Washington’da bu hafta dört gün süren kesintisiz müzakerelerin ardından İsrail ve Lübnan hükümetleri arasında varılan deniz sınırı anlaşması, bölgedeki dengeleri yeniden şekillendirecek kritik bir adım olarak değerlendiriliyor. Altı ABD, İsrail ve Lübnanlı kaynağın doğrudan bilgisine dayanan habere göre, anlaşmanın temel itici gücü iki ülkenin İran’a yönelik ortak endişeleri oldu. Görüşmeler, enerji krizi ve Hizbullah’ın artan tehditleri gölgesinde gerçekleşirken, anlaşma iki tarafın da karşılıklı güvenlik garantileri almasıyla sonuçlandı.
Anlaşmanın arka planı ve müzakerelerin seyri
Lübnan ve İsrail arasında yıllardır süren deniz sınırı anlaşmazlığı, özellikle Doğu Akdeniz’de keşfedilen doğalgaz yataklarıyla yeni bir boyut kazanmıştı. ABD’nin arabuluculuğunda yürütülen müzakerelerde, her iki taraf da egemenlik haklarını koruma konusunda hassas davrandı. Ancak kaynaklar, İran’ın bölgedeki nüfuzunun artması ve Hizbullah’ın Lübnan içindeki konumunun güçlenmesinin, Tel Aviv ve Beyrut’u masaya oturmaya zorladığını belirtiyor.
Özellikle İsrail, İran’ın Suriye üzerinden Lübnan’a silah ve teçhizat sevkiyatını engellemek için deniz kontrolünü sıkılaştırmak istiyordu. Lübnan ise ekonomik çöküşün eşiğinde, enerji kaynaklarına erişim sağlamak ve uluslararası yatırım çekmek için bu anlaşmaya ihtiyaç duyuyordu. Müzakerelerin son günlerinde, ABD’nin baskısı ve garantörlüğüyle taraflar, Karış alanı ve Kana sahası gibi tartışmalı bölgelerde ortak bir formül üzerinde uzlaştı.
Bölgesel ve küresel boyut
İsrail-Lübnan anlaşması, sadece iki ülke arasındaki bir uzlaşmadan ibaret değil. Bölgede İran’ın yayılmacı politikalarına karşı ABD öncülüğünde oluşturulan ittifakın bir parçası olarak görülüyor. Anlaşma sayesinde Lübnan, Doğu Akdeniz’deki doğalgaz kaynaklarını işletmeye başlayarak ekonomik krizi hafifletebilirken, İsrail de kuzey sınırında güvenliğini artırmış oluyor.
Bununla birlikte, anlaşma Hizbullah’ın tepkisini çekti. Örgüt, İsrail’le her türlü normalleşmeye karşı çıkarken, Lübnan hükümetinin bu adımı İran’ın çıkarlarına aykırı buldu. Ancak ABD’nin devreye girmesi ve bölgedeki enerji şirketlerinin de desteğiyle anlaşma, geniş bir uluslararası kabul gördü. Bu gelişme, Doğu Akdeniz’deki enerji rekabetinde yeni bir sayfa açarken, İsrail’in bölge ülkeleriyle ilişkilerini normalleştirme çabalarını da hızlandırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail-Lübnan deniz sınırı anlaşması, Türkiye’nin Doğu Akdeniz politikasını doğrudan etkileyebilecek bir gelişmedir. Ankara, uzun süredir bölgedeki hidrokarbon kaynaklarının paylaşımında kendi çıkarlarını korumaya çalışırken, İsrail ve Lübnan arasındaki uzlaşma, Türkiye’nin Mısır ve Yunanistan’la yaşadığı deniz yetki alanı sorunlarını da yeni bir zemine taşıyabilir. Ayrıca, anlaşmanın İran karşıtı bir ittifakın parçası olarak görülmesi, Türkiye’nin bölgedeki denge politikasını zorlayabilir. Ankara, bir yandan İran’la enerji ve güvenlik işbirliğini sürdürürken, diğer yandan Doğu Akdeniz’deki varlığını güçlendirmek için yeni arayışlara girebilir.