Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da, Kral Halid Uluslararası Havalimanı yakınlarında alevler ve dumanların yükseldiği görüldü. Husiler, başkente yönelik insansız hava aracı (İHA) ve balistik füze saldırısı gerçekleştirdiklerini açıkladı. Suudi yetkililerden henüz resmi bir açıklama gelmedi; havalimanı çevresinde güvenlik güçlerinin geniş çaplı önlem aldığı ve bazı uçuşların geciktiği bildirildi.
Saldırının Arka Planı ve Husilerin Açıklamaları
Husilerin askeri sözcüsü Yahya Saree, yaptığı yazılı açıklamada, "Riyad'daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı ve diğer stratejik hedeflere yönelik geniş kapsamlı bir saldırı düzenledik. Saldırıda Sammad-3 tipi insansız hava araçları ve Zülfikar balistik füzeleri kullanıldı" ifadelerini kullandı. Saree, saldırıların Suudi Arabistan'ın Yemen'e yönelik operasyonlarına yanıt olduğunu belirtti. Husiler, son haftalarda Suudi topraklarına yönelik saldırılarını artırmış durumda. Geçtiğimiz günlerde de Suudi Arabistan'ın güneyindeki Cizan ve Necran bölgelerine benzer saldırılar düzenlenmişti.
Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri, Husilerin iddialarını henüz doğrulamadı. Ancak görgü tanıkları, Riyad semalarında patlama sesleri duyulduğunu ve havalimanı çevresinde yangın çıktığını aktardı. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, havalimanı yakınlarından yükselen yoğun siyah dumanlar yer aldı. Suudi sivil havacılık yetkilileri, havalimanındaki uçuşların bir süre durdurulduğunu, bazı seferlerin iptal edildiğini veya gecikmeye uğradığını duyurdu.
Yemen'de 2014'ten bu yana süren iç savaşta Husiler, Suudi Arabistan ve müttefiklerine karşı sık sık füze ve İHA saldırıları düzenliyor. Suudi Arabistan, Husileri İran'ın bölgedeki vekil gücü olarak görüyor ve Yemen'deki askeri müdahalesini bu tehdidi bertaraf etmek için meşrulaştırıyor. Husiler ise Suudi Arabistan'ı Yemen'e müdahale etmekle ve ülkeyi abluka altına almakla suçluyor. Son saldırı, bölgede artan gerilimin bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Riyad'a yönelik saldırı, Orta Doğu'da istikrarsızlığı daha da derinleştirebilir. Suudi Arabistan, dünyanın en büyük petrol ihracatçılarından biri ve küresel enerji piyasaları için kritik bir aktör. Başkente yönelik herhangi bir saldırı, petrol fiyatlarında dalgalanmaya yol açabilir ve uluslararası yatırımcıların bölgeye yönelik risk algısını artırabilir. Ayrıca, Husilerin artan askeri kapasitesi, İran'ın bölgedeki etkisini genişlettiği yönündeki endişeleri güçlendiriyor.
ABD ve Batılı ülkeler, Husilerin saldırılarını kınıyor ve Suudi Arabistan'ın kendini savunma hakkını destekliyor. Ancak Yemen'deki insani kriz nedeniyle Suudi Arabistan'a yönelik silah satışları da eleştiriliyor. Birleşmiş Milletler, Yemen'deki çatışmanın siyasi çözümünü teşvik etmek için çaba sarf ediyor, ancak taraflar arasındaki görüşmeler şimdiye kadar sonuçsuz kaldı. Son saldırı, barış çabalarını daha da zorlaştırabilir.
Husilerin saldırıları, Suudi Arabistan'ın hava savunma sistemlerinin etkinliği konusunda da soru işaretleri yaratıyor. Suudi Arabistan, bölgede en gelişmiş hava savunma sistemlerine sahip olduğunu iddia etse de, Husilerin İHA'ları zaman zaman bu savunmayı aşmayı başarıyor. Bu durum, Suudi Arabistan'ın güvenlik açığını gözler önüne seriyor ve bölgesel güç dengesini etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen krizinde tarafsız bir tutum izlemeye çalışsa da, Suudi Arabistan ve Husiler arasındaki gerilim Türkiye'nin bölgesel çıkarlarını yakından etkiliyor. Riyad'a yönelik saldırılar, Körfez'de istikrarsızlığı artırarak Türkiye'nin enerji güvenliğini ve ticaret yollarını tehdit edebilir. Ayrıca, Husilerin İran ile olan bağlantısı, Türkiye'nin İran'la dengeli ilişkilerini zorlaştırabilir. Türkiye, bölgede diplomatik çözüm çağrılarını sürdürürken, Suudi Arabistan ile savunma iş birliğini de derinleştiriyor. Olası bir tırmanma, Türkiye'nin Orta Doğu'daki arabuluculuk rolünü ve güvenlik politikalarını yeniden şekillendirebilir.