Myanmar askeri yönetimi, Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği'nin (ASEAN) gözaltındaki eski sivil lider Aung San Suu Kyi ile görüşme talebini kesin bir dille reddetti. 2021 darbesinden bu yana kamuoyunun gözünden uzakta tutulan 78 yaşındaki Suu Kyi, insan hakları örgütlerinin uydurma olarak nitelendirdiği çok sayıda suçlamadan hüküm giymiş ve belirtilmeyen uzun bir hapis cezasına çarptırılmıştı. Myanmar dışişleri bakanlığı sözcüsünün yaptığı açıklamada, talebin "iç işlerine müdahale" olarak değerlendirildiği ve kabul edilmediği bildirildi.
Gelişmenin arka planı
Myanmar'da 1 Şubat 2021'de ordu, demokratik yollarla seçilmiş hükümeti devirerek yönetime el koydu. Darbe sonrası Nobelli barış aktivisti Suu Kyi ve Cumhurbaşkanı Win Myint başta olmak üzere binlerce kişi gözaltına alındı. Askeri cunta, Suu Kyi'yi rüşvet, yolsuzluk, devlet sırrı bulundurma ve yasadışı telsiz kullanma gibi bir dizi suçlamayla yargıladı. Uluslararası toplum suçlamaların siyasi amaçlı olduğunu ve Suu Kyi'yi siyasetten tamamen soyutlamayı hedeflediğini belirtiyor. Suu Kyi'nin avukatlarıyla dahi görüşmesine kısıtlama getirilmiş, cezaevindeki durumu hakkında resmi bilgi neredeyse hiç verilmemiştir.
ASEAN'ın Myanmar konusundaki çabaları, örgütün geleneksel "müdahale etmeme" ilkesi nedeniyle sınırlı kalmıştır. 2021'de varılan 5 maddelik mutabakatta şiddetin sona erdirilmesi, insani yardımın ulaştırılması ve diyalog süreci öngörülmesine rağmen askeri yönetim bu taahhütlerin hiçbirini yerine getirmedi. Cunta, ASEAN'ın özel temsilcisini dahi ülkeye kabul etmekte isteksiz davranıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Myanmar'daki kriz, ASEAN'ın itibarını ve bölgesel krizlerdeki etkinliğini ciddi şekilde sorgulatıyor. Örgüt, Doğu Timor'un katılımı ve Myanmar'ın temsil sorunuyla boğuşurken, üye ülkeler arasında cuntaya karşı farklı yaklaşımlar bulunuyor. Singapur, Malezya ve Endonezya gibi ülkeler daha sert tedbirler isterken, Tayland ve Laos gibi ülkeler daha ılımlı bir tutum sergiliyor.
Küresel ölçekte ise ABD, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler, Myanmar askeri yönetimine karşı yaptırımları genişletiyor. Ancak Çin ve Rusya, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde cuntayı kınayan kararları veto ederek askeri yönetime diplomatik destek sağlamaya devam ediyor. Suu Kyi'nin tecrit edilmesi, Myanmar'daki demokrasi mücadelesini zayıflatırken, etnik silahlı grupların kontrolündeki bölgelerde çatışmaların yoğunlaşmasına yol açıyor. İnsan hakları örgütleri, cuntanın sivil hedeflere hava saldırıları düzenlediğini ve kitlesel göçe neden olduğunu rapor ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Myanmar'daki gelişmeler, Türkiye'nin Güneydoğu Asya ile artan ekonomik ve diplomatik ilişkileri bağlamında önem taşıyor. Türkiye, ASEAN ile diyalog ortağı statüsü kazanmış ve bölgeyle ticaret hacmini artırmayı hedeflemektedir. Myanmar'daki insani kriz ve demokrasi sorunu, Türkiye'nin Myanmar'daki Müslüman Rohingya azınlığına yönelik insani yardımları ve BM nezdindeki girişimleriyle doğrudan ilgilidir. Türkiye, Rohingyaların korunması için uluslararası platformlarda sesini yükseltirken, askeri cuntanın Suu Kyi'yi tecrit etmesi diplomatik çabaları zorlaştırabilir. Ayrıca, Myanmar'da istikrarsızlığın sürmesi, bölgesel güvenlik ve ticaret yolları açısından Türkiye'nin Asya-Pasifik stratejisini dolaylı olarak etkileyebilir.