ABD Yüksek Mahkemesi, eski Başkan Donald Trump'ın doğumla vatandaşlık hakkını sınırlandırmaya yönelik yürütme emrini anayasaya aykırı bularak oybirliğiyle reddetti. Mahkeme, 9 yargıcın tamamının katılımıyla aldığı kararda, ABD Anayasası'nın 14. Ek Maddesi'nde güvence altına alınan doğumla vatandaşlık hakkının başkanlık kararnamesiyle değiştirilemeyeceğini vurguladı. Karar, Trump yönetiminin göçmenlik politikalarına yönelik en önemli yargısal engellerden biri olarak tarihe geçti.
Gelişmenin arka planı
Trump, 2025 yılı başında imzaladığı bir başkanlık kararnamesiyle, ABD'de yasadışı yollardan bulunan göçmenlerin çocuklarına otomatik vatandaşlık verilmesini durdurmayı hedeflemişti. Kararname, özellikle sınır güvenliği konusunda sert önlemler alan Trump'ın seçim vaatleri arasında yer alıyordu. Ancak bu girişim, birçok eyalet ve sivil toplum kuruluşu tarafından derhal mahkemeye taşındı. Alt mahkemeler, kararnamenin anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle yürütmesini durdurmuş, ardından dava doğrudan Yüksek Mahkeme'ye gitmişti.
Yüksek Mahkeme'nin kararında, 14. Ek Madde'nin açık bir şekilde 'ABD'de doğan her kişi, yabancılar dahi olsa, ABD vatandaşıdır' hükmüne atıfta bulunuldu. Mahkeme, bu hakkın ancak Anayasa değişikliğiyle kaldırılabileceğini, başkanlık kararnamesiyle sınırlandırılamayacağını belirtti. Karar, Trump'ın göçmenlik politikalarına karşı çıkan Demokratlar ve insan hakları örgütleri tarafından memnuniyetle karşılanırken, Cumhuriyetçi çevrelerde hayal kırıklığı yarattı.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu karar, ABD'nin dünyadaki birkaç ülkeden biri olan doğumla vatandaşlık uygulamasını sürdürmesi anlamına geliyor. Kanada, Meksika ve Brezilya gibi diğer Amerika ülkeleri de benzer bir sisteme sahipken, Avrupa ülkelerinin çoğunda doğumla vatandaşlık otomatik olarak verilmiyor. Karar, küresel göç tartışmalarında emsal teşkil edebilir; zira sığınmacı kriziyle boğuşan Avrupa'da da benzer düzenlemeler tartışılıyor. Ayrıca, kararın ABD'nin uluslararası imajına olumlu yansıyacağı, ülkenin göçmen kökenli nüfusunun haklarının korunması açısından önemli bir adım olduğu değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye için bu karar, ABD'de yaşayan Türk vatandaşlarının ve özellikle ikinci nesil Türk-Amerikalıların statülerini doğrudan etkilemese de, ABD'nin göçmen politikalarındaki istikrar açısından önemli bir sinyal. Türkiye, ABD ile vize muafiyeti ve göçmenlik konularında işbirliğini sürdürürken, Yüksek Mahkeme'nin bu kararı, hukukun üstünlüğü ilkesinin ABD'de korunduğunu göstermesi bakımından Ankara tarafından olumlu karşılanabilir. Ayrıca, küresel ölçekte doğumla vatandaşlık tartışmaları, Türkiye'nin de dahil olduğu uluslararası göç rejimini etkileyebilir.