Körfez ülkeleri, 13 Eylül 2021 Pazartesi günü İran ile yapılması planlanan toplantıyı iptal etti. Yemen'deki Husi milisleri ise Suudi Arabistan'a yönelik yeni bir saldırı gerçekleştirdi. Bu gelişmeler, Orta Doğu'daki savaşın genişlediği bir dönemde bölgesel gerilimi daha da artırdı. Reuters'a konuşan yetkililer, toplantının neden iptal edildiğine dair detay vermedi ancak diplomatik çevreler, İran'ın bölgedeki artan etkisine karşı Körfez ülkelerinin ortak bir tutum sergileme çabasının sekteye uğradığını belirtiyor.
Gelişmenin Arka Planı
Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri ile İran arasında yapılması planlanan görüşme, bölgesel diyalog açısından önemli bir adım olarak görülüyordu. Ancak toplantının iptali, taraflar arasındaki güvensizliğin devam ettiğini gösteriyor. İran, uzun süredir Yemen'deki Husilere destek vermekle suçlanıyor. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon ise 2015'ten bu yana Yemen'de Husilere karşı savaşıyor. Bu savaş, bölgede yüz binlerce insanın hayatını kaybetmesine ve büyük bir insani krize yol açtı.
Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırısı, genellikle balistik füzeler ve insansız hava araçları (İHA) ile gerçekleştiriliyor. Suudi yetkililer, son saldırıda can kaybı olup olmadığına dair henüz bir açıklama yapmadı. Ancak saldırılar, Suudi Arabistan'ın petrol altyapısını ve sivil yerleşim bölgelerini hedef alarak ekonomik ve güvenlik açısından ciddi tehdit oluşturuyor. Husiler, saldırıların Suudi Arabistan'ın Yemen'e yönelik müdahalesine bir yanıt olduğunu savunuyor.
İran ile Körfez ülkeleri arasındaki gerilim, yalnızca Yemen değil, aynı zamanda Suriye, Irak ve Lübnan gibi bölgesel krizlerden kaynaklanıyor. İran'ın nükleer programı da Batı ile Körfez ülkeleri arasında bir başka anlaşmazlık konusu. 2015'te imzalanan nükleer anlaşmadan ABD'nin 2018'de çekilmesi sonrası İran, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırdı. Körfez ülkeleri, İran'ın nükleer silah edinme potansiyelinden endişe duyuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Körfez ülkelerinin İran ile diyaloğu iptal etmesi, bölgesel güç dengelerini etkileyebilir. Son dönemde Suudi Arabistan ve İran arasında Irak'ta yapılan gizli görüşmeler, ilişkilerin yumuşayabileceği yönünde sinyaller veriyordu. Ancak bu iptal, sürecin kırılgan olduğunu gösteriyor. ABD'nin bölgeden asker çekme eğilimi, Körfez ülkelerini kendi güvenliklerini sağlama konusunda daha fazla işbirliği yapmaya itiyor. Öte yandan, Husilerin saldırıları, Suudi Arabistan'ın güvenlik açıklarını ortaya koyuyor ve bölgesel istikrarı tehdit ediyor.
Uluslararası toplum, Yemen'deki insani krize ve Suudi Arabistan'a yönelik saldırılara dikkat çekiyor. Birleşmiş Milletler, taraflara itidal çağrısı yaparken, ABD ve Avrupa ülkeleri Husilerin saldırılarını kınıyor. Ancak İran yanlısı grupların artan faaliyetleri, Orta Doğu'da yeni bir çatışma riskini beraberinde getiriyor. Bu gelişmeler, bölgesel aktörlerin yanı sıra küresel güçlerin de dikkatle izlediği bir süreci işaret ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Körfez ülkeleri ve İran ile dengeli ilişkiler yürütmeye çalışıyor. Körfez'deki gerilimin tırmanması, Türkiye'nin bölgedeki ekonomik ve diplomatik çıkarlarını olumsuz etkileyebilir. Yemen'deki savaş, Türkiye'nin insani yardım koridorları ve ticaret yolları açısından risk oluşturuyor. Ayrıca, İran ile Körfez arasındaki diyaloğun kesilmesi, Türkiye'nin arabuluculuk rolünü zorlaştırabilir. Türkiye, enerji güvenliği ve bölgesel istikrar için taraflar arasında diyaloğun sürmesini destekliyor. Bu nedenle, gelişmeler Türkiye'nin Orta Doğu politikasında dikkatli bir denge gözetmesini gerektiriyor.