İran'ın dini lideri Ali Hamaney'in İsrail tarafından öldürüldüğü iddiası, Orta Doğu'da yeni bir kriz dalgasını tetiklerken, Batı ülkelerinin çoğu bu gelişmeye karşı sessiz kalmayı tercih ediyor. Middle East Eye'da yayımlanan bir analiz, İsrail'in bu eyleminin uluslararası hukuku ihlal ettiğini ve İran halkının yas tutma hakkının hiçe sayıldığını vurguluyor. Hamaney'in ölümü, İran'da derin bir yas ve öfkeye yol açarken, Batı'nın bu trajediye yönelik soğuk tavrı, ikiyüzlülük ve çifte standart suçlamalarını beraberinde getiriyor.
Gelişmenin arka planı
Ali Hamaney, 1989'dan beri İran'ın en yüksek otoritesi olarak ülkeyi yönetiyordu. İsrail'in gerçekleştirdiği saldırı, Hamaney'in İran'ın nükleer programına ilişkin yürüttüğü müzakerelerde önemli bir rol oynadığı bir döneme denk geldi. Analize göre, İsrail'in bu eylemi, İran'ın bölgesel nüfuzunu zayıflatma amacı taşıyor. Ancak Batılı ülkeler, özellikle ABD ve İngiltere, İsrail'i kınamak yerine sessiz kalmayı tercih ediyor. Bu durum, İran'da Batı'ya yönelik güveni daha da zedelerken, ülkede yeni bir iç siyasi krizin fitilini ateşliyor.
İran hükümeti, Hamaney'in ölümünün ardından ulusal yas ilan ederken, başkent Tahran'da yüz binlerce kişi sokaklara döküldü. İran dini liderinin cenazesi, büyük bir törenle toprağa verilirken, ülkede Hamaney'in varisi olarak kimin geçeceği sorusu gündeme geldi. İran Anayasası'na göre, dini liderin ölümü halinde Uzmanlar Meclisi'nin toplanarak yeni bir lider seçmesi gerekiyor. Söz konusu süreç, İran'ın iç siyasetinde dengeleri değiştirebilir.
Bölgesel ve küresel boyut
Hamaney'in öldürülmesi, sadece İran için değil, tüm Orta Doğu için bir dönüm noktası. İran'ın bölgesel varlığı, özellikle Suriye, Irak, Lübnan ve Yemen'deki nüfuzu, bu gelişmeyle birlikte sorgulanmaya başlandı. Analiz, Batı'nın İran'ın yasını görmezden gelmesinin, bölgede İran'a karşı daha agresif bir politika izlenmesine zemin hazırlayabileceğine dikkat çekiyor. Öte yandan, Rusya ve Çin gibi diğer büyük güçler, İran'ın yanında yer alarak Batı'nın bu tutumunu eleştiriyor. Bu durum, küresel güç dengelerinde yeni bir kutuplaşmayı tetikliyor.
İsrail'in bu hamlesi, uluslararası toplumda büyük yankı uyandırırken, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde acil bir toplantı talep edildi. Ancak ABD'nin vetosuyla karşılaşan bu girişim, İran'ın Batı'ya olan güvensizliğini artırdı. İran Dışişleri Bakanlığı, olayı 'bir devlet terörü eylemi' olarak nitelendirirken, İsrail ise operasyonu 'meşru müdafaa' olarak savunuyor. Orta Doğu'daki bu yeni gerilim, petrol fiyatlarının yükselmesine ve borsalarda dalgalanmalara neden oldu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la kara sınırına sahip en önemli bölgesel aktörlerden biri olarak, bu gelişmeden doğrudan etkilenecek. İran'da yaşanan iç siyasi istikrarsızlık, Türkiye'nin güneydoğusunda yeni güvenlik riskleri oluşturabileceği gibi, iki ülke arasındaki ticari ilişkileri de olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, İran'ın bölgesel nüfuzunun zayıflaması, Türkiye için yeni fırsatlar yaratabilir. Ancak Batı'nın İran'a yönelik sert tutumu, Türk dış politikasının denge arayışını da zorlayacaktır. Türkiye'nin, bir yandan Batı ittifakı içindeki konumunu, diğer yandan İran'la olan komşuluk ilişkilerini gözeterek hareket etmesi gerekiyor.