Orta Doğu Gözlem Örgütü'nün (Middle East Eye) haberine göre, İsrail güçleri ve Yahudi yerleşimciler, 7 Ekim 2023'ten bu yana işgal altındaki Batı Şeria'da 235 Filistinli çocuğu öldürdü. Bu rakam, İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılarının başladığı tarihten itibaren Batı Şeria'da artan şiddetin bir göstergesi olarak kaydedildi. Raporda, çocukların çoğunun İsrail askerleri tarafından, bazılarının ise silahlı yerleşimciler tarafından öldürüldüğü belirtildi. Ölen çocukların yaşları 8 ila 17 arasında değişiyor. Bu trajik tablo, uluslararası toplumun İsrail-Filistin çatışmasına ilişkin endişelerini artırıyor.
Gelişmenin arka planı
Orta Doğu Gözlem Örgütü tarafından yayınlanan rapor, 7 Ekim 2023'ten bu yana Batı Şeria'da yaşanan şiddet olaylarını ayrıntılı bir şekilde ortaya koyuyor. Rapora göre, bu süre zarfında 235 Filistinli çocuk, İsrail güçleri tarafından açılan ateş sonucu ya da yerleşimci saldırıları neticesinde hayatını kaybetti. Kurbanların büyük çoğunluğu, gösteriler sırasında veya askeri operasyonlar esnasında vuruldu. Örgüt, bu ölümlerin çoğunun 'kasıtlı' olduğunu ve uluslararası hukukun ihlal edildiğini iddia ediyor. Ayrıca, İsrail güçlerinin çocuklara karşı orantısız güç kullandığı ve bu durumun savaş suçu teşkil edebileceği vurgulanıyor.
Batı Şeria'da artan şiddet, İsrail'in Gazze'deki operasyonlarıyla eş zamanlı olarak yükselişe geçti. İsrail ordusu, Batı Şeria'da sık sık baskınlar düzenliyor ve Filistinli militanlara yönelik operasyonlar yapıyor. Bu operasyonlar sırasında sivil kayıplar yaşanıyor. Yerleşimci şiddeti de özellikle son aylarda arttı. Birleşmiş Milletler verilerine göre, 7 Ekim'den bu yana yerleşimcilerin saldırılarında en az 10 Filistinli çocuk öldürüldü. Bu saldırılar genellikle gözaltına alma, taciz ve arazi işgali şeklinde kendini gösteriyor.
Rapor, ölen çocukların isimlerini ve yaşlarını da içeriyor. Bunlardan bazıları: 8 yaşındaki Adam Samer, 12 yaşındaki Muhammad al-Tamimi ve 15 yaşındaki Rania al-Atrash. Bu isimler, Filistin toplumunda yas ve öfke yarattı. Aileler, çocuklarının ölümünden İsrail'i sorumlu tutuyor ve uluslararası toplumun harekete geçmesini istiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu rapor, uluslararası toplumun İsrail-Filistin çatışmasına yaklaşımını yeniden gündeme getirdi. Birçok ülke ve insan hakları örgütü, İsrail'in orantısız güç kullandığını ve çocuk haklarını ihlal ettiğini belirterek kınadı. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), çocuk ölümlerinin 'kabul edilemez' olduğunu ve tarafları çocukları korumaya çağırdı. Avrupa Birliği, İsrail'e çağrıda bulunarak olayların bağımsız soruşturulmasını istedi. ABD ise geleneksel olarak İsrail'i destekleyen bir tutum sergilese de, bazı Kongre üyeleri bu duruma tepki gösterdi.
Bölgede bu rapor, Filistinliler arasında büyük yankı uyandırdı. Filistin Yönetimi, İsrail'i 'savaş suçları' işlemekle suçladı ve Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne (UCM) başvuruda bulunacağını açıkladı. Hamas ise bu ölümleri 'işgalcinin terörü' olarak nitelendirdi. Bu gelişmeler, Orta Doğu'daki gerginliğin daha da artmasına neden olabilir. Ayrıca, iki devletli çözümün uygulanabilirliği konusundaki tartışmaları da alevlendirdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği destekle bilinen bir ülke olarak bu tür raporları yakından takip ediyor. Bu gelişme, Türk dış politikasının Filistin meselesine verdiği önemi daha da artırabilir. Türkiye'nin İsrail'i kınaması ve uluslararası platformlarda Filistinli çocukların haklarını savunması beklenir. Ek olarak, bu durum Türkiye'nin bölgesel nüfuzunu güçlendirebilir ve Arap kamuoyunda Türkiye'nin itibarını artırabilir. Türkiye'nin İsrail ile ilişkileri zaten gergin; bu rapor, ilişkilerin daha da gerilmesine yol açabilir. Türkiye, geçmişte olduğu gibi Filistinli ailelere insani yardım sağlayabilir ve diplomatik girişimlerde bulunabilir.