Güney Afrika, İsrail'in Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) üç bağlayıcı kararını ihlal ettiğini resmen ileri sürerek, dünya mahkemesine kapsamlı bir kanıt dosyası sundu. Güney Afrika Uluslararası İlişkiler ve İşbirliği Bakanlığı Cuma günü yaptığı açıklamada, İsrail'in Gazze'deki Filistin halkına yönelik soykırımı önleme ve insani yardımın engellenmemesini sağlama yükümlülüklerini yerine getirmediğini belirtti. Bu gelişme, Gazze'de can kaybının hızla arttığı ve insani krizin derinleştiği bir dönemde geldi.
UAD kararları ve Güney Afrika'nın başvurusu
Güney Afrika, geçen yıl Aralık ayında İsrail aleyhine soykırım gerekçesiyle UAD'de dava açmıştı. Mahkeme, Ocak ayında ihtiyati tedbir kararı alarak İsrail'in soykırımın önlenmesi için tüm önlemleri almasına hükmetmişti. Daha sonra Mart ve Mayıs aylarında ek kararlarla, İsrail'in Refah'a yönelik askeri operasyonları durdurması ve insani yardımların engelsiz biçimde Gazze'ye ulaştırılmasına izin vermesi emredilmişti.
Güney Afrika Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, 'İsrail, UAD'nin bağlayıcı emirlerine uymamıştır ve hükümet, bu ihlalleri belgeleyen ayrıntılı bir kanıt dosyasını mahkemeye sunmuştur' ifadelerine yer verildi. Açıklamada, İsrail'in Refah saldırılarını sürdürmesinin ve insani yardım koridorlarını kapatmasının mahkeme kararlarının açık ihlali olduğu vurgulandı.
Güney Afrika hükümeti, UAD'nin Aldatma Dünya Mahkemesi kararlarının uygulanmasını sağlamak için Güvenlik Konseyi'ne başvurabileceğini de ima etti. Ancak, ABD'nin veto yetkisi nedeniyle bu adımın etkili olamayacağı yorumları yapılıyor. Uzmanlara göre, UAD'nin kararları bağlayıcı olmasına rağmen, uygulatma mekanizması sınırlıdır.
Gazze'de insani durum ve bölgesel yansımalar
Gazze'de 7 Ekim'den bu yana İsrail saldırılarında yaşamını yitiren Filistinlilerin sayısı 38 bini aştı. Birleşmiş Milletler, Gazze nüfusunun yüzde 90'ından fazlasının yerinden edildiğini ve bölgenin kıtlık riskiyle karşı karşıya olduğunu raporluyor. İnsani yardım kuruluşları, Refah sınır kapısının kapatılmasının ardından yardım sevkiyatının neredeyse durma noktasına geldiğini belirtiyor.
Bu gelişme, uluslararası toplumun İsrail'e yönelik baskısını artırıyor. Güney Afrika'nın girişimi, kolonyalizm karşıtı dayanışma ve Filistin davasına verdiği güçlü destekle bilinen bir ülkenin, hukuki yollarla İsrail'i hesap vermeye zorlama çabası olarak nitelendiriliyor. Benzer şekilde, Nikaragua da Almanya'ya yönelik soykırıma ortaklık ettiği gerekçesiyle UAD'de dava açmış, ancak mahkeme bu davayı reddetmişti. Şili, İspanya ve İrlanda gibi ülkeler ise Gazze'deki durumu 'soykırım' olarak nitelendiren açıklamalarda bulundu.
UAD'deki dava süreci yıllarca sürebilir ve nihai kararın bağlayıcılığı tartışmalıdır. Ancak bu süreç, uluslararası kamuoyunda İsrail'in izolasyonunu derinleştiriyor ve Filistin davasına olan desteği güçlendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasını en güçlü şekilde savunan ülkelerden biri olarak, Güney Afrika'nın UAD girişimini yakından izliyor. Ankara, daha önce de İsrail aleyhine soykırım davasına müdahil olabileceğini açıklamıştı. Bu gelişme, Türkiye'nin uluslararası hukuk nezdinde İsrail'i yargılama çabalarını güçlendiriyor ve bölgesel liderlik iddiasını pekiştiriyor. Ayrıca, Türk kamuoyunda Filistin'e yönelik güçlü bir hassasiyet bulunuyor. Bu nedenle, Güney Afrika'nın girişiminin, Türkiye'nin dış politika söylemleriyle örtüştüğü ve Ankara'nın benzer adımlar atmasını teşvik edebileceği değerlendiriliyor.