Gazze Şeridi'nde cankurtaranlar, İsrail'in yıllardır süren ablukası ve son çatışmaların yol açtığı yıkım nedeniyle temel kurtarma ekipmanlarından yoksun. Filistinliler, sıcak havalarda serinlemek ve çocuklarına deniz keyfi yaşatmak için Akdeniz kıyılarına akın ederken, cankurtaran timleri yalnızca düdük ve sınırlı sayıda cankurtaran simidiyle görev yapıyor. Gazze'nin güneyindeki sahillerde görevli cankurtaran Muhammed Ebu Halil, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Elimizde sadece düdüklerimiz var. Motorlu bot, cankurtaran botu, oksijen tüpü gibi ekipmanlarımız yok. Bir kişi boğulma tehlikesi geçirdiğinde, yüzerek ulaşmaya çalışıyoruz ama bu çoğu zaman yeterli olmuyor" dedi.
Yetersiz ekipman, artan risk
İsrail'in 7 Ekim'den bu yana Gazze'ye düzenlediği saldırılar, bölgedeki altyapıyı büyük ölçüde tahrip etti. Sahil güvenlik ofisleri ve cankurtaran istasyonları da bu saldırılardan nasibini aldı. Birleşmiş Milletler verilerine göre, Gazze'deki 42 cankurtaran istasyonundan yalnızca 12'si faaliyet gösterebiliyor. Cankurtaranlar, mevcut koşullarda yüzlerce insanın denize girmesi sonucu yaşanabilecek boğulma vakalarına karşı hazırlıksız. Filistin Sivil Savunma Sözcüsü Mahmud Basal, "Son üç haftada 15 kişi boğuldu, bunlardan 8'i çocuktu. Elimizdeki imkanlarla bu sayıyı azaltmaya çalışıyoruz" ifadelerini kullandı.
Abluka nedeniyle tıbbi malzeme ve kurtarma ekipmanlarının Gazze'ye girişi neredeyse tamamen durmuş durumda. Yardım kuruluşları, cankurtaran ekipmanlarının insani yardım kapsamına alınması çağrısında bulunuyor. Ancak İsrail'in güvenlik gerekçesiyle uyguladığı kısıtlamalar, bu tür malzemelerin bölgeye ulaşmasını engelliyor. Yerel balıkçılar da tekneleri ve ağlarıyla cankurtaranlara yardımcı olmaya çalışıyor. Balıkçı Ahmed Zeyd, "Balığa çıktığımızda denizde zor durumda olanları görüyoruz, teknemizle yaklaşıp onları kurtarıyoruz. Devlet bize destek olmuyor" dedi.
Deniz, tek kaçış noktası
Gazze'deki insanlar için deniz, savaşın acımasız gerçeklerinden kaçışın tek yolu haline gelmiş durumda. İsrail saldırıları nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalan yüz binlerce Filistinli, sahile kurdukları çadırlarda yaşıyor. Çocuklar, günün büyük bölümünü denizde geçiriyor. Ancak deniz de güvenli değil; hem İsrail devriye botlarının tehdidi hem de kirlilik nedeniyle sağlık riskleri barındırıyor. Birleşmiş Milletler Yakın Doğu Filistin Mültecilerine Yardım Ajansı (UNRWA), atık suların denize karışması sonucu bölgede su kaynaklı hastalıkların yayılabileceği uyarısında bulunmuştu.
Yerel yetkililer, uluslararası toplumdan cankurtaran ekipmanı ve deniz güvenliği konusunda acil destek talep ediyor. Gazze Sahil Güvenlik Komutanı Tümgeneral Cemal el-Mücella, "Bu insanların denize girmekten başka çaresi yok. Onları korumak için her türlü desteğe ihtiyacımız var. Cankurtaran ekipmanlarının sevkiyatı için İsrail'in izni gerekiyor ve bu izin bir türlü verilmiyor" açıklamasında bulundu.
Öte yandan, bölgedeki insani kriz derinleşiyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Gazze'deki sağlık sisteminin çökme noktasında olduğunu, hastanelerin yetersiz kaldığını ve salgın hastalık riskinin arttığını bildiriyor. Bu koşullar altında boğulma vakalarının tedavisi için bile sağlık merkezlerine ulaşmanın güçlüğü ayrı bir sorun oluşturuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gazze'deki cankurtaranların yaşadığı bu durum, bölgedeki insani krizin çarpıcı bir göstergesi. Türkiye, geçmişte Gazze'ye insani yardım malzemeleri gönderen ve Filistin davasını destekleyen bir ülke olarak, bu tür gelişmeleri yakından izliyor. Türkiye'nin, cankurtaran ekipmanları dahil olmak üzere acil ihtiyaç malzemelerinin Gazze'ye ulaştırılması için girişimlerde bulunması, hem insani sorumluluğu hem de bölgesel etkisi açısından önem taşıyor. Ayrıca, Türkiye'nin arabuluculuk çabaları ve uluslararası platformlarda Gazze'ye yönelik ablukanın kaldırılması yönündeki çağrıları, bu tür dramatik tabloların sona ermesine katkı sağlayabilir. Ancak mevcut durumda, Gazze halkının yaşam mücadelesi, uluslararası toplumun etkin müdahalesinin ne kadar gerekli olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.