Japonya ve Filipinler, Hint-Pasifik bölgesinde artan gerilimler ve deniz güvenliği tehditleri karşısında ikili ilişkilerini “Kapsamlı Stratejik Ortaklık” seviyesine yükseltti. İki ülke liderleri, Tokyo’da düzenlenen zirvede güvenlik, altyapı ve ticaret alanlarında geniş kapsamlı anlaşmalar imzaladı. Bu hamle, bölgede Çin’in artan etkisine karşı kural bazlı uluslararası düzeni güçlendirme çabasının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Filipinler Devlet Başkanı Ferdinand Marcos Jr. ve Japonya Başbakanı Fumio Kishida, ortak açıklamada “özgür ve açık Hint-Pasifik” vurgusu yaptı.
İş Birliğinin Kapsamı ve Arka Planı
Yeni ortaklık kapsamında Japonya, Filipinler’e savunma teçhizatı ve teknolojisi transferini hızlandıracak. İki ülke, Güney Çin Denizi’nde ortak deniz tatbikatları düzenleme ve istihbarat paylaşımını artırma konusunda mutabık kaldı. Filipinler, Çin’in Dokuz Çizgi Hattı talepleriyle karşı karşıya kalan en ön cephe ülkelerden biri olarak Tokyo’nun desteğini stratejik bir kazanım olarak görüyor. Ekonomik cephede ise Japonya, Filipinler’de demiryolu, liman ve enerji altyapısı projelerine 600 milyar yen (yaklaşık 4 milyar dolar) yatırım taahhüdünde bulundu. Bu yatırımlar, Filipinler’in Çin’e olan bağımlılığını azaltmayı ve Japon teknolojisini bölgeye entegre etmeyi hedefliyor.
Japonya-Filipinler ortaklığı, 1956’da başlayan diplomatik ilişkilerin ardından en kapsamlı adım olarak kayıtlara geçti. İki ülke, 2015’te stratejik ortaklık statüsüne geçmişti. Yeni anlaşma, özellikle savunma alanında daha derin bir iş birliği öngörüyor. Filipinler’in deniz kuvvetleri, Japon yapımı radar sistemleri ve devriye gemileriyle donatılacak. Ayrıca, Japonya’nın Filipinler’de askeri üs kullanımına ilişkin “Misafir Kuvvetler Anlaşması” için müzakerelerin başlatılması kararlaştırıldı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, ABD’nin müttefikleri arasında koordinasyonu artırma çabalarının bir parçası olarak yorumlanıyor. Washington, Tokyo ve Manila arasındaki üçlü iş birliği, AUKUS ve Quad gibi yapılarla birlikte Çin’e karşı bir denge unsuru oluşturuyor. Çin Dışişleri Bakanlığı ise anlaşmaları “bölgesel gerilimi tırmandırıcı” olarak nitelendirdi. Öte yandan, Japonya’nın pasifist anayasasını yumuşatarak savunma harcamalarını iki katına çıkarma planları, bu ortaklıkla birlikte daha somut bir hal alıyor.
Hint-Pasifik’teki güç mücadelesi, yalnızca askeri değil, ekonomik ve diplomatik boyutları da içeriyor. Filipinler’deki Japon yatırımları, Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi’ne alternatif bir model sunuyor. Aynı zamanda, Güney Çin Denizi’ndeki hakem kararına (2016) atıf yapılarak, uluslararası hukukun üstünlüğü vurgulanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Asya-Pasifik’teki bu gelişmeyi doğrudan bir taraf olmamakla birlikte küresel güç dengeleri açısından izlemektedir. Kural bazlı uluslararası düzenin zayıflaması, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki hak arayışlarına emsal teşkil edebilir. Ayrıca Türkiye’nin Çin ve Japonya ile ticari ilişkileri dengede tutma politikası, bölgede artan gerilimlerden etkilenebilir. Türkiye, savunma sanayinde bağımsızlaşma hedefiyle benzer bir strateji izlerken, Japonya-Filipinler ortaklığı, orta ölçekli güçlerin ittifaklar yoluyla caydırıcılık inşa etme modeline bir örnek teşkil etmektedir. Bu gelişme, Türkiye’nin Hint-Pasifik’e yönelik diplomatik açılımlarını yeniden değerlendirmesini gerektirebilir.