Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi, Sudan'ın El-Ubeyd kentinde yaşanan insani krizi ele almak üzere bu hafta içinde acil bir oturum düzenleme kararı aldı. Karar, İngiltere'nin BM nezdindeki temsilcisinin bölgede geniş çaplı vahşet yaşanabileceği uyarısıyla birlikte geldi. Konsey, 30 Haziran Salı günü Cenevre'de yaptığı toplantıda, Sudan hükümeti ile isyancı gruplar arasındaki çatışmaların sivil halk üzerindeki etkisini değerlendirmek üzere acil tartışma yapılmasını onayladı. El-Ubeyd, Sudan'ın orta kesiminde yer alan ve son haftalarda çatışmaların yoğunlaştığı bir bölge olarak dikkat çekiyor.
Gelişmenin Arka Planı: El-Ubeyd'de Ne Oluyor?
Sudan, Nisan 2023'ten bu yana ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) arasında süren kanlı bir iç savaşla sarsılıyor. El-Ubeyd, Kuzey Kordofan eyaletinin başkenti ve stratejik öneme sahip bir ticaret merkezi. Şehir, çatışmaların başlamasından bu yana her iki tarafın da kontrolü ele geçirmek için mücadele ettiği bir alan haline geldi. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği'ne göre, çatışmalar nedeniyle yüz binlerce sivil yerinden edildi ve temel ihtiyaç maddelerine erişim giderek zorlaşıyor. Gıda, su ve tıbbi malzeme kıtlığı yaşanırken, hastaneler saldırılara maruz kalıyor. Uydu görüntüleri, şehrin çevresinde toplu mezarların varlığına işaret ediyor; bu da sistematik katliam iddialarını güçlendiriyor. İnsan hakları örgütleri, her iki tarafı da savaş suçu işlemekle suçluyor.
İngiltere'nin BM Cenevre Ofisi nezdindeki Büyükelçisi Simon Manley, konseye hitaben yaptığı konuşmada, "El-Ubeyd'deki durum son derece endişe verici. Sivillere yönelik saldırılar ve insani yardıma erişimin engellenmesi, büyük çaplı vahşet riskini beraberinde getiriyor. Uluslararası toplumun bu konuda sessiz kalmaması gerekiyor" dedi. Manley, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği'nin bölgeye bağımsız gözlemciler göndermesi çağrısında bulundu.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Sudan Çatışması Neden Önemli?
Sudan'daki iç savaş, yalnızca ülke içinde değil, bölgesel istikrar açısından da ciddi tehditler oluşturuyor. Çatışmalar, komşu ülkeler Güney Sudan, Çad ve Etiyopya'ya mülteci akışına neden oldu. Birleşmiş Milletler, savaşın başlamasından bu yana 2 milyondan fazla kişinin ülke içinde yer değiştirdiğini, 500 bin kişinin ise komşu ülkelere sığındığını tahmin ediyor. Ayrıca, Sudan'ın Kızıldeniz'e kıyısı olması, bölgesel ticaret yolları açısından stratejik bir konumda bulunması nedeniyle çatışmanın deniz güvenliğine etkileri de bulunuyor. Mısır ve Etiyopya gibi bölgesel güçler, Sudan'daki istikrarsızlığın Nil nehri su kaynakları üzerindeki müzakereleri olumsuz etkilemesinden endişe duyuyor. Öte yandan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan gibi Körfez ülkeleri çatışmada taraf tutmakla eleştiriliyor; özellikle BAE'nin RSF'ye destek verdiği iddia ediliyor.
El-Ubeyd'deki durumun BM İnsan Hakları Konseyi gündemine gelmesi, uluslararası toplumun bu krize müdahale etme konusundaki isteksizliğini bir kez daha gözler önüne seriyor. Konsey geçmişte Sudan'la ilgili çok sayıda karar almış olsa da, bu kararların çoğu uygulanamadı veya taraflarca dikkate alınmadı. Ancak bu acil oturum, en azından konunun gündemde kalmasını sağlayacak ve insani yardım kuruluşlarına baskı yapma fırsatı verecek. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, tarafları ateşkes çağrısına uymaya ve sivillerin korunmasını sağlamaya çağırdı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Sudan'la tarihsel bağları olan ve özellikle son yıllarda ticari ve diplomatik ilişkilerini derinleştiren bir ülkedir. Sudan'daki istikrarsızlık, Türkiye'nin Kızıldeniz'deki çıkarlarını ve Afrika Boynuzu'ndaki nüfuzunu doğrudan etkileyebilir. Türk şirketleri, özellikle inşaat ve enerji sektörlerinde Sudan'da yatırımlara sahiptir. Ayrıca Türkiye, Sudan'da askeri eğitim ve savunma işbirliği alanında da faaliyet göstermektedir. Bu nedenle, Türkiye'nin çatışmanın barışçıl yollarla çözülmesi ve Sudan'da insani krizin derinleşmemesi için BM ve bölgesel aktörlerle koordinasyon içinde hareket etmesi beklenir. Türkiye'nin, Afrika kıtasındaki insani yardım misyonlarını genişletme stratejisi çerçevesinde, Sudan'a yönelik yardımları artırması da muhtemeldir.