Yemen'deki Husiler, Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad ve Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu kentine yönelik füze ve insansız hava aracı saldırıları düzenlediklerini iddia etti. Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon ise saldırıların hava savunma sistemleri tarafından engellendiğini ve herhangi bir hasar meydana gelmediğini açıkladı. Olay, Yemen savaşında tansiyonun yeniden yükseldiğini gösteriyor.
Saldırıların Arka Planı ve Tarafların Açıklamaları
Husi askeri sözcüsü Yahya Saree, yaptığı yazılı açıklamada, Riyad'daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı ile Yanbu'daki petrol rafinerisi ve askeri üsleri hedef aldıklarını belirtti. Saree, saldırıların Suudi Arabistan'ın Yemen'e yönelik "saldırganlığına" yanıt olarak gerçekleştirildiğini savundu. Husiler, son aylarda Suudi topraklarına yönelik saldırılarını artırmış durumda.
Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon sözcüsü Turki al-Maliki ise yaptığı açıklamada, Husilerin Riyad ve Yanbu'ya yönelik saldırı girişimlerinin Suudi hava savunma kuvvetleri tarafından önlendiğini bildirdi. Al-Maliki, saldırılarda kullanılan balistik füzelerin ve insansız hava araçlarının imha edildiğini, can veya mal kaybı yaşanmadığını ifade etti. Koalisyon sözcüsü, Husilerin saldırılarının arkasında İran'ın olduğunu iddia ederek Tahran'ı suçladı.
Husilerin kontrolündeki El-Mesira televizyonu, saldırılara ilişkin görüntüler yayınladı; ancak bu görüntülerin doğruluğu bağımsız kaynaklar tarafından doğrulanamadı. Suudi yetkililer ise saldırıların ardından Riyad ve Yanbu'da olağanüstü bir durum olmadığını, günlük yaşamın devam ettiğini duyurdu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Yemen'de 2014'ten bu yana süren iç savaş, Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyonun 2015'te başlattığı askeri müdahaleyle bölgesel bir çatışmaya dönüştü. Husiler, İran'ın desteklediği bir grup olarak görülüyor ve Suudi Arabistan, Husilerin füze ve İHA yeteneklerinin İran tarafından sağlandığını savunuyor. ABD ve Batılı ülkeler de Husilerin saldırılarını kınıyor ve İran'ı bölgesel istikrarsızlıkla suçluyor.
Son dönemde Husiler, Suudi Arabistan'ın yanı sıra Birleşik Arap Emirlikleri'ne ait hedeflere de saldırılar düzenlemişti. 2022'de Abu Dabi'de meydana gelen saldırılarda üç kişi hayatını kaybetmişti. Bu saldırılar, Körfez ülkelerinin güvenlik endişelerini artırdı ve bölgede gerilimi tırmandırdı.
Uluslararası toplum, Yemen'deki insani krize dikkat çekiyor. Birleşmiş Milletler'e göre, ülkede 20 milyondan fazla insan insani yardıma muhtaç durumda. Savaş, dünyanın en büyük insani krizlerinden biri olarak nitelendiriliyor. Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırıları, barış görüşmelerini de olumsuz etkiliyor. BM öncülüğünde yürütülen müzakereler şu ana kadar somut bir sonuç vermedi.
Suudi Arabistan, son yıllarda Husilerle doğrudan diyalog kurma çabaları içinde olduğunu göstermişti. 2023'te Suudi ve Husi yetkililer arasında ateşkes görüşmeleri yapıldığı basına yansımıştı. Ancak bu son saldırılar, çözüm umutlarını zayıflatabilir. Bölgede petrol fiyatlarını etkileyebilecek her türlü gerilim, küresel enerji piyasaları tarafından yakından izleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen krizinde taraflarla diyalog kanallarını açık tutan ve insani yardımlara katkı sağlayan bir ülke konumunda. Riyad ve Yanbu'ya yönelik saldırılar, Türkiye'nin Körfez'deki ticari ve enerji çıkarlarını dolaylı olarak etkileyebilir. Suudi Arabistan, Türkiye'nin önemli bir ticaret ortağı; Kızıldeniz'deki istikrarsızlık, Türkiye'nin Asya'ya uzanan deniz ticaret yolları için risk oluşturuyor. Ayrıca Türkiye, bölgesel gerilimin azaltılması için diplomatik çabalara destek veriyor. Husilerin saldırıları, Türkiye'nin Körfez ülkeleriyle savunma iş birliğini de gündeme getirebilir. Ankara'nın denge politikası, Yemen'de kalıcı barışın sağlanmasına yönelik çabaları desteklemeyi sürdürüyor.