Nepal'in kuzeyindeki dağlık bölgede, Tibet sınırına yakın bir bölgede meydana gelen ani sel felaketi büyük yıkıma yol açtı. Nepal makamları, sel sularının birçok köyü ve kasabayı etkisi altına aldığını, aralarında yabancı turistlerin de bulunduğu yüzlerce kişinin kaybolduğunu açıkladı. Hava araçlarıyla çekilen görüntüler, kahverengi çamurlu suların evleri, yolları ve köprüleri sürüklediğini, geniş alanların sular altında kaldığını gösteriyor. Felaketin boyutu, bölgede olağanüstü hal ilan edilmesine neden oldu ve arama kurtarma ekipleri seferber edildi.
Sel Felaketinin Ardından
Nepal'in başkenti Katmandu'nun yaklaşık 170 kilometre kuzeydoğusundaki Sindhupalchok bölgesi ile Tibet Özerk Bölgesi'ne (Çin) komşu olan bölgede, şiddetli yağışların ardından meydana gelen ani sel, gece saatlerinde etkisini göstermeye başladı. Yerel yetkililer, özellikle Bhotekoshi Nehri çevresindeki yerleşimlerin sular altında kaldığını, onlarca evin yıkıldığını veya sulara kapıldığını bildirdi. Şu ana kadar ulaşılabilen resmi rakamlara göre en az 30 kişi hayatını kaybetti, 200'den fazla kişi kayıp. Kayıplar arasında bölgedeki trekking rotalarını kullanan en az 50 yabancı turistin bulunduğu belirtiliyor. Nepal polisi, ordu ve seferber edilen yardım ekipleri, ulaşımın büyük ölçüde kesildiği bölgeye helikopterlerle ulaşmaya çalışıyor.
Görgü tanıkları, gece yarısı aniden yükselen su seviyesinin insanlara kaçma fırsatı vermediğini aktardı. Bir köy sakini, "Sadece birkaç dakika içinde her yer su doldu. Herkes yüksek yerlere kaçmaya çalıştı, birçok kişi kayboldu" ifadelerini kullandı. Bölgedeki altyapı büyük hasar gördü; elektrik ve iletişim hatları kesildi, birçok köprü yıkıldı. Nepal hükümeti, afet bölgesine insani yardım ulaştırmak için Çin yönetimiyle koordinasyon kurduğunu, ancak sınır kapısının geçici olarak kapatıldığını duyurdu. Kathmandu'da yaşayan Nepalli yetkililere göre sel, Bhotekoshi Nehri üzerindeki baraj kapaklarının açılmasından da kaynaklanmış olabilir; bu konuda henüz resmi bir açıklama yapılmadı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Nepal, Himalayalar'daki coğrafi konumu nedeniyle doğal afetlere en açık ülkelerden biri. Ülke, her yıl muson yağmurları ve iklim değişikliğinin etkisiyle artan sıklıkta ani sel, heyelan ve buzul gölü taşkınlarıyla karşı karşıya kalıyor. Bu tür felaketler yalnızca can kaybına yol açmakla kalmıyor, aynı zamanda bölgenin kırılgan ekonomisini de derinden etkiliyor. Nepal'de turizm, özellikle yürüyüş ve dağcılık faaliyetleri, ülke ekonomisinin önemli bir bölümünü oluşturuyor. Kayıp turistler arasında Avrupa, ABD ve Avustralya'dan gelenlerin olduğu bildiriliyor. Bu durum, Nepal'in uluslararası toplumla iş birliği yapmasını gerektiriyor.
Sel felaketi, bölgedeki sismik hareketlilik ve jeopolitik gerilimlerin gölgesinde meydana geldi. Nepal, Çin ile Hindistan arasında tampon bir ülke konumunda bulunuyor. Çin'in Tibet bölgesiyle olan sınır, altyapı projeleri ve ticaret yolları açısından kritik öneme sahip. Özellikle Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında yaptığı yatırımlar, bölgedeki ulaşım ağlarını geliştirmişti. Ancak bu tür doğal afetler, altyapının ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Uzmanlar, iklim değişikliğinin etkisiyle Himalayalar'daki buzulların erimesinin, bu tür ani sel olaylarının sıklığını artıracağı konusunda uyarıyor. Bu felaket, tüm Güney Asya bölgesi için bir uyarı niteliği taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Nepal'deki sel felaketi, Türkiye'nin doğal afet yönetimindeki deneyimi ve uluslararası yardım kapasitesini öne çıkarabileceği bir durum olarak değerlendirilebilir. Türkiye, geçmişte Pakistan, İran ve Bangladeş gibi ülkelerde yaşanan deprem ve sel felaketlerinde arama kurtarma ekipleri ve insani yardım göndererek bölgesel bir aktör olduğunu göstermişti. Bu tür krizlerde Türkiye'nin hızlı müdahale kabiliyeti, diplomatik ilişkilerine olumlu katkı sağlayabilir. Ayrıca, iklim değişikliğinin yol açtığı doğal afetlerin artacağı öngörüsüyle, Türkiye'nin afet yönetimi ve kalkınma iş birliği alanlarında Nepal'e destek vermesi, hem iki ülke ilişkilerini güçlendirebilir hem de küresel insani diplomasideki etkinliğini artırabilir. Öte yandan, bölgedeki Çin-Hindistan rekabeti göz önüne alındığında, Türkiye'nin bu tür insani krizlerde tarafsız ve yapıcı rol oynaması, dış politikasında dengeli bir duruş sergilemesine katkı sağlayacaktır.