İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, Pazar günü Gazze Şeridi'nin kuzeyine düzenlediği ziyarette, bölgedeki yaygın yıkımı 'iyi düşünülmüş bir politikanın sonucu' olarak nitelendirerek savundu ve İsrail ordusunun Gazze topraklarında üç yeni askeri karakol inşa edeceğini açıkladı. Katz, bu açıklamalarıyla İsrail'in savaş stratejisine ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi ve uluslararası kamuoyunda tepki çekti. Bakan, ‘Bu yıkım bir kaza değil, bilinçli bir askeri ve siyasi stratejinin parçasıdır’ ifadelerini kullandı.
Gelişmenin arka planı
Katz’ın ziyareti, Gazze’de 7 Ekim 2023’te başlayan çatışmaların ardından İsrail’in yoğun hava ve kara operasyonları düzenlediği bir döneme denk geldi. İsrail ordusu, Hamas’ın silah altyapısını hedef aldığını belirtirken, Birleşmiş Milletler ve insan hakları örgütleri, sivil kayıpların ve altyapı tahribatının ‘eşi benzeri görülmemiş’ boyutlara ulaştığına dikkat çekiyor. Katz, kuzey Gazze’deki yıkımın ‘terör tehdidini ortadan kaldırmak için kaçınılmaz’ olduğunu öne sürdü. Ayrıca, üç askeri karakolun inşa edilmesinin, İsrail’in bölgede kalıcı bir askeri varlık oluşturma niyetinin bir göstergesi olarak yorumlandı. Bu karakolların, İsrail’in Gazze sınırındaki güvenlik önlemlerini güçlendirmek amacıyla kullanılacağı belirtildi. Katz, “Bu karakollar, bölgedeki güvenliğimizi sağlamak ve gelecekteki saldırıları önlemek için kritik öneme sahiptir” dedi.
İsrail basınında yer alan haberlere göre, karakolların inşasına kısa süre içinde başlanması planlanıyor. Bu gelişme, İsrail ordusunun Gazze’deki operasyonlarının süreceğine işaret ederken, ateşkes çağrılarının arttığı bir dönemde geldi. Katz, ziyareti sırasında askeri yetkililerle bir araya gelerek sahadaki durumu değerlendirdi. İsrail ordusu, şimdiye kadar Gazze’nin kuzeyinde büyük çaplı yıkıma neden olduğunu kabul ediyor, ancak bu durumun ‘uluslararası hukuka uygun’ olduğunu savunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Katz’ın açıklamaları, bölgesel tansiyonu daha da yükseltecek nitelikte. Mısır ve Katar arabuluculuğunda yürütülen ateşkes müzakereleri, İsrail’in Gazze’deki askeri varlığını genişletme planları nedeniyle daha da karmaşık hale gelebilir. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, daha önce yaptığı açıklamada, Gazze’deki yıkımın ‘bir nesli geri dönülemez şekilde etkileyeceğini’ söylemişti. ABD ve Avrupa Birliği de sivil kayıpları ve altyapı tahribatını endişeyle karşıladıklarını belirtti. Ancak İsrail, kendini savunma hakkına vurgu yaparak uluslararası eleştirileri geri çeviriyor. Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te gerilim yüksek seyrederken, Katz’ın sözleri, bölgede barış umudunu zayıflatan bir faktör olarak değerlendiriliyor. İran ve Hizbullah da İsrail’in Gazze’deki eylemlerini kınayarak misilleme tehdidinde bulunuyor. Öte yandan, bazı İsrailli analistler, üç karakol inşasının İsrail’in Gazze’yi işgal altında tutma niyetini gösterdiğini, bunun ise uzun vadede İsrail’in güvenliğini artırmak yerine daha fazla çatışmaya yol açabileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’nin uzun süredir savunduğu Filistin davası ve bölgesel istikrar vizyonuyla doğrudan örtüşmektedir. Türkiye, Gazze’deki yıkımı ve askeri operasyonları defalarca kınamış, uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırmıştır. Katz’ın açıklamaları, Ankara’nın İsrail’e yönelik eleştirilerini haklı çıkarır niteliktedir. Türkiye, İsrail’in Gazze’de kalıcı askeri varlık kurma girişimlerinin bölgesel barışı baltalayacağını ve yeni bir çatışma döngüsü başlatacağını düşünmektedir. Bu bağlamda, Türkiye’nin Mısır, Katar ve diğer bölgesel aktörlerle koordinasyon halinde ateşkes ve iki devletli çözüm için diplomatik çabalarını yoğunlaştırması beklenebilir. Ayrıca, Doğu Akdeniz’deki enerji işbirliği ve bölgesel güvenlik dinamikleri göz önüne alındığında, Gazze’deki durumun Türkiye’nin enerji güvenliği ve deniz yetki alanları stratejisini de dolaylı olarak etkileme potansiyeli bulunmaktadır.