İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney'in ölümünün ardından başkent Tahran'da düzenlenen cenaze törenine milyonlarca yaslı akın ederken, kentin bir kesimi ise tam tersi bir tepki veriyor. Birçok Tahranlı, sosyal medyada şehirden kaçışlarını belgeleyen fotoğraflar paylaşarak, ülkenin büyük bir bölümünün yas tutmadığını gözler önüne seriyor. Bu görüntüler, İran toplumundaki derin siyasi ve ideolojik bölünmeyi bir kez daha gösteriyor.
Rejime Karşı Muhalefetin Sessiz Çığlığı
Ayetullah Hamaney'in ölümü, devlet televizyonu ve resmi makamlar tarafından büyük bir ulusal yas olarak sunulsa da, özellikle gençler ve kentli orta sınıf arasında bu duygu paylaşılmıyor. Sosyal medyada yayılan #TahranıTerketmek ve #YasYok etiketleri, rejime karşı duyulan öfkenin boyutunu ortaya koyuyor. Bazı kullanıcılar, Kuzey İran'daki Hazar Denizi kıyılarına ya da yaylalara kaçışlarını paylaşarak, "Hava almak için şehirden uzaklaştık" yorumları yapıyor. Bu durum, 2022'deki Mahsa Amini protestolarından bu yana süregelen toplumsal gerilimin devam ettiğini gösteriyor.
Tahran Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü'nden Prof. Dr. Ahmad Ghassemi'ye göre, "Bu görüntüler, İran'da iktidarın meşruiyet krizini ele veriyor. Kentli nüfusun büyük bir kesimi, dini otoritenin toplumdaki yerini sorgulamaya başlamış durumda." Özellikle 40 yaş altı İranlılar, rejimin baskıcı politikalarından ve ekonomik krizden bıkmış durumda. İran riyali son bir yılda dolar karşısında yüzde 60 değer kaybederken, işsizlik oranı yüzde 20'nin üzerinde seyrediyor.
Yasla Kaçış Arasında Bölünen Toplum
Cenaze törenine katılımın çok yüksek olması, rejimin hâlâ önemli bir tabana sahip olduğunu gösterse de, kaçış fotoğrafları bu tablonun homojen olmadığını kanıtlıyor. Devlet medyası töreni "tarihin en büyük cenaze merasimi" olarak nitelendirirken, bağımsız kaynaklar katılımcı sayısının yanıltıcı olabileceğini belirtiyor. Zira birçok kişi, rejim yanlısı gruplar tarafından otobüslerle taşınarak törene getirilmiş olabilir. Ayrıca, devlet çalışanları ve öğrenciler için katılımın neredeyse zorunlu olduğu biliniyor.
Batılı diplomatik kaynaklar, bu ikili görüntünün İran'ın önümüzdeki dönemde olası bir liderlik geçişi sürecinde belirleyici olacağını vurguluyor. Reuters'a konuşan bir diplomat, "Hamaney sonrası dönemde rejim, meşruiyetini korumak için ya sert tedbirlere başvuracak ya da toplumsal taleplere kısmen yanıt vermek zorunda kalacak," dedi. Özellikle kadın hakları, ifade özgürlüğü ve ekonomik reform talepleri, yeni liderin öncelikli gündem maddeleri olacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'daki bu toplumsal bölünme ve olası liderlik değişimi, Türkiye'yi doğrudan etkileyebilecek jeopolitik sonuçlar doğurabilir. İran'da istikrarsızlık, Türkiye'nin güneydoğu sınırında güvenlik risklerini artırabilir; ayrıca PKK ve diğer terör örgütlerinin faaliyet alanlarını genişletmesine zemin hazırlayabilir. Ekonomik açıdan bakıldığında, İran'daki yaptırımların devam etmesi ve iç kriz, Türkiye-İran ticaret hacmini (2023'te 8 milyar dolar) olumsuz etkileyebilir. Ayrıca İran'daki rejim değişikliği veya yumuşama, bölgede Türkiye, İran ve Arap ülkeleri arasındaki dengeleri yeniden şekillendirebilir. Türkiye, İran'daki gelişmeleri yakından takip etmeli ve olası göç dalgaları ile ticari aksaklıklara karşı hazırlıklı olmalıdır.