ABD ile Kanada arasında potansiyel bir ticaret savaşı, yalnızca iki komşu ülke arasındaki ekonomik ilişkileri değil, aynı zamanda ABD'nin Çin'e karşı küresel stratejisini de tehdit ediyor. Son dönemde ABD yönetiminin Kanada'ya yönelik çelik ve alüminyum tarifelerini artırma sinyali vermesi, Ottawa'da misilleme hazırlıklarını gündeme getirdi. Uzmanlar, bu gerilimin Washington'ın en yakın müttefiklerinden birini kaybetmesine yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
Gelişmenin Arka Planı
ABD Başkanı Donald Trump, seçim kampanyası sırasında Kanada'dan ithal edilen çelik ve alüminyuma yüzde 50'ye varan gümrük vergileri getireceğini açıklamıştı. Göreve geldikten sonra da bu tehdidini yineleyen Trump, Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması'nın (NAFTA) yerini alan ABD-Meksika-Kanada Anlaşması'nı (USMCA) yeniden müzakere etmeye sıcak bakıyor. Kanada Başbakanı Justin Trudeau ise ülkesinin egemenliğine ve ekonomik çıkarlarına yönelik her türlü saldırıya karşılık vereceğini belirtti. Kanada, ABD'nin en büyük ticaret ortaklarından biri; 2023 yılında iki ülke arasındaki mal ticareti hacmi 800 milyar doları aştı. ABD'nin Kanada'dan ithal ettiği başlıca ürünler arasında ham petrol, doğal gaz, otomobil parçaları, kereste ve alüminyum bulunuyor. Kanada'nın ABD'ye ihracatı, ülke GSYİH'sının yaklaşık yüzde 20'sini oluşturuyor. Dolayısıyla olası bir ticaret savaşı, Kanada ekonomisini derinden sarsabilir. Ancak işin bir de diğer yüzü var: ABD, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını Kanada'dan karşılıyor. Özellikle Orta Batı'daki rafineriler, Kanada'dan gelen ağır ham petrole bağımlı durumda. Bu bağımlılık, Washington'ın elini zayıflatan bir unsur.
Ticaret savaşı riski, yalnızca ekonomik göstergelerle sınırlı değil. Kanada, ABD'nin Çin'e karşı yürüttüğü teknoloji ve güvenlik mücadelesinde kilit bir müttefik. Beş Göz İstihbarat İttifakı'nın bir üyesi olan Kanada, aynı zamanda NATO'nun kurucu ülkelerinden. ABD'nin Kuzey Kutbu'ndaki stratejik çıkarları için de Kanada vazgeçilmez bir ortak. Son yıllarda Çin, Kuzey Kutbu'nda artan bir şekilde varlık gösteriyor; bu da ABD'nin bölgedeki müttefiklik ilişkilerini daha da önemli hale getiriyor. Eğer Washington, Ottawa'ya karşı ekonomik baskıyı artırırsa, Kanada'yı Çin'e yakınlaşmaya itebilir. Nitekim Kanada, Çin ile ticaretini çeşitlendirme arayışında. 2023'te Kanada, Çin'e 30 milyar dolar değerinde mal ihraç etti; bu rakam ABD'ye yapılan ihracatın yanında küçük kalsa da, artış trendi dikkat çekici. Ayrıca Kanada, Trans-Pasifik Ortaklığı (CPTPP) gibiABD'nin dışında kaldığı ticaret anlaşmalarında aktif rol alıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD-Kanada ticaret savaşı, yalnızca Kuzey Amerika ile sınırlı kalmaz; küresel ticaret düzenini de etkiler. Dünya Ticaret Örgütü (WTO) kurallarına aykırı tek taraflı tarifeler, diğer ülkelerin de benzer adımlar atmasına yol açabilir. Avrupa Birliği, ABD'nin çelik ve alüminyum tarifelerine misilleme olarak ABD ürünlerine vergi uygulamıştı. Kanada'nın da benzer bir yol izlemesi durumunda, küresel tedarik zincirleri daha da kırılgan hale gelebilir. Özellikle otomotiv sektörü, entegre Kuzey Amerika üretim ağı nedeniyle ciddi zarar görebilir. Bir otomobil parçası, üretim sürecinde ABD, Kanada ve Meksika sınırlarını birden fazla kez geçebiliyor. Bu nedenle tarifeler, nihai ürün maliyetlerini artırarak enflasyonu körükleyebilir. ABD'de akaryakıt fiyatları, Kanada'dan gelen ham petrolün kesintiye uğraması halinde yükselebilir. Öte yandan, ABD'nin Çin ile olan ticaret savaşı halihazırda devam ediyor. Çin, ABD'nin çeşitli ürünlerine yüksek gümrük vergileri uygularken, ABD de Çin teknoloji şirketlerine yaptırımlar getiriyor. Bu ortamda ABD'nin Kanada gibi bir müttefiki kaybetmesi, Çin'in elini güçlendirebilir. Çin, Kanada ile ekonomik ilişkilerini geliştirerek ABD'yi çevreleme stratejisini boşa çıkarabilir. Ayrıca, Kanada'nın Çin'e yönelik insan hakları ve güvenlik konularındaki tutumu da Washington için önemli. Kanada, Huawei'nin 5G altyapısına katılımını yasaklamıştı; bu karar ABD'nin baskısıyla alınmıştı. Ancak ticaret savaşı, bu tür güvenlik iş birliklerini zayıflatabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD ile Kanada arasındaki ticaret gerilimi, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de küresel ticaret düzenindeki kırılmalar Türk ekonomisini dolaylı yoldan etkileyebilir. ABD'nin korumacı adımları, benzer şekilde Türkiye'nin de karşı karşıya olduğu tek taraflı tarife uygulamalarına zemin hazırlıyor. Ayrıca, Kanada ile Çin arasındaki olası yakınlaşma, Türkiye'nin Kuşak ve Yol Girişimi'ndeki konumunu etkileyebilir. Türkiye, hem ABD hem de Çin ile dengeli ilişkiler yürütmeye çalışırken, bu tür ticaret savaşları yeni fırsatlar ve riskler doğurabilir. Örneğin, Kanada'nın ABD pazarında yaşadığı sıkıntılar, Türk ihracatçıları için alternatif pazarlar yaratabilir. Ancak küresel tedarik zincirlerindeki bozulma, Türkiye'nin ihracatını da olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle Ankara, gelişmeleri yakından takip etmeli ve ticaret politikalarını çeşitlendirmeli.