İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Gazze'ye yönelik saldırıların ardından yedi cephede savaştığını iddia ederken, aslında sekizinci bir cephede daha savaşıyor: hakikatle olan savaş. Middle East Eye'da yayımlanan bir görüş yazısına göre, İsrail'in milyar dolarlık hasbara (propaganda) makinesi, uluslararası kamuoyunu ikna etmekte başarısız oluyor. İsrail, 7 Ekim 2023'ten bu yana Gazze'de 30 binden fazla Filistinliyi öldürdü, altyapıyı yerle bir etti; ancak küresel vicdanı yönetme çabası ters tepti. Sosyal medya, alternatif haber kaynakları ve bağımsız gazetecilik sayesinde İsrail'in anlatısı her zamankinden daha fazla sorgulanıyor.
Hasbara bütçesi ve algı yönetimi
İsrail hükümeti, 2023 sonunda onayladığı 2024 bütçesinde hasbara faaliyetleri için yaklaşık 1,5 milyar şekel (400 milyon dolar) ayırdı. Bu bütçe, dijital reklam kampanyaları, sosyal medya influencer'ları ve uluslararası medyada yer alacak reklamlar için kullanılıyor. Ayrıca İsrail Dışişleri Bakanlığı, yüzlerce diplomat ve sözcüyü yurtdışına göndererek ülkenin "meşru müdafaa" hakkını anlatmaya çalışıyor. Ancak tüm bu çabalara rağmen, İsrail'in imajı uluslararası arenada tarihi bir düşüş yaşadı. Pew Araştırma Merkezi'nin 2024 anketine göre, ABD'de bile gençler arasında İsrail'e sempati %20'nin altına indi. Avrupa'da ise birçok ülke İsrail'e silah satışını askıya aldı veya Filistin'i tanıma kararı aldı.
Hasbara stratejisinin en büyük zaafı, gerçeklerle çelişmesi. İsrail, hastaneleri, okulları ve mülteci kamplarını bombalarken "insan kalkanı" argümanına sığınıyor. Ancak uydu görüntüleri, tanık ifadeleri ve BM raporları, İsrail'in orantısız güç kullandığını ve savaş suçu işlediğini ortaya koyuyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin Netanyahu hakkında tutuklama emri çıkarma ihtimali, İsrail'in hukuki meşruiyetini daha da zayıflatıyor. Ayrıca Güney Afrika'nın Uluslararası Adalet Divanı'nda açtığı soykırım davası, İsrail'in en büyük kâbusu haline geldi. Dava sürecinde sunulan deliller, İsrail'in niyetini ve eylemlerini gözler önüne seriyor.
Dijital çağda hakikat savaşı
İsrail'in hakikatle savaşı, sadece geleneksel medyada değil, dijital platformlarda da kaybediliyor. TikTok, Instagram ve X'te milyonlarca kullanıcı, Gazze'den gelen görüntüleri paylaşıyor. İsrail yanlısı hesaplar, bu içerikleri "dezenformasyon" olarak etiketlemeye çalışsa da, bağımsız doğrulama kuruluşları görüntülerin çoğunun gerçek olduğunu onaylıyor. Meta ve TikTok, İsrail'in taleplerine rağmen içerikleri kaldırmayı reddediyor. Bu durum, İsrail'in teknoloji devleri üzerindeki baskısının da sınırlarını gösteriyor. Öte yandan, İsrail'in finanse ettiği reklamlar, kullanıcılar tarafından büyük ölçüde görmezden geliniyor veya alay konusu oluyor.
İsrail'in sekizinci cephesi, aslında bir meşruiyet krizi. Netanyahu hükümeti, askeri zafer kazanabilir ama uluslararası meşruiyetini kaybediyor. ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, İsrail'e verdiği desteği sorgulamaya başladı. Kongre'deki bazı Demokratlar, İsrail'e silah sevkiyatının durdurulmasını talep ediyor. İsrail'in en yakın müttefiki ABD'de bile kamuoyu baskısı artıyor. Bu durum, İsrail'in uzun vadeli güvenliğini tehdit ediyor. Hakikatle savaş, tanklarla kazanılmaz. İsrail, ne kadar propaganda yaparsa yapsın, Gazze'de öldürülen çocukların görüntüleri hafızalardan silinmiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'in hakikat savaşındaki başarısızlığı, Türkiye için önemli fırsatlar sunuyor. Türkiye, Filistin davasını uluslararası platformlarda güçlü şekilde savunarak bölgesel liderlik iddiasını pekiştirebilir. Ayrıca İsrail'in algı yönetimi çöküşü, Türkiye'nin insani diplomasi ve adil arabuluculuk rolünü öne çıkarabilir. Ekonomik olarak, İsrail ile ticaretin azalması Türkiye'nin alternatif pazarlara yönelmesini gerektirebilir. Güvenlik açısından ise İsrail'in meşruiyet kaybı, Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin elini güçlendirebilir. Ancak Türkiye'nin de İsrail'in propagandasına karşı kendi anlatısını tutarlı ve inandırıcı bir şekilde sunması şart.