İran’ın Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney’in cenaze töreni üçüncü gününde de Tahran’da milyonlarca kişinin katılımıyla devam ediyor. Devlet televizyonunun aktardığına göre, başkentteki ana bulvarları dolduran kalabalık, ABD ve İsrail aleyhine sloganlar atarken, ‘intikam’ çağrıları da yükseliyor. Hamaney’in naaşı bugün Tahran Üniversitesi kampüsünde halkın ziyaretine açıldıktan sonra, yarın Kum şehrinde toprağa verilecek. Yetkililer, törenlere katılanların sayısının 5 milyonu aştığını açıkladı.
Gelişmenin arka planı: Liderin ölümü ve halefiyet süreci
1979 İslam Devrimi’nden bu yana ülkeyi yöneten ikinci dini lider olan Ali Hamaney, 85 yaşında hayatını kaybetti. Uzun süredir sağlık sorunları yaşayan Hamaney’in ölümü, 13 Nisan günü resmi kaynaklar tarafından duyuruldu. Liderin vefatı, İran yönetiminde 36 yıllık bir dönemin sona ermesi anlamına geliyor. Anayasaya göre, Uzmanlar Meclisi’nin yeni bir dini lider seçmesi beklenirken, geçici olarak görevi Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin üstlendiği belirtildi. Ancak kaynaklar, Reisi’nin de Hamaney’in yakın çevresinden biri olduğu için halefiyet sürecinin sorunsuz işlemesinin beklendiğini ifade ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut: İntikam çağrıları ve yeni denklem
Törenler sırasında yükselen ‘ABD’ye ölüm’ ve ‘İsrail’e lanet’ sloganları, Tahran yönetiminin bölgesel politikasında bir değişiklik sinyali olarak yorumlanıyor. Özellikle Yemen’deki Ensarullah hareketi ve Lübnan Hizbullah’ı gibi müttefik gruplar, Hamaney’in ölümünü ‘büyük bir kayıp’ olarak nitelerken, intikam çağrıları yaptı. Uzmanlar, İran’ın nüfuz alanında bir otorite boşluğu doğabileceğini, ancak yeni liderin sertlik yanlısı bir çizgi izleyebileceğini belirtiyor. ABD ise bölgedeki askeri varlığını artırırken, İsrail istihbarat kaynakları ‘yüksek alarm’ durumuna geçti. Petrol fiyatlarında dalgalanmalar yaşanırken, Körfez ülkeleri temkinli bir diplomasi yürütüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran’daki lider değişimi, Türkiye’nin Ortadoğu politikasını doğrudan etkileyecek. Komşu ülkede istikrar, enerji arz güvenliği ve sınır güvenliği açısından kritik. Türkiye, Suriye ve Irak’ta İran’la çatışan çıkarlara sahipken, yeni liderle ilişkilerin yeniden şekillenmesi muhtemel. Özellikle PKK/YPG’ye karşı yürütülen operasyonlarda İran’ın tutumu belirleyici olabilir. Ayrıca İran’daki olası bir istikrarsızlık, Türkiye’ye yönelik göç dalgasını tetikleyebilir. Türkiye’nin hem Batı’yla hem de Tahran’la dengeli bir politika izlemesi gerekecek.