İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, 2016 yılında Batı Şeria'nın El-Halil kentinde yaralı halde yerde yatan Filistinli saldırganı öldüren eski asker Elor Azaria'yı affetti. Azaria, 2017'de askeri mahkeme tarafından kasten adam öldürmekten suçlu bulunarak 18 ay hapis cezasına çarptırılmış, ancak cezası daha sonra 14 aya indirilmişti. Herzog'un affı, İsrail'de sağ kesimler ve ordunun bir kısmı tarafından memnuniyetle karşılanırken, Filistinliler ve insan hakları kuruluşları kararı sert şekilde eleştirdi. Affın, İsrail'in işgal altındaki topraklardaki askeri uygulamalarına ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirmesi bekleniyor.
Olayın Arka Planı: El-Halil'deki Ölümcül Müdahale
Olay, 24 Mart 2016'da Batı Şeria'nın El-Halil kentinde meydana geldi. İki Filistinli, İsrail askerlerine bıçaklı saldırı düzenledi; saldırıda bir asker yaralandı. Saldırganlardan biri olay yerinde öldürüldü, diğeri ise yaralı olarak yerde hareketsiz yatıyordu. Olay yerine gelen asker Elor Azaria, yaklaşık 11 dakika sonra yerde yatan yaralı Filistinliye başından tek kurşun sıkarak öldürdü. Olay, görgü tanıkları ve insan hakları örgütleri tarafından kaydedildi ve uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Azaria, olayın hemen ardından tutuklandı ve askeri mahkemede yargılandı. 2017 Ocak ayında kasten adam öldürmekten suçlu bulunarak 18 ay hapis cezasına çarptırıldı. Temyiz sürecinde cezası 14 aya düşürüldü. Azaria, cezasının büyük bir kısmını açık cezaevinde geçirdikten sonra 2018'de şartlı tahliye ile serbest bırakıldı. İsrail'de sağcı siyasetçiler ve ordunun bir kısmı Azaria'yı "kahraman" olarak nitelendirerek affedilmesi çağrısında bulunmuştu. Sol görüşlü kesimler ve insan hakları örgütleri ise kararın hukukun üstünlüğünü zedelediğini savunuyordu.
Affın Hukuki ve Siyasi Boyutları
İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, affı onaylarken yaptığı yazılı açıklamada, "Adaletin ve merhametin dengesini gözettim" ifadelerini kullandı. Herzog, Azaria'nın suçunu kabul ettiğini ve pişmanlık duyduğunu belirterek, affın "toplumsal uzlaşma" için önemli olduğunu vurguladı. Ancak karar, İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria'daki askeri yargı sistemine yönelik eleştirileri artırdı. Filistin Yönetimi, affı "alçakça" olarak nitelendirerek, uluslararası toplumu İsrail'e karşı harekete geçmeye çağırdı. İnsan hakları örgütleri, affın İsrail askerlerine "cezasızlık" mesajı verdiğini ve Filistinlilere yönelik şiddetin önünü açacağını belirtti. Uluslararası Af Örgütü, kararı "adaletin katledilmesi" olarak değerlendirdi. Öte yandan, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve savunma bakanı, affı memnuniyetle karşıladı. Karar, İsrail toplumunda derin bir bölünmeyi yansıtıyor: bir yanda askerlerin korunması gerektiğini savunan sağcı kesim, diğer yanda hukukun üstünlüğünü savunan kesim.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Azaria'nın affı, İsrail-Filistin çatışmasının hassas dengelerini yeniden gündeme getirdi. 2015-2016 yıllarında Filistinlilerin İsraillilere yönelik bıçaklı ve silahlı saldırılarının arttığı bir dönemde yaşanan olay, uluslararası toplumun İsrail'in orantısız güç kullanımına dair endişelerini artırmıştı. Affın, özellikle Avrupa Birliği ve ABD yönetimi tarafından nasıl karşılanacağı merak konusu. ABD, geçmişte Azaria davasını yakından takip etmiş ve İsrail'in hukuki sürece saygı göstermesi gerektiğini vurgulamıştı. Bu affın, İsrail'in uluslararası imajını daha da erozyona uğratabileceği ve Filistinlilere yönelik şiddetin tırmanmasına zemin hazırlayabileceği öngörülüyor. Ayrıca, affın İsrail ordusu içindeki disiplin ve hesap verebilirlik mekanizmalarına zarar verdiği yönünde değerlendirmeler yapılıyor. İsrail'in işgal altındaki topraklardaki uygulamaları, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) soruşturma kapsamında. UCM savcılığı, 2021'de İsrail'in savaş suçları işlediğine dair soruşturma başlatmıştı. Azaria'nın affı, bu soruşturmada delil olarak kullanılabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail Cumhurbaşkanı Herzog'un, yaralı bir Filistinliyi öldüren askeri affetmesi, Türkiye'nin Filistin politikası ve bölgesel istikrar açısından önemli bir sınavdır. Türkiye, uzun süredir Filistin davasını desteklemekte ve İsrail'in işgal altındaki topraklardaki eylemlerini uluslararası hukuka aykırı bulmaktadır. Bu affın, İsrail'in cezasızlık politikasını pekiştirdiği ve Filistinlilere yönelik şiddeti meşrulaştırdığı yönündeki görüşler, Türkiye'nin resmi tutumunu güçlendirecektir. Ayrıca, affın ardından Filistin Yönetimi'nin uluslararası alanda girişimlerde bulunması ve Türkiye'nin bu girişimlere destek vermesi beklenebilir. Bölgesel düzeyde, İsrail'in bu tür kararları, Doğu Akdeniz ve Orta Doğu'da gerilimi artırabilir; Türkiye'nin arabuluculuk rolünü zorlaştırabilir. Ekonomik ve güvenlik açısından doğrudan bir etkisi olmasa da, Türkiye kamuoyunda İsrail karşıtlığını besleyerek siyasi söylemlere yansıyabilir.