Yarım milyar Arap'ın yaşadığı bir bölge, silahlara gömülmüş durumda. Milyonlarca silahlı adam, ABD ve Avrupa savaş uçakları filoları, füze bataryaları, istihbarat teşkilatları, yabancı üsler ve silah ticaretini neredeyse bir inanç dalı haline getirecek büyüklükte savunma bütçeleri... Sonra Gazze geldi. Ve Körfez'in büyük çelişkisi ortaya çıktı.
Silahlı Barışın Çöküşü
Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri — Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Kuveyt, Bahreyn ve Umman — yıllardır bölgesel güvenliği sağlamak için ABD ve Batı ile ittifak kurdu. Bu ittifak, onlara İran'a karşı bir kalkan ve iç istikrar için bir garanti sundu. Ancak İsrail'in Gazze'ye yönelik 7 Ekim 2023'ten bu yana süren saldırıları, bu güvenlik mimarisinin temel bir çelişkisini açığa çıkardı: Bu silahlar, Filistinlileri korumak için değil, yalnızca rejimleri korumak için var.
Suudi Arabistan ve BAE, İsrail ile normalleşme anlaşmalarını (İbrahim Anlaşmaları) genişletmeyi düşünürken, Gazze'deki yıkım Arap kamuoyunda öfke yarattı. Yemen'deki Ansarullah (Husi) hareketi ise bu öfkeyi kullanarak Kızıldeniz'de İsrail bağlantılı gemilere saldırılar düzenledi. Bu saldırılar, Körfez ülkelerinin ekonomik çıkarlarını doğrudan tehdit etti ve onları zor bir dengeye itti: Bir yandan ABD ile güvenlik işbirliğini sürdürmek, diğer yandan Arap sokaklarının Filistin hassasiyetini yönetmek.
Ansarullah'ın Stratejik Hamlesi
Ansarullah, Gazze'yi savunma söylemini merkeze alarak bölgesel bir aktör haline geldi. Kızıldeniz'deki eylemleri, küresel ticaret yollarını sekteye uğrattı ve Batı'nın askeri müdahalesini tetikledi. ABD öncülüğündeki koalisyon, Yemen'deki Husi hedeflerini vurdu. Ancak bu müdahale, Husilerin meşruiyetini artırdı; zira onlar kendilerini Filistin davasının tek savunucusu olarak konumlandırdı.
Körfez monarşileri ise bu durumda sessiz kalmayı tercih etti. Suudi Arabistan, Husilerle doğrudan çatışmaktan kaçındı; çünkü Yemen savaşındaki yıllar süren müdahalesi zaten başarısızlıkla sonuçlanmıştı. BAE ise Güney Yemen'de ayrılıkçı grupları destekleyerek dolaylı bir etki alanı yaratmaya çalıştı. Katar, İran ve Husilerle diyalog kanallarını açık tutarak arabuluculuk rolü oynadı. Bu dağılım, Körfez'in ortak bir Filistin politikası oluşturamadığını gösteriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Gazze savaşı, Körfez'in güvenlik garantilerini sorgulatıyor. ABD'nin İsrail'e koşulsuz desteği, Arap müttefiklerinin güvenilirliğini zedeliyor. Çin ve Rusya, bu çelişkiden faydalanarak bölgede nüfuzlarını artırma arayışında. Suudi Arabistan ve BAE, BRICS'e katılarak çok kutuplu bir düzende yer edinmeye çalışıyor. Ancak askeri bağımlılıkları hâlâ Batı'ya bağlı.
Öte yandan, İran destekli direniş ekseni — Hizbullah, Hamas, İslami Cihad ve Husiler — Gazze savaşını bir varoluş mücadelesi olarak görüyor. Bu eksen, Körfez monarşilerini "Amerikan kuklası" olmakla suçluyor. Körfez ise İran'ı bölgesel istikrarsızlığın kaynağı olarak gösteriyor. Bu karşıtlık, Yemen'de, Irak'ta, Lübnan'da ve Suriye'de vekalet savaşlarına dönüşüyor.
Sonuçta, yarım milyar Arap'ın kaderi, bir avuç monarşinin güvenlik hesaplarına sıkışmış durumda. Gazze, bu çelişkiyi tüm çıplaklığıyla ortaya koydu: Silahlar var, ama irade yok; zenginlik var, ama adalet yok. Ansarullah gibi aktörler, bu boşluğu doldurarak bölgesel düzeni sarsıyor. Körfez'in "silahlı barışı", Filistin kanıyla yıkandıkça meşruiyetini yitiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze krizi ve Körfez'deki çelişkilerden doğrudan etkileniyor. Ankara, İsrail ile ticari ilişkilerini askıya alarak ve Hamas ile diyalogunu sürdürerek Filistin davasında aktif bir duruş sergiliyor. Ancak Körfez monarşileriyle ilişkilerini de dengelemek zorunda; zira bu ülkeler Türkiye'nin enerji, ticaret ve savunma sanayii için önemli ortaklar. Ansarullah'ın Kızıldeniz'deki eylemleri, Türkiye'nin Süveyş Kanalı üzerinden yaptığı ticareti olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, bölgesel istikrarsızlık Türkiye'nin güvenlik çıkarlarını tehdit ediyor. Türkiye, Körfez ile İran arasında bir denge politikası izleyerek, Gazze'deki insani krize çözüm ararken kendi ekonomik ve güvenlik çıkarlarını korumaya çalışıyor.