Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Sudan’ın Kuzey Kordofan eyaletinde yer alan El Obeyd şehrinde giderek ağırlaşan insani kriz karşısında 30 milyon dolar (yaklaşık 550 milyon Türk lirası) tutarında acil insani yardım paketi açıkladı. Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan’ın talimatıyla başlatılan yardım, çatışmalar, kuraklık ve artan gıda fiyatları nedeniyle zor durumda olan sivillere ulaştırılacak. BAE Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, yardımın temel gıda maddeleri, içme suyu, sağlık malzemeleri ve barınma desteğini kapsadığı belirtildi. El Obeyd, Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) arasındaki çatışmaların yoğunlaştığı bölgelerden biri olarak öne çıkıyor.
El Obeyd’de insani durum giderek kötüleşiyor
Sudan’da Nisan 2023’te patlak veren iç savaş, başkent Hartum başta olmak üzere birçok bölgede yıkıma yol açtı. El Obeyd, stratejik konumu nedeniyle çatışmaların odağında yer alıyor. Şehir, Hartum’u batıdaki Darfur bölgesine bağlayan tedarik yollarının kesiştiği noktada bulunuyor. BM verilerine göre Sudan genelinde 10 milyondan fazla insan yerinden edildi ve 25 milyona yakın kişi insani yardıma muhtaç durumda. El Obeyd özelinde ise hastanelerin büyük bölümü hizmet dışı kalmış durumda; temel ilaç ve tıbbi malzeme eksikliği nedeniyle salgın hastalıklar yaygınlaşıyor. BAE’nin yardımı, Dünya Gıda Programı (WFP) ve diğer BM kuruluşlarıyla koordineli olarak dağıtılacak. Ancak yardım kuruluşları, çatışmalar nedeniyle lojistik erişimin sınırlı olduğuna dikkat çekiyor.
Sudan’da iki taraf arasında imzalanan ateşkes anlaşmalarına rağmen çatışmalar devam ediyor. Son haftalarda El Obeyd’de yoğun topçu atışları ve hava saldırıları rapor edildi. Şehrin büyük bölümü elektrik ve su şebekesinden mahrum durumda. BAE, daha önce de Sudan’a çeşitli insani yardımlar göndermişti; ancak El Obeyd’e yönelik bu miktardaki yardım, ülkenin en kritik bölgelerinden birine odaklanması açısından önem taşıyor.
Körfez ülkeleri ve Sudan krizi
BAE’nin yanı sıra Suudi Arabistan ve Katar da Sudan’daki insani krize yönelik yardım çağrıları yapıyor. Körfez ülkeleri, Sudan’daki çatışmanın taraflarıyla ekonomik ve diplomatik bağlarını dengelemeye çalışıyor. Özellikle BAE, RSF lideri Muhammed Hamdan Dagalo (Hemedti) ile geçmişte yakın ilişkiler kurmuştu. Ancak bu durum, BAE’nin resmi yardım politikalarını etkilemiyor; Abu Dabi, BM ve uluslararası kuruluşlar aracılığıyla tarafsız yardım sağlama çabasında olduğunu vurguluyor.
Sudan krizi, Doğu Afrika ve Kızıldeniz güvenliği açısından da risk oluşturuyor. Çatışmaların bölgeye yayılması halinde Mısır, Etiyopya ve Çad gibi komşu ülkeler de etkilenebilir. BAE’nin yardımı, bölgesel istikrarın korunmasına yönelik bir adım olarak da değerlendiriliyor. Ayrıca, Sudan’ın tarım potansiyeli ve su kaynakları üzerindeki baskı, gıda güvenliği krizini derinleştiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Sudan ile tarihsel ve kültürel bağlarının yanı sıra, son yıllarda gelişen ekonomik ilişkilerle bölgede önemli bir aktör konumunda. Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) daha önce Sudan’da çeşitli kalkınma projeleri yürüttü. Ancak iç savaş nedeniyle bu projeler durma noktasına geldi. BAE’nin bu yardımı, uluslararası toplumda Sudan’a yönelik insani seferberliğin arttığını gösteriyor. Türkiye’nin de benzer bir insani diplomasi adımı atması, bölgedeki nüfuzunu korumak açısından önemli olabilir. Ayrıca, Kızıldeniz’deki güvenlik tehditleri ve göç hareketleri, Türkiye’nin Doğu Afrika politikasını doğrudan ilgilendiriyor. Ankara’nın, taraflar arasında arabuluculuk rolü üstlenmek veya insani yardım kanallarını artırmak gibi adımları değerlendirmesi beklenebilir.