saldırıları, Türkiye’nin güney sınırlarında istikrarsızlığı artırma potansiyeli taşıyor. Ankara, hem İran hem de İsrail ile pragmatik ilişkiler sürdürmeye çalışırken, bu tür çatışmalar Türkiye’nin enerji güvenliğini ve ticaret rotalarını tehdit edebilir. Ayrıca, başta Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları olmak üzere, bölgesel gerilim Türkiye’nin çıkarlarını olumsuz etkileyebilir. Türkiye, bu nedenle tarafları diyaloğa çağırarak, hem kendi güvenliğini korumayı hem de bölgesel bir krizin önüne geçmeyi hedefliyor.