İsrail'in, savaş sonrası dönemde Gazze Şeridi'nde kurulacak çok uluslu bir karargahta görev yapan İngiliz subayları ülkeden çıkarmayı değerlendirdiği bildiriliyor. Middle East Eye'ın aktardığı habere göre, Tel Aviv yönetimi, Birleşik Krallık'ın Gazze'deki uluslararası güce katılımına sıcak bakmıyor ve bu çerçevede İngiliz yetkililerin karargahtan uzaklaştırılması seçeneği masada. Gelişme, 7 Ekim 2023'te başlayan İsrail-Hamas savaşının ardından Gazze'nin gelecekteki yönetimi ve güvenliğine dair uluslararası planların tartışıldığı bir dönemde yaşanıyor.
Gelişmenin Arka Planı
İsrail ile Birleşik Krallık arasındaki görüş ayrılığının, İngiltere'nin Gazze'deki savaş sonrası yönetim modeline ilişkin yaklaşımından kaynaklandığı öne sürülüyor. Habere göre, İsrailli yetkililer, İngiliz hükümetinin Filistin devletinin kurulmasına verdiği güçlü desteği ve Birleşik Krşık Dışişleri Bakanı David Cameron'ın açıklamalarını rahatsızlıkla karşılıyor. Özellikle, Birleşik Krallık'ın iki devletli çözüme olan bağlılığını yinelerken, İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonlarını eleştirmesi, ikili ilişkilerde gerginliğe yol açmış durumda.
İsrail Savunma Kuvvetleri'nin (IDF) Gazze'deki kara operasyonlarını sürdürdüğü ve Hamas'ın altyapısını hedef aldığı bir süreçte, uluslararası toplumun Gazze'nin geleceğine dair planları da şekilleniyor. ABD'nin öncülüğünde, Gazze'de yeniden yapılanma ve güvenliğin sağlanması için çok uluslu bir güç oluşturulması fikri üzerinde duruluyor. Bu kapsamda, İngiltere'nin de katkı sağlaması bekleniyordu. Ancak İsrail'in, İngiliz askerlerinin Gazze'deki karargahta yer almasına sıcak bakmaması, bu planın sekteye uğrayabileceğine işaret ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İngiltere'nin Gazze'deki karargahtan çıkarılması ihtimali, sadece ikili ilişkileri değil, aynı zamanda bölgesel güç dengelerini de etkileyebilecek bir potansiyele sahip. Birleşik Krallık, uzun süredir Orta Doğu'da dengeleyici bir güç olarak konumlanmış durumda. Özellikle, İngiltere'nin Filistin yönetimiyle ve bazı Arap ülkeleriyle kurduğu yakın ilişkiler, bölgedeki istikrar arayışlarında önemli bir rol oynuyor. İsrail'in bu tutumu, İngiltere'nin bölgedeki etkisini azaltabileceği gibi, müttefikler arasında da güven bunalımına yol açabilir.
Savaş sonrası Gazze'nin yönetimi konusunda uluslararası toplumun büyük ölçüde mutabık kaldığı bir model henüz oluşmuş değil. Filistin Yönetimi'nin (PA) Gazze'de yeniden söz sahibi olması fikri, bazı çevrelerce desteklenirken, İsrail bu konuda isteksiz davranıyor. Bu noktada, uluslararası gücün bileşimi ve görev tanımı büyük önem taşıyor. İngiliz yetkililerin karargahtan çıkarılması, gücün inandırıcılığını ve meşruiyetini zedeleyebilir. Ayrıca, İsrail'in müttefiklerine yönelik bu tür bir hamlesi, savaş sonrası düzenin kurulmasını daha da karmaşık hale getirebilir.
Birleşik Krallık'ın tepkisi ise henüz net değil. İngiliz hükümeti, İsrail'in bu yöndeki bir kararını resmi olarak doğrulamış değil. Ancak, İngiltere'nin Gazze'deki insani duruma ilişkin eleştirilerini sürdürdüğü ve ateşkes çağrılarını yinelediği biliniyor. İki ülke arasındaki bu gerilim, aynı zamanda Batılı ülkelerin İsrail'e yönelik politikalarındaki farklılıkları da gözler önüne seriyor. ABD, İsrail'in en güçlü müttefiki olarak öne çıkarken, Avrupa ülkeleri daha eleştirel bir tutum sergiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail-Filistin çatışmasında geleneksel olarak Filistin davasını destekleyen bir pozisyonda bulunuyor. Bu gelişme, Türkiye'nin bölgedeki diplomatik manevra alanını etkileyebilir. İsrail'in İngiltere gibi bir müttefikini dışlaması, Batı ülkeleri arasındaki ayrışmayı derinleştirerek Türkiye'nin elini güçlendirebilir. Zira Türkiye, Gazze'nin yeniden inşası ve yönetimi konusunda aktif bir rol oynamak istediğini defalarca dile getirdi. Bu süreçte Türkiye'nin, Hamas ile kurduğu iletişim kanalları ve Filistinli gruplarla diyaloğu, bölgesel bir aktör olarak önemini artırıyor. İsrail-İngiltere arasındaki bu gerilim, Türkiye'nin, Gazze'deki gelecek düzenlemelerde söz sahibi olma ihtimalini artırabilir. Ancak Türkiye'nin bu rolü oynayabilmesi için, Batılı ülkelerle ilişkilerini dengeleyerek, hem Filistin yönetimi hem de Hamas nezdinde güvenilirliğini koruması gerekiyor. Bölgedeki dengelerin hızla değiştiği bu süreçte, Türkiye'nin çok yönlü diplomasisi öne çıkabilir.