Nijer'de ordu içindeki bir grup isyancı asker, başkent Niamey'deki Cumhurbaşkanlığı Sarayı ve askeri havaalanına eş zamanlı saldırı düzenledi. Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, saldırıların başkentteki bir dizi kritik noktayı hedef aldığı ve güvenlik güçlerinin müdahalesinin sürdüğü bildirildi. Saldırıların, Rus paralı askerlerinin konuşlandığı kilit bir hava üssünü de kapsadığı belirtiliyor. Ülkede 2023'teki darbeyle iktidara gelen cunta yönetimi, bu girişimi 'ihanet' olarak nitelendirerek sert önlemler alacağını duyurdu.
Gelişmenin Arka Planı
Nijer, Temmuz 2023'te Cumhurbaşkanı Muhammed Bazum'un devrilmesiyle birlikte askeri bir cunta tarafından yönetiliyor. Darbe sonrası Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS) ve uluslararası toplumun büyük bölümü yönetimi tanımazken, cunta Fransa ile askeri işbirliğini sonlandırmış ve Rusya ile yakın ilişkiler kurmuştu. Özellikle Sahel bölgesindeki güvenlik sorunlarıyla mücadele kapsamında Rus paralı asker grubu Wagner'in ülkeye girişi, Batılı ülkelerin tepkisini çekmişti.
Saldırının hedefi olan hava üssünün, Nijer'in kuzeyindeki yabancı askeri varlıkların lojistik merkezi olarak kullanıldığı biliniyor. Bu üs, aynı zamanda bölgedeki cihatçı gruplarla mücadele eden Rus paralı askerlerinin de konuşlanma noktası durumunda. İsyancı askerlerin, cunta içindeki bir hizbin veya dış güçlerin desteğiyle hareket ettiği yönünde çeşitli spekülasyonlar bulunsa da, henüz resmi bir açıklama yapılmadı.
Savunma Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, saldırganların güvenlik güçleriyle çatışmaya girdiği ve şu ana kadar 9 askerin öldüğü, 7 kişinin yaralandığı bilgisi paylaşıldı. Bakanlık, isyancıların büyük bir kısmının etkisiz hale getirildiğini ve durumun kontrol altına alındığını iddia ederken, bağımsız kaynaklar olayın hâlâ devam ettiğini ve şehrin bazı bölgelerinde silah seslerinin duyulduğunu aktarıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Nijer, Sahel bölgesindeki istikrarın kilit ülkelerinden biri olarak öne çıkıyor. 2023 darbesinin ardından Fransa'nın askerlerini çekmesiyle birlikte ülkede Rus etkisi artmış, bu durum hem ABD'yi hem de Avrupa ülkelerini endişelendirmişti. Nijer, ABD'nin bölgedeki en önemli askeri üslerinden birine ev sahipliği yaparken, Rusya'nın paralı askerleri de ülkenin doğal kaynaklarını ve güvenlik operasyonlarını yönetmeye başlamıştı.
Uzmanlar, bu son saldırının cunta içindeki bir güç mücadelesinden kaynaklanmış olabileceğini veya bölgesel aktörlerin Nijer'in istikrarını bozma girişiminin bir parçası olabileceğini değerlendiriyor. Özellikle Mali ve Burkina Faso'daki benzer yönetimlerle yakın işbirliği içinde olan Nijer cuntasının, kendi içinde bile tam anlamıyla konsolide olamadığı görülüyor. ECOWAS'ın daha önceki müdahale tehditleri, cuntayı uluslararası alanda zor durumda bırakmıştı.
Bölgedeki gelişmeler, Batı'nın terörle mücadele stratejilerini de doğrudan etkiliyor. ABD, Nijer'deki Drone üssünü kullanarak Sahra Çölü'ndeki cihatçı grupları izliyor. Bu üssün kontrolünün kaybedilmesi, Batılı istihbarat ağlarının zayıflamasına yol açabilir. Rusya ise bu sayede Afrika'daki nüfuzunu artırma fırsatı kolluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Nijer'deki bu tür bir istikrarsızlık, Türkiye'nin Afrika açılımı politikası açısından yakından takip edilmesi gereken bir gelişmedir. Türkiye, Sahel bölgesinde savunma sanayii işbirlikleri ve insani yardım faaliyetleriyle varlık göstermektedir. Nijer'deki yönetim değişikliği sonrası Türkiye, cunta ile ilişkilerini sürdürmüş ve ticari anlaşmalar yapmıştı. Bu saldırı, ülkenin geleceğine dair belirsizlikleri artırmakla birlikte, Türkiye'nin bölgedeki diplomatik ve ekonomik yatırımlarının güvenliği açısından da risk oluşturmaktadır. Ayrıca, Nijer'in istikrarsızlığı, komşu ülkelerdeki göç hareketlerini tetikleyerek Türkiye'ye olan göç baskısını dolaylı olarak artırabilir.