İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, Batı Şeria'nın kuzeyindeki Cenin mülteci kampına yönelik geniş çaplı askeri operasyonun tamamlandığını ve İsrail güçlerinin kampı tamamen işgal ettiğini açıkladı. Gallant, bölgedeki kontrolün sağlandığını ve operasyonların diğer bölgelere kaydırılacağını belirtti. Cenin kampı, uzun süredir Filistinli silahlı grupların kalesi olarak biliniyor ve İsrail ordusu son yıllarda bu bölgeye sık sık baskın düzenliyor.
Operasyonun Ayrıntıları
İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), geçtiğimiz günlerde Cenin kampına kapsamlı bir kara operasyonu başlatmıştı. Operasyon kapsamında kampta yaşayan Filistinlilere yönelik sokağa çıkma yasağı ilan edildi ve bölgede yoğun çatışmalar yaşandı. Filistin Sağlık Bakanlığı, operasyonlarda en az 12 Filistinlinin hayatını kaybettiğini, 50'den fazla kişinin yaralandığını duyurdu. Ölenler arasında sivillerin de bulunduğu belirtiliyor.
Gallant, operasyonun amacının 'terör altyapısını' çökertmek ve bölgedeki güvenliği sağlamak olduğunu savundu. Ancak Filistinli yetkililer, bu operasyonun orantısız güç kullanımı olduğunu ve sivillerin ağır bedel ödediğini dile getiriyor. Birleşmiş Milletler (BM) ise uluslararası hukuka aykırı olarak nitelendirdiği bu tür operasyonlara yönelik endişelerini yineledi.
Cenin kampı, 2002 yılındaki İkinci İntifada döneminde de büyük bir operasyona sahne olmuştu. O tarihten bu yana bölge, Filistinli direniş gruplarının desteğini alan silahlı grupların varlığıyla öne çıkıyor. İsrail, kampın militanların sığınağı haline geldiğini ve İsrail yerleşimlerine yönelik saldırıların planlandığı bir merkez olduğunu iddia ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu operasyon, Gazze'de devam eden savaşın gölgesinde gerçekleşiyor. Uluslararası toplum, Batı Şeria'da artan gerginliğin bölgeyi daha geniş bir çatışmaya sürükleyebileceğinden endişe ediyor. Arap ülkeleri ve Batılı müttefikler, İsrail'e itidal çağrısında bulunurken, ABD operasyonların sivil kayıplara yol açmaması konusunda İsrail'i uyarıyor.
Öte yandan, İsrail'de aşırı sağcı hükümetin Batı Şeria'daki yerleşim politikalarını genişletme yönündeki adımları, uluslararası kamuoyunda sert eleştirilere neden oluyor. BM Güvenlik Konseyi'nde konuya ilişkin acil toplantı talepleri gündemde. Filistin Devlet Başkanlığı, yaşananları 'soykırım suçu' olarak nitelendirirken, uluslararası toplumun İsrail'e yaptırım uygulaması çağrısında bulundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, tarihsel olarak Filistin davasına verdiği güçlü desteği diplomatik platformlarda sıkça dile getiriyor. Bu tür operasyonlar, Ankara'nın İsrail karşıtı söylemini güçlendirmesine ve bölgesel kamuoyunda Türkiye'nin Filistin yanlısı duruşunu öne çıkarmasına zemin hazırlıyor. Türkiye'nin; İsrail'e yönelik eleştirilerini ve Filistin'e destek açıklamalarını artırması muhtemel. Bununla birlikte, son dönemdeki normalleşme çabaları göz önüne alındığında, Türkiye'nin hem İsrail ile ilişkilerini tamamen koparmadan hem de Filistin halkının yanında olduğunu gösteren bir denge politikası izlemesi bekleniyor.