ABD ile İran arasında Hürmüz Boğazı'nın kontrolü nedeniyle tırmanan gerginlik sıcak çatışmaya dönüştü. Tahran yönetimi, uluslararası deniz trafiğini yeniden açma çabaları kapsamında Bahreyn ve Kuveyt'e yönelik saldırılar düzenledi. Bölgedeki askeri üslerden havalanan ABD savaş uçakları, İran'ın güneyindeki füze rampalarını hedef alırken, Tahran'ın misillemesi Körfez'in batı yakasını vurdu. Çatışmalar, geçici bir barış anlaşması üzerinde yürütülen diplomatik temasları da tehdit ediyor.
Hürmüz Boğazı krizi
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği stratejik bir su yolu. İran, yıllardır bu geçişi kontrol altında tutarak bölgesel etkisini artırmaya çalışıyor. Ancak son haftalarda ABD öncülüğünde oluşturulan uluslararası bir deniz görev gücü, boğazı İran'ın doğrudan denetimi olmaksızın açmayı hedefliyordu. Bu girişim, Tahran'ı kırmızı çizgilerini aşmaya itti. 28 Haziran 2026’da İran Devrim Muhafızları, Basra Körfezi'ndeki ABD donanmasına ait bir destroyeri hedef alan balistik füzeler fırlattı. Saldırıda can kaybı yaşanmazken, ABD yönetimi anında karşılık verdi ve İran'ın kıyı bataryalarını vurdu.
İran'ın Bahreyn ve Kuveyt'e yönelik saldırıları ise daha geniş bir stratejinin parçası. Tahran, ABD'nin bölgesel müttefiklerini cezalandırarak koalisyonu dağıtmayı ve uluslararası baskıyı azaltmayı hedefliyor. Her iki ülke de ABD'nin Körfez'deki askeri varlığına ev sahipliği yapıyor; Bahreyn'deki ABD Beşinci Filosu, Kuveyt'te ise önemli lojistik üsler bulunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Çatışmalar, sadece Körfez ülkelerini değil, küresel enerji piyasalarını da etkiliyor. Petrol fiyatları saldırı haberleriyle birlikte varil başına 10 doların üzerinde yükselirken, hisse senetleri düştü. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, tarafsız kalmaya çalışsa da İran'ın saldırıları karşısında ABD'nin yanında yer alacaklarını sinyalledi. Rusya ve Çin, taraflara itidal çağrısı yaparken, BM Güvenlik Konseyi acil toplantıya çağrıldı. Uzmanlar, tırmanışın kontrol edilemez bir savaşa dönüşme riskine dikkat çekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, hem İran hem de Körfez ülkeleriyle ekonomik ve diplomatik ilişkileri olan bir ülke olarak bu krizden doğrudan etkileniyor. Petrol fiyatlarındaki artış, Türkiye'nin enerji ithalat faturasını yükseltirken, enflasyonist baskıyı derinleştirebilir. Ayrıca, ABD ve İran arasında olası bir geniş çaplı savaş, Türkiye'nin güneydoğusunda güvenlik riskleri oluşturabilir. Ankara, şu ana kadar dengeli bir pozisyon alsa da, Hürmüz Boğazı'nın kapanması halinde alternatif enerji koridorlarını devreye sokmak zorunda kalabilir. Bu gelişme, Türk dış politikasını bölgesel arabuluculuk rolüne yönlendirebilir.