Batı Şeria’nın Ramallah kenti batısındaki bir İsrail askeri kontrol noktasında, geçişine izin verilmeyen bir ailenin 4 aylık bebeği hayatını kaybetti. Filistinli yetkililere göre, bebek acil sağlık durumu nedeniyle hastaneye ulaştırılmak istenirken İsrail güçleri tarafından bekletildi ve bu gecikme sonucu yaşamını yitirdi. Olay pazar günü meydana geldi. Ayrıca, aynı gün Qalandiya Mülteci Kampı’na düzenlenen bir İsrail askeri baskınında 16 yaşındaki Filistinli bir genç öldürüldü. İsrail ordusu, baskın sırasında askerlerin ateş açtığını doğrularken, olayla ilgili soruşturma başlatıldığını duyurdu.
Gelişmenin arka planı
Filistin Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, 4 aylık bebeğin ailesinin Ramallah yakınlarındaki bir kontrol noktasında saatlerce bekletildiği, bebeğin sağlık durumunun kritik olmasına rağmen askerlerin geçiş izni vermediği belirtildi. Aile, bebeği özel bir hastaneye götürmek istediğini ancak kontrol noktasında yapılan aramalar ve gecikmeler nedeniyle zamanında ulaşamadıklarını ifade etti. Bebek, hastaneye varıldığında yaşamını yitirmişti. İsrail ordusu olayla ilgili yazılı bir açıklama yaparken, kontrol noktasında rutin güvenlik prosedürlerinin uygulandığını ve bebeğin ölümüne neden olacak bir ihmalin söz konusu olmadığını iddia etti.
Öte yandan, Qalandiya Mülteci Kampı’na düzenlenen baskında öldürülen 16 yaşındaki Filistinli gencin kimliği Muhammed el-Hac olarak açıklandı. Görgü tanıkları, İsrail askerlerinin kampın içinde bir evi kuşattığını ve ardından yoğun ateş açtığını söyledi. Filistin Kızılayı, genci kurtarmak için olay yerine ulaşmaya çalıştıklarını ancak İsrail güçlerinin müdahale ettiğini bildirdi. İsrail ordusu, baskının “terörle mücadele” operasyonu kapsamında yapıldığını ve askerlerin taş atan bir gruba müdahale ettiğini öne sürdü.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu iki olay, İsrail-Filistin çatışmasının siviller üzerindeki yıkıcı etkisini bir kez daha gözler önüne serdi. Birleşmiş Milletler ve çeşitli insan hakları örgütleri, İsrail’in Batı Şeria’daki kontrol noktaları uygulamalarını sık sık eleştiriyor. Uluslararası toplum, özellikle sağlık hizmetlerine erişimin engellenmesinin insan hakları ihlali olduğunu vurguluyor. Qalandiya baskını ise, İsrail’in mülteci kamplarına yönelik sık sık düzenlediği gece baskınlarının bir parçası. Bu baskınlar, sıklıkla Filistinli gençlerin ölümüne veya yaralanmasına yol açıyor. Bölgede tırmanan gerilim, barış görüşmelerinin durma noktasında olduğu bir dönemde yaşanıyor. Uluslararası Kızılhaç Komitesi, tüm taraflara sivilleri koruma yükümlülüğünü hatırlatırken, ABD ve Avrupa Birliği’nden henüz somut bir kınama gelmiş değil.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Filistin'deki sivil kayıplar, Türkiye'nin uzun süredir gündeminde olan bir konu. Türkiye, Filistin davasına verdiği destekle biliniyor ve bu tür olaylar Ankara'nın İsrail'e yönelik eleştirilerini artırabilir. Özellikle son dönemde Türkiye-İsrail ilişkilerinde normalleşme adımları atılırken, bu tür insani krizler ilişkileri yeniden germe potansiyeli taşıyor. Bununla birlikte, Türkiye'nin BM nezdinde yapacağı girişimler veya insani yardım çağrıları, bölgesel aktörler nezdinde itibarını pekiştirebilir. Ekonomik olarak doğrudan bir etkisi olmasa da, Orta Doğu'daki istikrarsızlık Türkiye'nin enerji ve ticaret projelerini dolaylı olarak etkileyebilir.