Husiler, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun son 24 saat içinde Yemen genelinde 26 hava saldırısı düzenlediğini duyurdu. Örgütün kontrolündeki basın kuruluşlarına göre saldırılar başkent Sana ve çevresi, Hudeyde liman kenti ve stratejik Bab el-Mendeb Boğazı yakınlarındaki bölgeleri hedef aldı. Suudi Arabistan yönetiminden saldırılara ilişkin henüz resmi bir açıklama gelmedi.
Gelişmenin Arka Planı
Yemen'de yıllardır süren iç savaşta Husiler, ülkenin en kalabalık bölgelerini elinde bulunduruyordu. Bu ay başlattıkları hızlı askeri harekatla Kızıldeniz kıyı şeridinin tamamını ele geçirmeyi hedefleyen Husiler, böylece kritik öneme sahip Bab el-Mendeb Boğazı'nı kontrol altına almış durumda. Boğaz, Kızıldeniz ile Aden Körfezi'ni birbirine bağlayan ve küresel deniz ticaretinin yaklaşık yüzde 10'unun geçtiği bir geçiş noktası. Husilerin bu bölgedeki hakimiyeti, hem Yemen iç savaşının seyrini hem de bölgesel deniz güvenliğini doğrudan etkiliyor.
Suudi Arabistan ve müttefikleri, 2015'ten bu yana Husilere karşı Koalisyon güçleriyle mücadele ediyor. Koalisyon, Husilerin İran'dan destek aldığını öne sürerken, Tahran bu iddiaları reddediyor. Son saldırılar, Husilerin Kızıldeniz'deki ilerleyişine karşı Suudi Arabistan'ın askeri baskıyı artırdığını gösteriyor. Hudeyde, ülkenin en önemli limanı olarak insani yardımların giriş kapısı konumunda; buradaki çatışmalar milyonlarca Yemenliyi açlık riskiyle karşı karşıya bırakabilir.
Birleşmiş Milletler verilerine göre Yemen'de 2014'ten bu yana süren çatışmalarda 377 binden fazla kişi hayatını kaybetti; bunların büyük bölümü dolaylı nedenlerden (açlık, hastalık, altyapı çöküşü) kaynaklandı. Ülke nüfusunun yüzde 80'i insani yardıma muhtaç durumda. Husilerin Kızıldeniz kıyısını ele geçirmesi, insani yardım koridorlarını daha da kırılgan hale getirebilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bab el-Mendeb Boğazı, Avrupa ile Asya arasındaki deniz ticaretinin can damarı. Mısır'ın Süveyş Kanalı üzerinden geçen gemilerin büyük kısmı bu boğazdan geçiyor. Husilerin boğazı kontrol etmesi, deniz taşımacılığında sigorta maliyetlerini artırabilir ve küresel tedarik zincirlerinde gecikmelere yol açabilir. Son aylarda Husilerin Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırıları nedeniyle birçok armatör rotasını değiştirmek zorunda kaldı; bu durum navlun fiyatlarını yükseltti.
Suudi Arabistan, Yemen'deki savaşı körüklemekle eleştiriliyor; ancak Riyad, Husilerin İran'ın bölgesel yayılmacılığının bir aracı olduğunu savunuyor. İran ise Husilere siyasi destek verdiğini kabul etmekle birlikte askeri yardım iddialarını yalanlıyor. ABD, Suudi Arabistan'a istihbarat ve lojistik destek sağlarken, son yıllarda Yemen savaşına doğrudan müdahaleyi azalttı. Biden yönetimi, Husileri terör örgütü listesinden çıkarmıştı; ancak Kızıldeniz saldırıları sonrası bu karar yeniden tartışılıyor.
Çin ve Rusya, Yemen krizinde diplomatik çözüm çağrısı yapıyor; fakat BM Güvenlik Konseyi'nde etkili bir adım atılamıyor. Bölgesel güçlerden Birleşik Arap Emirlikleri, Yemen'in güneyinde ayrılıkçı Güney Geçiş Konseyi'ni desteklemekle suçlanıyor. Bu durum, ülkeyi fiilen üçe bölünmüş bir yapıya sürüklüyor: kuzeyde Husiler, güneyde ayrılıkçılar ve doğuda hükümet güçleri.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yemen'deki gelişmeler, Kızıldeniz ve Bab el-Mendeb Boğazı üzerinden yürütülen küresel ticaretin güvenliğini doğrudan etkiliyor. Türkiye, ihracatının önemli bir kısmını Süveyş Kanalı üzerinden Asya ve Afrika pazarlarına ulaştırıyor; boğazdaki istikrarsızlık Türk ihracatçısı için navlun ve sigorta maliyetlerini artırabilir. Ayrıca Türkiye, Suudi Arabistan ve İran ile dengeli ilişkiler yürütüyor. Ankara'nın Yemen krizinde diplomatik çözümü desteklemesi, bölgesel istikrar ve ekonomik çıkarlar açısından kritik. Husilerin Kızıldeniz'deki eylemleri, Türkiye'nin Afrika açılımını da olumsuz etkileyebilir.